İnatla olmaz

BİZİM için hayati önem taşıyan bir maçtı. Mutlaka puan almalıydık. Kazandık ve evsahibi İsviçre’yi evinde yıkarak bir anlamda onlardan 2006 Dünya Kupası baraj maçlarının da rövanşını almış olduk.

Enteresan bir takımız.

Hocamız da futbolcumuz da öyle.

Hepsi bir anormallik içindeler.

İlk yarıda sahada yoktuk, ikinci yarıda kendimize gelerek oyunu rakip sahaya yıktık ve sonuca gittik.

Fatih Terim’i anlamakta zorluk çekiyorum.

Böylesine kötü bir kadro çıkarılmaz sahaya. "Bu işi en iyi ben biliyorum" mantığını bırakacak.

Geri dörtlüyü şampiyon olan Galatasaray’dan oluştursa, problem kalmayacak.

Sabri sağda, Servet’in yanında Emre Güngör, solda da Hakan Balta’yı oynat.

O zaman Hamit ortanın sağında yer alacak.

Senin hücumuna daha fazla destek verecek.

KULÜBEDE OTURMAZLAR 

Mehmet Topal gibi bir kesiciye sahipsin.

Adam bütün kaçan rakibi kovalıyor.

Sen onu kulübede oturtuyorsun.

Semih ligin gol kralı, sahada yok.

Terim, ikinci yarıda doğruyu gördü, ikisini de sahaya sürdü.

Oyuna hakim olduk.

Rakip kaleye gittik.

Golleri bulduk, maçı kazandık.

Arda’yı Portekiz maçında değerlendirmedi.

Oynatsana bu çocuğu.

Yağan yağmur da bizim futbolumuzu olumsuz etkiledi.

Bu onların işine geldi ama ikinci yarıda Mehmet Topal ve Semih’in oyuna girmesi tabloyu değiştirdi.

Bu galibiyet çok önemli.

Şimdi Çek Cumhuriyeti ile final maçına çıkacağız.

Kazanırsak, yola devam edeceğiz.

Doğru isimlerle, doğru taktikle, doğru takımla sahada olursak bunu başarırız.

Fatih Terim’in bazı inatlarını bırakması gerekiyor.

Milli Takım ile egolar tatmin edilemez.

Bir de futbolcularımız kendilerine dikkat etmeli.

Burada bir sürü maç seyrettik.

Bu kadar hakemle diyaloğa giren ve itiraz eden futbolcular görmedik.

Bizim oyuncularımızı bu hale bizim hakemlerimiz getirdi.

Sarı kart görmek için adeta çırpınıyoruz.

Herşeyi geçtim, çok antipatik oluyoruz.
Yazarın Tüm Yazıları