İneklere AB vatandaşlığı

Sadi ÖZDEMİR
29 Ekim 2003 - 01:41Son Güncelleme : 29 Ekim 2003 - 01:41

Bahçıvan Gıda, Trakya'da sözleşmeli çiftliklerle ‘AB standartlarında hayvancılık’ projesi başlattı. Pilot uygulamanın başladığı çiftliklerde inekler hijyen ortamda besleniyor, çiftleşiyor, pedikür de yapılıyor. 2004'te bu çiftlikler AB sertifikası alacak. Böylece inekler AB'ye girecek.

Türk hayvancılığı artık, köylünün geleneksel yöntemleriyle yoluna devam edemeyecek. Hijyen olmayan, verimsiz, sağlıksız süt ve et üretimi nedeniyle ürünlerini Avrupa Birliği'ne (AB) ihraç edemeyen gıda sanayicileri yeni çözümlere yöneliyor.

Trakya'da kurulu gıda fabrikalarının yeterli ve sağlıklı süt bulamadığını söyleyen Bahçıvan Gıda Genel Müdürü Erdal Bahçıvan, ‘‘Belki de pazara bağımsız, sadece hammadde arzına göre sınırsız üretim yapabilme gücüne sahip tek sanayi kolu bizimki. Ancak, geleneksel süt üretimi artık ıslah edilemez bir noktaya geldi. Bu nedenle 50-300 baş hayvanlı çiftliklerin teşvik edilmesi ve buralarda AB standartlarında inek besiciliği yapılması gerekiyor’’ dedi. Halen köylerdeki sütçülüğün çok küçük işletmeler şeklinde sürdüğünü ve gün geçtikçe de süt veriminin gerilediğini söyleyen Bahçıvan şöyle konuştu:

‘‘Biz bu nedenle sözleşmeli çiftlik modeli geliştirdik. Şu anda sözleşme yaptığımız çiftlik sayısı 50'ye yaklaştı. Her birinde 30 ila 250 arası inek var. Sütün bakteri standardını korumak için bu modeli geliştiriyoruz. İnekler hijyen ortamda tutuluyor, besleniyor ve hastalıkları tedavi ediliyor. Süt el değmeden sağılıyor ve doğrudan soğutma tankına alınıyor. Oradan da sütü biz topluyoruz. Böyle onlarca çiftliğe daha ihtiyacımız var. Bazı çiftliklerimizde standartları daha yükselttik ve AB'nin istediği normları uyguluyoruz. Önümüzdeki yıl bu çiftlikleri denetlemek için AB'den heyet gelecek. AB standartlarında hayvancılık yapıldığı ve süt alındığı tespit edilirse bu çiftliklerimiz sertifika alacak. Onların sütüyle yaptığımız ürünler de AB ülkelerine ihraç edilebilecek.’’

VERİMSİZLİK BAŞ BELASI

Türkiye'deki süt veriminin AB'ye göre 5 misli düşük olduğunu söyleyen Erdal Bahçıvan, bunun de hem havyan ırkından hem de besiciliğin ilkel şartlarda yapılmasından kaynaklandığını söyledi. Hükümetin her eve bir inek projesini de eleştiren Bahçıvan şöyle devam etti:

‘‘Hükümet havyancılığı böyle bir projeyle desteklemiş olmaz, tersine kaynak ısraf etmiş olur. Bunun yerine, gıda sanayicilerinin kefaletinde, Avrupa'dan hayvan ithalatına izin verilsin ve çiftlik işletmeleri bazında destek sağlansın. Böyle yapılırsa, hem besicilik işletme bazında gelişir hem de gıda sanayicileri istedikleri kadar ve istedikleri standartta süt bulabilir. Şu anda AB ülkelerine ihracat yapamıyoruz çünkü Türkiye'deki ineklerin hijyen sorunları nedeniyle süt kalitesi sağlık açısından endişe verici boyutta. İç piyasada da Türk halkının sağlığı açısından tehlikeli ve büyük bir sorun var.’’

Perkisyon sanatçısıyım, ineğe pedikür yaparım

BAHÇIVAN Gıda'nın yaptığı sözleşmelerle öğretim üyesi, sanatçı, iktisatçı sıfatlara sahip, çok sayıda aile bilimsel yöntemlerle hayvancılık yapmaya başladı. Mehmet ve Aysun Sökmen çifti, Çerkezköy yakınlarında yaklaşık 30 dönümlük tarlada 45 inekle süt üretiyor. Sanatçı bir ailenin gelini olan Aysun Sökmen ineklerine ‘kızım’ diye hitap ediyor ve ‘‘Benim ailem aslında tekstilci. İktisat eğitimi aldım ve ihracat için yurt dışında çok bulundum. Almanya'da, Hollanda'da gördüğüm çiftlik modellerini burada nasıl hayata geçiririm diye özendim. Ailemize ait bu tarlada işe başladık ve şimdi 45 hayvanımız var. Hedefimiz süt kalitesinde AB standartlarını da aşmak ve rekor kırmak. Kendimize güveniyoruz, AB sertifikasını alacağız’’ dedi. Aysun Sökmen'in eşi Mehmet Sökmen de Mimar Sinan Üniversitesi'nde Perkisyon (vurmalı saz) sanatçısı olarak ders veriyor. Sökmen, ‘‘Ben de hayvanları çok seviyorum, pedikürlerini ben yapıyorum. Çünkü doğum sonrası kilolar nedeniyle tırnakların hayvana zarar vermemesi gerekiyor’’ dedi.

Yabancı çiftlik sermayesi 500 milyon dolar getirir

BAHÇIVAN
Gıda Genel Müdürü Erdal Bahçıvan, hayvan ithalatının serbest bırakılması halinde, Türkiye'ye; Hollanda, Danimarka, Almanya ve Fransa'dan ‘yabancı çiftlik sermayesi’ girişi yaşanacağını söyledi. Bahçıvan, ‘‘AB tarım ve hayvancılık sübvansiyonlarını kesecek. Bu da hayvan sütü fiyatlarını indirecek. Bu nedenle Avrupa'daki çiftlik sayıları azalacak, birleşmeler olacak. Birçok çiftçi de başka ülkelere gidip arazi kiralayarak ya da ortaklıklar kurarak çözüm arayacak’’ dedi. Bahçıvan, Türkiye'de hala yabancı sermaye denilince sadece süpermarket, banka, sanayi sermayesinin akla geldiğini belirterek şöyle devam etti: ‘‘Nedense yabancı çiftlik sermayesi hiç aklımıza gelmiyor. Portekiz, ve İspanya ciddi ölçüde yabancı çiftlik sermayesi çekti. Son dönemde Polonya, Ukrayna, Macaristan'da çekti. Eğer Türkiye olarak doğru strateji izlersek, bize de gelecekler. İlk etapta en az 500 milyon dolarlık giriş olabilir. Bu konudaki adımlar, AB ile aramızdaki politikayı da çok önemli ölçüde lehte etkiler. Çünkü AB'de en güçlü lobi tarım ve hayvancılık lobisidir.’’

TİGEM'leri Avrupalı çiftçilere açalım

AVRUPA'dan hayvan ithalatının serbest bırakılmasını isteyen Erdal Bahçıvan, birkaç TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) işletmesinin de AB nezdinde görüşmelerle Avrupalı çiftçilere açılmasını önerdi. Avrupalı çiftçilerin Rusya ve Bulgaristan'da da büyük yatırımlar yapmaya başladığını belirten Erdal Bahçıvan, bu konuda çok daha iyi bir konuma ve potansiyele sahip olduğunu kaydetti. Bahçıvan, hükümetin bu konudaki adımlarının ‘‘bir taşla 6 kuş vurduracağını’’ ileri sürdü. Bahçıvan bu avantajları şöyle sıraladı:

Yeni bir alanda yabancı sermaye girişi başlar.

Tarım ve Hayvancılık konusundaki AB fonlarından yararlanırız.

Türkiye'deki inek ırkı hızla gelişir.

Türk çiftçisine büyük bir eğitim ve know how sağlanır.

Türk gıda sanayiin AB'ye ihracatı patlama yapar.

AB tarım lobisi Türkiye lehine çalışır. Çünkü Hollanda, Danimarka, Almanya bu lobide çok güçlü. Türkiye'ye gelecek çiftlik sermayesinin ana kaynağı da bu ülkeler olacak.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı