Gündem Haberleri

    ’İnce’ sınırı zorlamayın Laiklik değişmez

    Nur Batur
    13.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Laiklikten taviz de verilemez, vazgeçilemez. Hem hür inançları, Atatürkçü ilkeleri ve din hürriyetini birlikte taşıyor. Bunun hudutlarına çıktığı zaman laiklik o zaman tehlikeye girmiş olabiliyor.

    ALEVLENEN türban kavgasında yine hedefte Danıştay var. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Danıştay’ı totaliter rejim felsefesini savunmakla suçladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri çok daha ağır.

    "Efendi bu senin işin değil, Diyanet’in işi" diyerek Danıştay’daki hákimlere seslendi. Peki laik Cumhuriyet’in temel ilkeleriyle ilgili karar almak kimin işi? Danıştay’ın mı? Yoksa Diyanet İşleri’nin mi?

    Danıştay’ın Başkanı Ender Çetinkaya’yla konuştum..

    Çetinkaya, 20 yıllık Danıştay üyeliği ve 42 yıllık hukuk geçmişini noktalayıp, tam 57 gün sonra emekliye ayrılıyor.

    Lafı hiç dolandırmadan tartışmanın sürüklendiği temel soruyu sordum:

    "Kamusal alanı sokağa mı taşıyorsunuz? Sokakta türban takanlara karışılacak mı?"

    HUKUKİ SÜREÇ

    Çetinkaya’nın polemiğe girmek istemediği belliydi.

    Tam bir hukukçu gibi "Danıştay, Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu. Şimdi mahkeme bunu tekrar değerlendirecek" diyerek konuşmaya başladı.

    Neydi 6. İdare Mahkemesi’nin kararı?

    "Kimliğinde türbanlı fotoğraf kullanan ve sadece okulda türbanını çıkartan anaokulu öğretmeninin türbanı müdür olmasına engel değildir."

    Danıştay 2. Dairesi işte bu kararı bozdu. Yani "Engeldir" dedi.

    ISRAR EDERSE

    Öncelikle Çetinkaya’nın altını çizdiği bir hukuki süreç var. Danıştay’ın kararı kesinleşmiş bir yargı kararı değil. Karar yeniden idare mahkemesine gidecek. Mahkeme ya ilk kararında ısrar edecek ya da Danıştay kararına uyacak.

    Peki mahkeme kararında ısrar ederse ne olacak?

    Çetinkaya "Israr ederse Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na gelecek. Kurul, mahkemenin ısrar ettiği karar mı, Yoksa Danıştay 2. dairenin kararı mı yerinde diye karar verecek. Onun için bu aşamada, Danıştay kararının yorumunu yapmam doğru olmaz. Ama karar yoruma müsait olmayacak derecede açık. Karar doğru mu? Eleştirilebilir mi? Eleştirilemez mi? Eleştirilir. Bizim yargı kararımızı bizim dışımızdakiler eleştirebilirler" diye konuştu.

    TARAF OLMAYIZ

    Ben tekrar ısrar ettim.

    "Örneğin bir hakim kürsüde başı açık, sokakta türbanlı olabilir mi?"

    Çetinkaya hukuk çizgisinden sapmadan yanıtladı:

    "Beni aynı noktaya getirmeye çalışıyorsunuz. Beni mazur görürseniz memnun olurum. Dava Daireleri Genel Kurulu’na ben ya da benim adıma Başkanvekili giriyor. Söyleyeceklerim benim o toplantıdan çekilmemi gerektirir."

    Danıştay, kararını laik Cumhuriyet ilkesine dayanarak vermedi mi?

    "Kararla ilgili bir yorum yapmam. Bu artık kamunun takdirinde olan bir değerlendirme. Biz kendi kararımıza kendimiz taraf olmayız. Kararımızla biz taraf olduk."

    YÖK Başkanı Prof. Teziç, "Bir hakim cumhuriyetin ilkelerini içine sindirdiyse dışarda da kürsüde de aynı olmalıdır" diyor. Siz kararlarınızla laik cumhuriyetin ilkelerini savunmuyor musunuz?

    TEMİNATTIR

    Çetinkaya hiç tereddüt etmeden "Onda hiçbir şüphe yok" diye konuşmaya başladı ve ekledi:

    "Danıştay’ın kuruluş yıldönümündeki konuşmam çok açık ve net. Laikliğin bir din düşmanlığı olmadığını, aksine dinin koruyucusu da olduğunu, yani hür düşüncenin, inanç hürriyetinin, din hürriyetinin de bir teminatı olduğunu söyledim. Ama laiklikten hiçbir zaman vazgeçemeyiz. Onda şüphe yok. Laiklikten taviz de verilemez, vazgeçilemez. Laiklik dini yok sayan veya dinsizliğe yol açan bir şey olarak da telakki edilemez. Hem hür inançları, Atatürkçü ilkeleri ve din hürriyetini birlikte taşıyor. Bunun hudutlarına çıktığı zaman laiklik o zaman tehlikeye girmiş olabiliyor."

    HASSASİYET GEREKİYOR

    Ya, "Polis kimlik tespiti için tesettürlü bir kadının başını açmasını isterse? Evi bile olsa kamulaşır mı?"

    İşte Çetinkaya’nın yanıtı:

    "O çok ince bir sınır. O sınırı da çok zorlarsanız yanlış yollara girebilirsiniz. O sınıra çok iyi hassasiyet göstermek lazım. O sınırı aşmamak lazım diye düşünürüm."

    Danıştay Başkanı’nın dediği gibi, aslında çok hassas bir sınırı tartışıyoruz. Türbanını okulda çıkartan bir öğretmen laik cumhuriyete inanan gençlik yetiştirebilecek mi? Kürsüde türbanını çıkartan bir kadın hakim kararını dini inançlarından ayırabilecek mi?

    Düşünmeye değmez mi?
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı