MENÜ

Hürriyet

Hürriyet ile ilgili tüm haberleri ve son dakika Hürriyet haber ve gelişmelerini bu sayfamızdan takip edebilirsiniz. Toplam 262 Hürriyet haberi bulunmuştur.

Hürriyet Haberleri

Dadaizm’den Dataizm’e

“Da-da!”; Bebek sesi… 1.Dünya Savaşı yıllarında, savaşın getirdiği yıkım ve umutsuzluk hisleriyle, başını “Tristan Tzara”nın çektiği bir grup sanatçı yerleşik sanat formlarına meydan okuyan, devrimci “Dadaizm” akımının öncüsü oldular. Bu “sanat akımı” öncelikle şiir alanında yeşermeye başladı. Öncüleri, “bireyci anarşizm” felsefesinden etkilenerek, insanın düşünmesinin ve bu doğrultuda bir düzen oluşturma çabasının savaşlara sebep olarak insanlığa zarar verdiğini savlayarak “düzen-bozucu” bir eğilimle “sanat” yapmaya giriştiler.

24.2.2018

Niyazi Mısri ilmihalinden damlalar…

Gazetedeki haberin başlığı şu idi geçen gün: “Kiminle vakit geçirirsek beynimiz onunkine benziyor!” ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nde, beynin elektrik sinyallerinin senkronizasyonu konusunda çalışan nöroloji uzmanı Prof.Dr.Moran Cerf’in araştırmalarının sonucunu pek güzel özetliyor bu cümle.. Fakir de 400. doğum yıldönümü vesile; Niyazi Mısri Hazretleri’yle vakit geçirmedeyim bu günlerde. Maneviyatı, dipdiri eserlerinde ve hem sevenlerinin gözbebeklerinde..

18.2.2018

400. doğum yıldönümünde Niyazi Mısri Hazretleri

İçinde bulunduğumuz 2018 yılı, irfan geleneğimizin ve dahi edebiyatımızın kilometre taşlarından, büyük mutasavvıf Niyazi Mısri Hazretleri’nin 400. doğum yıldönümüdür. Kutlu olsun!

10.2.2018

Bir değil!

Ben de barış istiyorum! Kim istemez ki?

27.1.2018

Rüya Sineması

Arapça “reâ” fiili, “görmek” anlamında kullanılır. Malumunuz olduğu üzere “görmek” gözler vasıtasıyla gerçekleşen bir eylem. Gözlerimiz açık olunca görür olabiliyoruz ancak bu alemi. Gel gör ki aynı fiilden türeyen “(uyku sırasında) görülen şey” anlamındaki “rüya” esnasında gözlerimiz örtülüdür. Yoksa gözlerimizin dışa kapanıp da içe açılmasıyla görülen şey midir aslında “rüya”?

20.1.2018

“Neo Yobazizm”

İnsan eğer “yobaz” olmak istemiyorsa; sürekli, “geçmişin dayattığı kalıpları sorgulamak, gerekeni yıkmak ve yerine daha iyi bir yenisini inşa etmek”le bıkmadan, usanmadan meşgul olmak durumundadır.

13.1.2018

İran’dan ibretle, birliğe davet…

“Öyle bir fitneden sakınınız ki, o hiç de sizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmaz”(Enfal 8;25)

6.1.2018

Tatmayan bilmez!..

“Ne içki içti ne de meyhaneye girdi. Fakat üzümün bedelini görünce kendinden geçti”(Necmeddin-i Daye)

30.12.2017

Şeb-i Yelda(en uzun gece-ler)…

Geceler uzadıkça, bizim yarıkürede kışlamaya başlayan o zorlu geceleri ısıtacak, hem ışıtacak şeylere ihtiyacı da artmış insanların. Ve umudu hatırlatan her şey kıymete binmiş tabi. Masallar, öyküler, şarkılar, şiirler yazmışlar ki insanlar, taşınsın nesillere umut dolu hikayeler; öncelikle de karanlığı kesen ışın kılıcının en doğal kahramanı güneşe övgüler… Az olsun şenlenir olmuş böyle geceler, ah katran karası geceler…

23.12.2017

Mevlana’dan Mevla’ya…

Varlıkta yok olduk mu ki, yoklukta var olalım?..

16.12.2017

Mukaddesatımız için…

Osmanlı’nın tasfiye edilmesinden sonra İslam kültürel birikiminin Dünya üzerindeki etkisi hızla zayıfladı. İslam ümmetini bir arada tutan değerler bütünü “modern dünya” önermesi karşısında yetersiz ve hatta engel görüldü. Bu “yeni dünya”nın geçerlilikleri; yalnızlığı getiren bencillik, aşırı tüketimle ikame edilmek istenen parçalanmışlık ve eksiklik, yetersizlikten beslenen ve bizi korku içinde yaşamaya zorlayan güvensizlik, insanları ele muhtaç bırakan nihilist bir umarsızlık, yahut uyuşuk bir öfke ve içi boş isyan oldu. Tek havucu da konformist bir dünyevi teknoloji yığınağı üstünde tepinme imkanı… İnsanoğlu cennete karşın cinneti tercih ediyordu!

9.12.2017

Davamız var; duamız var!

Dua ibadettir, dua muhabbet; kuluyla Yaradanı arasında bir hoş sohbet. Biz duayla iddiacı olduk Ya Rabb, çünkü sen bize buyurdun ki; “Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti(kulluğu) bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir”(Mümin 40;60). Bize duayı kulluğun bir nişanesi kıldın. Velhasıl biziz duaya muhtaç kullar; O bizim duamıza asla muhtaç değil.. O halde bizim davamız “Selam”, “Sübhan”(her türlü noksanlıktan âri) olan Rabbimize ettiğimiz “duanın sonu da ‘Elhamdülillahi Rabbi’l Alemin’dir”(Yunus 10;10)…

2.12.2017

Tenbihler

Bu hafta sizlerle 14.-15. (miladi) asırlarda yaşamış olan Şeyh Ahmed bin Muhammed bin Ahmed Hazretleri’nin “Münebbihat”(Uyandıranlar. Tenbih(tembih) edenler. Uyuşukluğu giderici olanlar. NND) adlı eserinden seçme “tenbihler” paylaşmak istedim. Bu zat İslam Dünyası’nda “İbn-i Hacer el-Askalani” olarak nam bulmuştur ve hadis alimlerinin büyüklerinden olup, Şafii mezhebinin de meşhur bir fıkıh alimidir.

25.11.2017

Karanlıkta yazmak…

Karanlık kendini bilmez. Karanlık kendini bilmezliktir. Halbuki bilinmeyen yer yok hükmünde.. Ancak aydınlıkla var olacak. Yükselen güneş karanlığı yırttığında gün doğuyor. Sanki gecenin geçiciliğini ispat etmek istercesine her sabah.. Gecede zaten umut vardı ışığa dair; ay, yıldızlar… Ve insanlar onlara gelen ilhamla gece yakacak ışıklar bulmuştular, sabaha dek sabretmeyi kolaylaştıracak…

18.11.2017

Ahit Sandığı’nın Meskeni ve Üsküdar’da bir Kitapçı…

Son zamanlarda gündemi meşgul eden haberlerden biri de Tarsus’ta resmi makamlarca, yüksek güvenlik önlemleri altında yaklaşık bir senedir sürdürülen gizemli kazı…

11.11.2017

Teker döner, biçer döver…

“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, eşek tellal iken, deve berber iken…” diye başlayan popüler masal tekerlemelerinin yazılıp söylendiği zamanların ne kadar geride kaldığını anlatıyor bu gibi tekerlemelerin içerisinde sözü geçen işler, meslekler, mekan ve terimler. Halbuki bizim gelenek tazeliği de sever…

4.11.2017

Manamana…

“Ne halk buyruğun tutarsın, ne kul sözün işitirsin / Hiç bilmezsin mâna nedir, ne dilde çağırmak gerek” (Hz.Yunus Emre)

28.10.2017

“Tesettür”ün önü, sonu…

“Kim bir Müslüman’ın ayıbını, kusurunu örter, gizlerse Allah da kıyamet günü onun bir ayıbını, kusurunu örter, gizler” (Hadis; Buhari)

21.10.2017

“Erenler Bahçesinden Fıkralar”

Bu hafta, Selahattin Güngör’ün derlediği 1971 basımlı “Erenler Bahçesinden - 400 fıkra”(Türkiye Yayınevi) kitabından ufak bir seçkiyi sizler için kendimce kaleme aldım. “Aşıkların eğlencesi tevhid olur” derler ya, e fıkraları da aşağıda okuyacaklarınız misali:

14.10.2017

“Keşf”e dair…

O saflık yurdundan göç ettiğimizde sebepler diyarına, minik kaşifler değil miydik azmetmiş, örtüleri kaldırmaya? Birer ışıldak gibi herbirimiz içimizdeki nurla, kesafet ülkesini letafet cennetine çağıran elçilerdik bir zamanlar, hatırla! Duyularımız merak ve zevkin tercümesine memur, uzanırdı sonsuzluğa; neşemiz kah gülmekte kah ağlamakta, küçücük devlerdik yazgılı, yaşamaya…

7.10.2017

“Tanrı”?

Allah’ı(cc) ne kadar tanıyor, ne kadar biliyor, ne kadar zikrediyor(hatırlıyor), hangi zan üzere nasıl anıyoruz? Bu önemli, çünkü Hakk ile, hakikat ile, kendimizle ve çevremizle de ilişkimizi belirliyor. Varlık tahayyülümüz sınırlarımızı oluşturmakla birlikte tüm noksanlıklardan münezzeh Bir Allah’a, O’nun kendini bildirdiğince iman etmek, böylece her şeyin üstünde sevebilmek aşkınlaşmanın olası en meşru zeminidir.

30.9.2017

Maktel-i Hüseyn, Şem-i Gariban

Hüznün kanlı arsasıdır Kerbela.. Ve hüzün, rüzgarda savrulan kızgın çöl kumları gibi gönlünü dağladığında, hatırla, kutlu bir kurtuluş kapısı da var tam orada.. Açıktır, Hakk Dostları’nın Sultanları Ehl-i Beyt’e gönülden muhabbet duyanlara, ikrarı tam olanlara.. Girdiysen ne ala, dedesi Muhammed Mustafa(sav), babası Ali Murtaza, anası Fatımatü’z Zehra, abisi Hasan-ı Müçteba ile Hüseyin, Şehid-i Kerbela (ra) çıkacak karşına, selamla…

23.9.2017

“Geleneksel Tasavvuf”un çeperine takılan revaçta bağzı eğilimler…

Acaba karanlık giderek kesifleştiğinden midir insanların aydınlığa özleminin artması, yoksa tam tersi bir aydınlanma çağını mı müjdeliyor insanların manevi arayışlarının dikkat çekici bir biçimde belirginleşmesi? Yoksa fakir kendimi mi görüyorum dönen aynalarda?

16.9.2017

Geleneksel Tasavvuf’un çeperine takılan revaçta bağzı eğilimler”e giriş…

Geleneksel “Tasavvuf” dediğimiz, beyanı taa ilk Peygamber’den başlayan ve Hz.Muhammed(sav) ile kemal bulan dinin özünü anlama, kalben bilme ve yaşama ilmidir. Bu ilmin içine dalan, kabuğundan çekirdeğinin özüne erene değin doğal olarak çeşitli merhalelerden geçer. Bu bir yoldur, ve bu yolun bütününü en güzel “Tarik-i Muhammedi” kavramı ifade eder. Aslında bu, tüm peygamberlerin tebliğ ettiğine inandığımız Hakk din “İslam”ın derununa “seyr-ü süluk”(yolculuk) etmenin bir ifadesidir. Velayet(Velilik) yolunu izleyiştir.

9.9.2017

RastafarI…

(Geçen haftalardan devam ve son)

2.9.2017

“Siyah Hareketi”nin “Siyah Musa”sı…

Son iki haftadır konu ettiğim, Batı’nın emperyalist yönetimlerinin Afrika halklarını köleleştirmeye başlamalarının tarihçesi 1400’lerin ortalarına kadar uzanıyor.

26.8.2017

Beyaz Batı’nın kara lekesi…

Geçen hafta “Habeş hazinesi” adlı yazımda dolaylı olarak ırkçılık, sömürgecilik konularına da değinmiş ve bu hafta Etiyopya’nın meşhur kralı “Ras Tafari Makkonen Haile Selassie” ve bağlantılı bir isim olan siyahi efsane, Jamaika’lı “Marcus Garvey” üzerinden hikayeme devam etme niyetimi belirtmiştim. Nitekim yazımı takip eden günlerde Amerika’nın güneyli Virginia eyaletinde yaşanan, ‘beyazların üstünlüğü’ savunucusu ırkçıların çıkardığı olaylar bu haftanın uluslararası gündeminde önemli bir yer tuttu ve meselenin güncelliğini bize hatırlattı. Bu sebeple konuyu tarihi altyapısıyla birlikte biraz daha geniş biçimde ele almaya karar verdim;

19.8.2017

Habeş hazinesi…

Şüphesiz ki ırkçılık insanoğlunun nefsani hastalıklarından biridir. Altında kibir yatar. Kibir zulüme yol açar. Irkların, kabilelerin yaratılış bakımından birbirine üstünlük taslaması Allah’ın dininde tasvip edilmez. Allah(cc) kibirlenenleri sevmez!

12.8.2017

Sedefli yazı…

Sıcak bir yaz günü… Sırtımızı dağlara yaslamışız, arkamız orman, bir yanda dere, önümüz sahil, ötesi deniz.. Akdeniz… Dalıp gitmişiz. Şnorkeller, deniz gözlükleri, paletliyiz. Belli ki buraları mercan kayalığıymış bir zamanlar, çünkü hala izleri var. Güzelim mercanlar, taşlar aleminin şeyhleridir onlar, yaşarlar, büyürler, velakin ölürler de.. Yazık ki hızla tükeniyorlar…

5.8.2017

Doğamız dostluk…

İnsana “küçük alem” de demişler “büyük alem” de. Demek istedikleri şu olsa gerek ki alemde olan herşey insanda var. Ve insan, doğadaki en kıymetli mücevher...

29.7.2017

Gizli Obezite

Doğrusu çağımızın öne çıkan hastalıklarından biri olan “obezite”den fakir de muzdaribim. Nasıl olmayayım ki önüme sular seller gibi tüketilecek birşeyler konulurken? Ne de olsa “tüketmenin marifet olduğu”, reklam dünyasının adeta üzerinde ağız birliği ettiği modern çağın gizli sloganı! Ve bu ağızlara bu düdüğü dünyayı put edinenler çaldırıyor(bkz.vahşi kapitalizm), biz de seve seve dinliyoruz…

22.7.2017

Bu da geçer Ya Hu

Geçen sene bu gün evim yatakhaneye dönmüş durumdaydı. Ortalık toz duman…

15.7.2017

15 Temmuz perspektifinden…

Başını tuttuğumuz şu Ortadoğu coğrafyası; petrol burada, doğal gaz, enerji kaynakları ve kim bilir daha nice zenginlikler… Aynı zamanda kültürün beşiği imiş bir vakitler ve “İbrahimi dinler”in, İslam’ın da çıkış yeri olmuş bu mübarek topraklar. Öte yandan Kabil’in kardeşi Habil’i katletmesiyle yerde işlenen ilk günahtan beri iyi ile kötünün de en birincil mücadele alanıdır Ortadoğu; en büyük silah pazarı…

8.7.2017

Silahlara veda…

Ardı ardına gelen patlama sesleri, bağırtılar… Yo hayır savaşta değiliz, bir terör olayı da değil bu bahsettiğim. Bayramın birinci günü evdeyim. Çocuklar, bayramı kutluyorlar! Bayramlık verilen harçlıklar harcanıyor; boy boy silahlar, çatapatlar, torpiller, kızkaçıranlar…

1.7.2017

Bayramlık eşek hikayeleri…

Hayırlı bayramlar! Geçen hafta sözleştiğimiz üzere bayramlık “eşek hikayeleri” hazırladım sizlere, isterseniz gülmelik ama aslında ibretlik. Evvelki yazımda “sözümüz meclisten dışarı” diyerek -bilhassa da tasavvuf edebiyatında- “insan-eşek ilişkisi”nin, insanın nefsiyle olan ilişkisine misal teşkil edecek biçimde ele alınırlığına değinmiştim. Bu konuda kıssaları günümüze ulaşan en şöhretli mutasavvıf muhakkak ki Nasreddin Hoca Hazretleri’dir;

24.6.2017

Arkadaşım eşek…

İlmi(!) araştırmalarıma göre insan-eşek arkadaşlığının beş bin seneyi aşkın bir tarihçesi var. Malumunuz bu arkadaşlık, temelinde eşeğin insana hizmet etmesine dayalı görünüyor. Tabi insan da eşeğe iyi bakacak, zulmetmeyecek, sevecek.. Aslında eşeğin yardımıyla “İnsan”ın, cinsine mahsus bazı hayırlı işlerinde hizmeti görülmüş oluyorken, eşek de ömürboyu sahralarda avare avare dolanıp, amaçsızca ot yiyip tepişeceğine, Allah’ın Halifesi’nin dostluğunu kazanmış, böylece gözetilmiş, hizmetleri vesilesiyle tekamülünü tamamlamış, yüksek yaradılış amacını realize etmiş oluyor. İdealinde bir “kazan/kazan” ilişkisi söz konusu yani…

17.6.2017

El Alim ne der?!

Hakkaten elalem ne derse desin de “El Alim” ne der? Ne der şu yaptığımız, yapamadığımız işlere, kurduğumuz düşlere, bu özensiz sözlere? Umurumuzda mı elalemin dediğindense El Alim’in dediği, diyeceği? Ki “O, her şeyi en iyi bilendir” (Bakara 2;29)

10.6.2017

Mah-ı Ramazan

Bir Ramazan ayının daha içerisindeyiz, çok şükür!

3.6.2017

Musallat!

Kıyamet yaklaştıkça doğaldır ki yer ve gök gitgide birbirine karışmakta, alemler arasındaki geçişkenlik artmakta. Gizli olanlar da açığa çıkmakta, alenileşmekte. Zamanın ruhu dolayısıyla doğruya yönelme imkanları arttıkça buna karşın batıla eğilim de aynı oranda güçleniyor görünmekte. Bu aynı zamanda iblis ve yandaşlarının gayretlerini arttırdığı anlamına geliyor. Aman!

20.5.2017

Çift-lik…

Bu alem öyle bir yer ki; güzeli de çirkini de, iyisi de kötüsü de bir arada..

13.5.2017

Sen güzelsen, ben de güzelim!

Maşuk(aşık olunan) güzeldir. Yoksa ona aşık olunmazdı. Ama aşık bir başka güzeldir. Çünkü güzellik görenin gözünde esas. Ve gören, kendinde karşılığı bulunduğu için görüyor güzelliği. Güzel olduğu için yani. Tanıyor, biliyor, zikrediyor, övüyor. E övülmek de hakkıdır pek tabi.. “Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa” diyor Aşık Veysel. Ne güzel!

6.5.2017

Lâleler…

“Evvel bahar, yaz ayları gelende / Lâle, sünbül dallanacak zamandır / Koç yiğitler sılasını arzular / Yâre nâme gönderecek zamandır” (Karacaoğlan)

29.4.2017

Neşe doluyor insan!

“Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!” Nasıl dolmasın? Hem “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlanıyor hem de “Mirac Kandili” bu gece…

22.4.2017

Hayat bilgisi

Doğanın kendi içinde bir ahengi var. Gündüz geceyi kovalar. Mevsimler mevsimleri… Ölümler ve doğumlar… Yaşamın döngüsü adeta sonsuzluğa uzanan bir spiral…

15.4.2017

Katarsis

Bir şairin darboğazından geçti çocukluğum yalınayak. Üzüm üzüm gözlerini sıktı masumiyet. Akan kırmızı, henüz aşk şarabı olacak kadar olgunlaşmamıştı. Yine de içtiler kurşun kadehlerden kana kana, gelecekle beslenenler. Onlar ki hep açtılar…

8.4.2017

Dördüncü kuvvet; Medya…

İğneyi kendimize batıralım ve soralım; “Medya, medya mıdır?”.. “Medya’nın asli görevini yapmanın neresinde olduğu sorusunu, akibeti üzerine başkalarının karar alıcı olmasını istemiyorsa, en başta medya kendi kendine sormalı ve buna tatmin edici cevaplar bulabilmelidir. Bu iç muhasebe mutlaka belli aralıklarla yapılmalı, eğer cevaplar tatmin edici değilse medya, kendi içinde gerekli revizyonları yaparak, asli görevini değişen çağa uyumlu bir biçimde ve en iyi şekilde sürdürmek üzere kararlılığını daimi kılmalıdır” diye düşünüyorum. Ki dışarıdan gelebilecek baskılar karşısında mevziini savunabilmenin haklılığı olsun…

1.4.2017

Hangi Akıl?

Hangi akıldır övülen akıl? Bizdeki ondan mıdır? Bunu bilmenin mümkünatı var mıdır? Sahi nedir şu “akıl”? Bunu anlayabilmek için yine akla başvuracaksak eğer sorarım; akıl kendisini kendiyle bilecek, kapsayacak vasıfta mıdır?

25.3.2017

Dinime küfreden Müslüman olsa!

Dünya’da aşırı sağ örgütler nezdinde gittikçe görünürlük kazanan faşizm, İslamofobi, türlü ayrımcılık, nefret söylemi karşısında nereye kadar dilsiz kalabiliriz? 

18.3.2017

Bir zamanlar Niokolo Koba’da… (III ve son)

Kırk gün göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Baba Maribu gençlerin kapandığı kulübenin önüne geldiğinde gün batmak üzereydi. Başta Șef Tamba ve artık tamamen sağlığına kavuşmuş olan kızı Elinki, kabilenin tüm ileri gelenleri oradaydı. Vakit gelmişti. Güneşin son ışıklarının köy meydanını terk etmesiyle birlikte Șef Tamba işaretini verdi. Tamtamlar gümbürdedi. Bir sessizlik ve tekrar, tekrar tekrar; güm güm! İnen darbeler adeta uyuyan bir devin kalp atışını andırıyordu. Ağır aksak, sakin ama güçlü ve güvenli. 

11.3.2017

Bir zamanlar Niokolo Koba’da… II (geçen haftadan devam)

Șef Tamba anlatmaya başladı; Dedeleri zamanında, yıllar önce, yaşadıkları ormana “Kotto” isimli bir ifrit musallat olmuştu. Kotto ve emrindeki kötü ruhlar kısa zamanda Niokolo Koba’nın hakimiyetini ele geçirdiler. Ormanın neredeyse bütün canlıları bu güçlü ifrite tabi olmak zorunda kalmıştı. Tamba’nın kabilesi ise direniyordu. Her ne kadar kabile zamanla tek tanrıları “Ata Emit”in kadim dininden uzaklaşmıştıysa da, yaşlılar daha halen kötü ruhları, cinleri yakan kutsal duaları bilirdi. Savaşa giriştiler.

4.3.2017