Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İngiliz basınında Kaddafi yorumları

    BBC Türkçe
    22 Şubat 2011 - 11:00Son Güncelleme : 22 Şubat 2011 - 11:05

    İngiliz basını, iktidarına karşı ayaklanan halkın üzerine savaş uçaklarının ateş açtığı haberleri üzerine, Libya lideri Muammer Kaddafi'ye ateş püskürdü.

    İngiliz basınında Kaddafi yorumları

    'Lanet olası Albay'

    Times gazetesinin manşeti, "Lanet olası Albay". Gazete, Arapça yayın yapan televizyon kanallarında dün gece yayımlanan bazı haberleri, kendi haberinin başına taşıyor. Bu haberlerin ilki, Libya'da savaş uçaklarının başkent Trablus'ta demokrasi yanlısı protestocuları bombalaması. Diğeri de, savaş uçaklarının, göstericilerin hafta sonunda ele geçirdiği Libya'nın en büyük ikinci kenti Bingazi'yi bombalamaya hazırlanması.

    Bu gelişmeler sonrası, bazı pilotlarla diplomatların rejimi terk ettiğini duyuruyor Times...Göstericilere ateş açmayı reddeden iki pilot dün Libya Hava Kuvvetleri'ne Mirage tipi savaş uçaklarıyla Malta'ya kaçmıştı. Libya Adalet Bakanı Mustafa Abdulcelil de rejimin göstericilere karşı 'orantısız güç' kullandığı gerekçesiyle istifa etmişti.

    Times, Libya'nın Birleşmiş Milletler delegasyonun da isyana katıldığını belirtiyor. Gazete, Libya'da rejim düşerken, yüzlerce kişinin de öldüğüne dikkat çekiyor. Times, başyazısında ise "Zorba yönetimin son durağı" demiş, Libya'daki gelişmelerle ilgili olarak...Gazete Kaddafi rejiminin, göstericilere ateş açıp, daha fazla kan dökülmesi sözü vererek, zalimliğini gösterdiğini vurguluyor. "Batı Kaddafi'ye, gecikmeksizin görevi bırakması için baskı yapmalı" diyor gazete...

    'Kaddafi gücü azalırken etrafa saldırıyor'

    Guardian'ın manşeti ise "Ölüm her yerde. Kaddafi, gücü azalırken etrafa saldırıyor".

    "Ölüm her yerde...", bir Trabluslunun El Cezire Televizyonu'na, hava saldırılarını tanımlarken, kullandığı ifade. Aynı Trabluslu, "Dünya niye sessiz?" diye de sormuştu. Guardian, güvenlik güçlerinin Libya'nın başkenti Trablus'ta kalabalığa ateş açmalarının, Arap Dünyası'ndaki demokrasi yanlısı protestoculara karşı şu ana kadar alınan en kanlı önlem olduğunu vurguluyor. Gazetenin ilk sayfasında da, dün Malta'ya inen iki Libya savaş uçağından birinin fotoğrafı var.

    Guardian'ın yorum sayfalarında da Libya Watch adlı insan hakları kuruluşunun başkanı Muhammed Abdülmelik'in bir yazısı bulunuyor. Yazının başlığı, "Artık canavar Kaddafi'ye boyun eğerek yaşayamayız". Petrolünün, Libya rejimini bugüne dek yurt dışından gelecek eleştiriden koruğunu belirten Abdülmelik, demokrasiyi destekleyenlerin özgürlük mücadelelerine de destek vermeleri gerektiğini söylüyor. Guardian'ın "Kaddafi'nin yıkıcı yolu" başlıklı başyazısında ise şu ifadeler yer alıyor:

    "Etkisiz Türk hükümdarlığı, İtalya'nın zalim sömürge yönetimiyle geçen dönem, Rommel'in-Montgomery'nin tank savaşları, kısa süreli bir monarşi ve sonunda Kaddafi'nin 40 yıllık sahte devleti, Libya'yı kurumlardan yoksun bıraktı...Libyalıların çoğunun şimdi hükümetlerinin şekline tamamen karşı oldukları görülüyor. Bu, Kaddafi'nin acımasız ve garip yönetiminin bir sonucudur. Kaddafi sonunda Libyalılara, bugüne dek onlardan mahrum bıraktığı birliği verdi."

    'Nefret edilen rejim, silah sesleri ve alevler arasında çöküyor'

    Independent tecrübeli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk'in 'Trablus'un zorbası' olarak nitelendirdiği Muammer Kaddafi'ye yönelik yazısını çekmiş manşetine.

    "Zalim. Mağrur. Kana batmış. Ve şimdi 40 yıldan uzun süren bir terör ve baskı dönemi sonrası acaba kesinlikle gidiyor mu?" diyor Robert Fisk...

    Bunun yanıtı ise yazının başlığında verilmiş: Fisk'e göre, "Nefret edilen bir rejim, silah sesleri ve alevler arasında çöküyor".

    Yazıdan bazı satırlar şöyle:

    "Tüm Orta Doğu öykülerinde olduğu gibi, Kaddafi'nin çöküşünün dramatik temsil töreninden önce, tarihi bir açıklama gelir. Kaddafi'nin muhalifleri yıllarca onu öldürmeye çalıştılar. Milliyetçiler olarak, işkence odalarındaki mahkumlar olarak, Bingazi -evet Bingazi!- sokaklarındaki İslamcılar olarak ayaklandılar. Kaddafi, hepsinin cezasını verdi."

    Robert Fisk daha sonra da, Kaddafi'nin birkaç gün önce halkı ona isyan ederken, Arap bir tanıdığıyla yaptığı sohbeti anlatıyor yazısında ve şu ifadeleri kullanıyor:

    "Kaddafi dört saatlik görüşmenin 20 dakikasında tanıdığına kendisine estetik ameliyat yapacak iyi bir doktor olup olmadığını sordu. Bilmem bu adam hakkında bunu söylememe gerek var mı ama gerçek bir öyküden bahsediyorum. Eski çocuk kötü görünüyordu, yüzü çökmüştü-şişmişti, deliyi andırıyordu. Tiyatroda oyuna çıkmadan önce son kez kapısı çalınırken, çaresizce ona son makyajını yapacak kadını arayan, son günlerinde ciddi ve trajik oyunlara yönelen bir komedi oyuncusu gibiydi."

    Independent'ın başyazısında ise Kaddafi'yi, İngiltere'nin 'konfor için biraz fazla sarıldığı' bir lider olarak gördüğünü de ekleyelim. İngiltere-Libya ilişkileri 1984'te, Lonra'daki Libya Büyükelçiliği'nden açılan ateş sonucu İngiliz bir polisin ölümünden itibaren gerginleşmiş, iki ülke 2004'te eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Libya'yı ziyaretiyle yeniden ilişki kurmuştu.

    'Arap isyanı Trablus'a geliyor'

    Financial Times gazetesinin bugünkü manşeti, "Çaresiz Kaddafi zar zor dayanıyor".

    Gazetenin ilk sayfasında, Bingazililer, güvenlik güçlerine ait tesiste, bir tankın üzerinde sevinirlerken görülüyor.

    Financial Times'ın dikkat çektiği noktalardan biri de, uluslararası şirketlerle onların taşeronlarının Libya'dan çekilmeleriyle ülkede petrol üretiminin önemli oranda düşeceği. Libya, dünyada en çok petrol ihraç eden ülkeler klasmanında 12. sırada. Ham petrolün varil fiyatı ise ülkedeki son gelişmeler sonrası 108 dolara çıkmıştı. Bu son iki buçuk yılın en yüksek düzeyi.

    Financial Times, internet sitesindeki haberinde, Türkiye'nin Libya'daki vatandaşlarını tahliye etmek için bu ülkeye dört gemi göndereceğini, duyuruyor. Gazete, Türkiye'yle Libya arasındaki ticaret hacminin geçen yıl itibarıyla 2 milyar 400 milyon dolar olduğunu da bildirmiş okurlarına...

    Başyazısında ise "Arap isyanı Trablus'a geliyor" diyen Financial Times, Batı'nın demokrasinin ilerleyişini desteklemesi gerektiğini söylüyor.

    'Diego, Türkiye'de daha fazla Johnnie Walker satmayı planlıyor'

    Bugünkü İngiliz gazetelerinin hemen hemen tümünde yer alan bir haber de, dünyanın en büyük içecek şirketlerinden Diego'nun, Mey İçki'yi, 1 milyar 300 milyon sterlin yani yaklaşık 2 milyar 100 milyon dolara satın alması.

    Daily Telegraph yazarı Jonathan Sibun, gazetenin İş Dünyası ekinde, bunun İngiliz şirketi Diego'nun 10 yıldır ödediği en yüksek ücret olduğunu söylüyor.

    Independent'taki yazıda ise Mey İçki'nin Türkiye'de alkollü içki piyasasında neredeyse yüzde 70 pazar payı olduğu belirtiliyor.

    Rakı piyasasında bu oranının yüzde 80 olduğu vurgulanan Times'taki yazıda ise İngiliz şirketi Diego'nun viskisi Johnnie Walker gibi tanınmış ürünlerini Türkiye'de daha fazla satmayı planladığı duyurulmuş.

    Bugünkü basın özetimizi, Financial Times'ın Şirketler ve Piyasalar ekinden bir yazıyla noktalayalım:

    "Türkiye'nin 5 buçuk milyar dolarlık alkol piyasası, 2005'ten bu yana üçte iki büyüdü. Dieogo'nun bundan yararlanma stratejisinin önündeki en büyük risk, siyasi. Türkiye'de iktidardaki AK Parti, alkol karşıtı bir üslubu teşvik ediyor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hiç içki içmiyor. Son dönemde reklam sınırlaması dahil içki tüketimini azaltmaya yönelik önlemler, Diego'nun, markalarını Mey İçki'nin dağıtım kanalları aracılığıyla tanıtma stratejisine zarar verebilir. Eğer alkollü ürünlere yönelik vergiler artırılırsa, işler tehlikeye girebilir. Alkolle mücadeleye çalışan Rusya'da alınan benzer bir karar, geçen yılın son çeyreğinde bira üreticisi Carlsberg'in karının üçte bir azalmasına katkıda bulunmuştu.

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı