Biz kadınlar

Güncelleme Tarihi:

Biz kadınlar
Oluşturulma Tarihi: Eylül 24, 1998 00:00

Pakize SUDA
Haberin Devamı

Bazı erkek okurlar kadın erkek ilişkilerine değindiğim yazılarımdan hep kadınlardan yana olduğum izlenimini edinmişler. Asla böyle bir şey yok. Herkese eşit mesafedeyim. Ben sadece gözlemlerimi aktarmaya çalışıyorum, hatta ucu bana dokunsa bile. Bugünkü yazıyı okuyunca bunu daha iyi anlayacaksınız. Konumuz ‘‘kadınlar’’.

Bütün kadınlar birbirlerini rakip olarak görürler. Birbirlerini kıskanmaları için aynı meslekten olmaları ya da menfaatlerinin çatışması falan şart değildir. Ortalıkta kendilerinden başka kadınların da dolaşıyor olması, kıskanmaları için yeterli bir sebeptir. Yolu kadınların görev yaptığı bir yere, örneğin bir banka şubesine düşen bir kadın, gördüğü muameleden bunu şıp diye anlayabilir.

Bütün kadınların mutlaka koşulacak şartları vardır. ‘‘Seninle evlenirim ama,...’’, ‘‘Dediğini yaparım ama,...’’

Nedense bütün aşk şiirleri, en duygulu şarkı sözleri hep erkekler tarafından yazılmıştır. Çok duygulu oldukları söylenen kadınların bu sırada ne yaptıkları merak konusudur. Bence kadınlar o sırada diğer kadınları incelemekle meşguldürler. ‘‘Ne giymiş’’, ‘‘Ne takmış’’, ‘‘Benden güzel mi?’’, v.s.

Erkekler (eğer ruh hastası değillerse) eşlerini çok yakın arkadaşlarından, akrabalarından, yani olur olmaz herkesten kıskanmazlar. Oysa kadınlar, hiç ayrım yapmaksızın, ömür boyunca, istisnasız her dişiden kıskanırlar kocalarını.

Kendisinden 30 yaş büyük bir kadınla, sırf parası için evlenen pek az erkek vardır. Buna karşılık etraf, babası, hatta dedesi yaşında, ama mutlaka zengin erkeklere aşık olan (!) kadınlarla doludur.

Hiçbir kadın çalıştığı yerde üstünün kadın olmasını istemez. Vallahi bunu ben söylemiyorum, anketler öyle diyor.

Erkekler, kadınlardan ilgi, şefkat, sevgi dışında pek bir şey beklemezler. Kadınlara bunlar asla yetmez, ilave olarak iki bilezik, bir yüzük gerekir çoğu zaman.

Gelin-kaynana çekişmesinin fıkralara geçtiği ülkemizde hiç damat-kayınpeder çekişmesine tanık oldunuz mu? ‘‘Elti gemisi yürümez’’ diye bir söz vardır da neden bacanaklar için söylenmiş benzer bir laf yoktur?

Evli kadınla ilişkiye giren çok az erkek vardır. Buna karşılık evli erkekle hiç düşünmeden ilişkiye giren kadın sayısı benim bildiğim, gördüğüm, duyduğum kadarıyla bir hayli kabarıktır.

Erkekler bir araya geldiklerinde işten, politikadan, futboldan bahsederler genellikle. Kadınlar bir araya geldiğinde ise vay o anda orada olmayan diğer kadınların haline!

Eşlerinden, ‘‘Yorgunum’’, ‘‘Başım ağrıyor’’ bahanesiyle mümkün olduğunca kaçan kadınlar, ortaya ikinci bir kadın çıktığı zaman aniden kocalarını çok sevdiklerini (!) farkederler.

Kocası tarafından aldatılan kadınlar genellikle boşanmak yerine, bir çocuk daha yapmayı tercih ederler. Tersi durumda ise erkekler kadınlar kadar akıllı olmadıkları için bunu gurur meselesi yapar ve kadını hemen boşamaya kalkarlar.

Kadınlar evde akşama kadar istedikleri gibi yaşarlar. Ne karışanları ne de görüşenleri vardır. Erkeklerin akşamdan akşama geldikleri evlerinde pek de özgür oldukları söylenemez. Kendilerine durmadan oraya oturmaması, sigarasının külüne dikkat etmesi, ayakkabısını çıkarması hatırlatılır.

Kadınlar akşama kadar kocalarının bilgisi dışında istedikleri arkadaşlarını misafir ederler. Oysa hiçbir erkek karısından izin almadan eve bir erkek arkadaşını getiremez. Hatta izin alarak bile.

Kadınlar her istediklerinde, eşlerinden izin almadan annelerini ziyaret edebilirler. Erkekler ne haberli, ne habersiz, yanların da eşleri olmadan asla annelerine uğrayamazlar.

Kadınlar bütün ilişkilerinde hesap kitap içindedirler. Asla şeffaf değildirler. Hoşlanırlar, hoşlanmaz gibi davranırlar, isterler, istemez gibi yaparlar. Eşleriyle sorunlarını çözmede bedenlerini silah olarak kullananlar bile vardır.

Vücutlarını göstermeye bayılırlar. Açık, dar, şeffaf, kısa giyerler. Sonra da ‘‘Neden bakıyorsunuz?’’ diye sinirlenirler. Aslında amaçları baktırmaktır, ama bunu asla kabul etmezler. Özgürlükten, rahatlıktan, medeniyetten falan söz ederler. Nereden biliyorsun, derseniz ben de kadınım oradan biliyorum.

NOT: İstisnalar kaideyi bozmaz.

Mış, muş köşesi

Monica podyuma çıkıyormuş.

Bunların modacıları kasetçilerinden daha hızlı demek ki.

Başbakan Yılmaz ‘‘Yetkim olsa türbanı çözerdim’’ demiş.

‘‘Çözerdim’’ derken ‘‘Bağını çözer, çıkarırdım’’ mı demek istiyor acaba?

Erdal İnönü ‘‘Fizikçi olarak konuşurken düşünürüm, ama politikacı olarak düşünmeden konuşurum’’ demiş.

Sen de mi Brütüs?

Demet Şener ‘‘Yatakta vicdanım rahat’’ demiş.

Yatakta rahat da ayakta rahatsız mı yani? Sen vücutla vicdanı karıştırdın galiba.

Hollanda’da annelik meslek olarak görülecek ve annelere maaş bağlanacakmış.

Çok geç! Bunu da kaçırdım. Allahım! Bir yerden üç kuruş maaşım olmayacak mı benim?

Aşırı sıcaklar erken doğum yaptırıyormuş.

Çocuklar haklı, ne yapsınlar sıcakta daracık yerde? Atıyorlar kendilerini bir an önce dışarı.

Yaşam pahalılığından şikayet eden Hintli dilenciler hükümete başvurarak değersiz buldukları bozuk paraların tedavülden kaldırılmasını istemişler.

Ben de en büyük bütün paramız beş milyon için aynı talepte bulunmayı düşünüyorum. Zaten varken yok gibi, tamamen yok olsun bari.






Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!