Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İmzasız fakslar

Ayşen GÜR

Seçim çalışmalarını izleyen arkadaşlarımın yarı şaka yarı ciddi bir projesi var. Fikri ortaya atan Metin Yüksel. Proje şu:

Seçimlere katılan adaylar hakkında rakiplerinin bize ulaştırdıkları dosyaları toplayacağız. Bir yere yığacağız, fotoğrafını çekeceğiz, basacağız...

Ben gülüp geçtim. Ne aptalmışım! Arkadaşlar haklıymış.

Çeşitli adaylar hakkında çeşitli iddiaları içeren imzasız yazılar ortalıkta dolaşmaya başladı.

İmzasız faks çekip birisi hakkında şikayette bulunmayı anlıyorum. İnsanlar haklarını aramaktan haklı nedenlerle korkabilir, başlarının büsbütün derde gireceğini düşünebilirler.

Faks metinlerinde gayet kötü bir dil kullanılmasını da anlıyorum. Genellikle bu tip yazılar, büyük puntolu, geniş aralıklı olarak daktiloda yazılıyor. Falancanın karısıyla ilişki kurduğu ya da filanca müteahhitle ortak olduğu iddia edilen kişinin ismi büyük harflerle yazılıyor. Küfür edilecekse o da büyük harflerle tabii. En sık rastlanan dil yanlışı Türkçe'de ‘‘dahi’’ anlamına gelen -de ve -da'ların önceki kelimeyle bitişik yazılması. Ama bu, faksların aynı kişi tarafından kaleme alındığını göstermiyor, çünkü çok sık rastlanan bir hata.

Anlamadığım nokta, bizim bunları olduğu gibi yayınlayacağımızın düşünülmesi.

İmzasız, kötü niyeti kullandığı dilden anlaşılan, özel hayata saldıran, belden aşağı vurmaya çalışan suçlamalarla dolu faksları yayınlamıyoruz biz.

Bu her imzasız şikayeti çöpe attığımız anlamına gelmiyor. Mantık ve vicdan süzgecimizden geçirdikten sonra iddiayı araştırıyoruz.

Ama yayınladığımız hiçbir haberin tek kaynağı, bize gönderilen imzasız bir metin değildir. Böyle bir faks, bir haberin başlangıç noktası olabilir, ama bitiş noktası asla.

İnanın bu söylediklerim, iktidar adaylarının her Allah'ın günü milletle imzaladıkları taahhütname ya da sözleşmelerden çok daha güvenilirdir.

Temizel de grip olmuş

Ben çok şom ağızlıyım. Ve her dediğim de çıkıyor. İşte, bakınız, 4 Mart'ta ne yazmışım:

‘‘Bugün İstanbul'da insanlar ikiye ayrılıyor: Yarısı hasta, yarısı da çılgın. Benim aklım fikrim seçimlerden bir türlü kopamadığı için belediye başkan adaylarının halini düşündüm. İçlerinden biri şu korkunç virüs ya da bakterilerden birinin pençesine düşse, hastalığı günlerce, günlerce sürse, Allah saklasın zatüreeye çevirse, ne olur?’’

Sen misin bunu yazan? Önce DYP adayı Yalçın Özer grip oldu. Şimdi de Zekeriya Temizel hastalanmış. Çok üzüldüm.

Özer ve Temizel, büyükşehir başkan adayları arasında aileleri zorunluluktan dolayı yanlarında olmayan iki aday. Demek ki kampanya sırasında politikacıların eşlerine hakikaten ihtiyaçları var.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI