Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İmzam zamansızlığım

Ünlü tasarımcı Zeynep Fadıllıoğlu ses getiren tasarımlarının yanında bir süredir de hummalı şekilde kitabı Bosphorus and Beyond üstünde çalışıyordu. Son 25 yıldaki tasarımlarının bir kısmını bir araya getiren kitap sonunda bitti. Eser şimdilik İngilizce. Fadıllıoğlu’yla Etiler’deki ofisinde buluşup hem kitabı hem tasarım tarzını konuştum

Sizin için mimar da tasarımcı da deniyor. Nedir işin aslı?
- Zeynep Fadıllıoğlu mimarlık firmasının sahibiyim. Ekipte çoğu mimar 20 kişi var. Ama ben mimar değil, tasarımcıyım. Ancak birçok binanın düzeltme ve restorasyonununda da çalıştım.

Tasarım tarzınız nasıl oluştu?
- Kendi köklerimden yola çıkarak işe başladım. Sonrasında buna farklı bir yorum getirmek istedim. Kendi köklerime kıymet verdiğim sırada Türkiye’de herkes modern diye, Avrupa’yı takip ediyordu. İngiltere’de sanat tarihi ve tasarım okurken bize ait eski çinileri bulup topluyordum. Dedemin dünya çapında bir koleksiyonu, eniştemin de çok ciddi hat koleksiyonu vardı. Bunların içinde büyüdüm ve bu toprakların kültüründen esinlendim.

Sizden sonra bir sürü kişi bunu yapmaya çalıştı ama başarılı olamadı...
- Bunun için özel bir şey yapmadım. İlk genç kızlık yıllarımda giyim tarzımda da bu vardı. Sonra Kapalıçarşı’dan aldığım yastıklarla eşim Metin’in (Fadıllıoğlu) mekanlarında değişikler yaptım ve bunlar kendiliğinden çıktı. Aslında zaman içinde kaybolan şeyleri aradım. Ama asla bir şeyin kopyasını yapmadım. Bugünün yaşantısıyla geçmişe bir yorum getirdim. Beni bir tiyatro sahnesini dekore etmem için çağırsalar aynı dönemi yapmaya çalışırım ama tasarımlarımda mutlaka objelere yeni yorumlar katıyorum.

Osmanlı döneminin kültürüyle bu kadar içli dışlı olmak yaşam tarzınıza, konuşmanıza yansıyor mu?
- Aslında modern biriyim. Sadece geleneklerle yaşayamam. Mutlaka yeni bir yorum olmalı. Bunlar tabii evimdeki renklere yansıdı. O kadar güzel bir konuşmam olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca sadece Osmanlı değil, en az o kadar Selçuklu’ya da hayranlığım var.

Muhteşem Yüzyıl’daki Osmanlı dönemini yansıtan tasarımları nasıl buldunuz?
- Hoş şeyler gördüm ama detaylı izlemem lazım. Bence güzel bir şey var ortada. Bu bir belgesel değil.

ÇALIŞMALARI ÜÇ YIL SÜRDÜ

Çok uzun zamandır işlerimizin bir kitapta yer almasını istiyorduk. Yurtdışında “Kitabınız yok mu” diye sorarlardı. Bir doğum günümde hediye olarak eşim Metin Fadıllıoğlu kitap yapma arzuma destek olmak istedi. Bir senede tamamlanacaktı ama bütün işlerinin tam olarak hazırlanması üç yılımızı aldı. Bu kitap beni anlatsa da biyografim değil. Ekibim ve benim işlerimdeki duygularımızı yansıtıyor. Bir sürü ödülleri olan bir firmayız. Kitabın tasarımını Clive Cook yaptı. Lord Linley ve Andrew Finkel önsözünü yazdı. Fritz Von Der Schulenburg gibi dokuz önemli fotoğrafçıyla çalıştık. İsmi Bosphorus and Beyond-Boğaz ve Ötesi. Boğaz’da doğdum bu yüzden benim için önemi farklı. Kitap İngilizce ama yakında Türkçe versiyonu da çıkacak. İkincisi için de çalışmalara başladık.

TEKFUR SARAYINI RESTORE ETMEK İSTİYORUM

En unutamadığı projesi: Şakirin Camii. Hem yaratıcılık, hem büyük kitlelerle buluşmak açısından hayatımda büyük değişiklikler yarattı. Bize farklı kapılar açtı. Hiç düşünmediğimiz yönde zenginliğimizi fark ettik.
İlk projesi: Metin Fadıllıoğlu mekanlarını saymazsam, Korkmaz Yiğit’in Platin Konutları’nın örnek dairesini oluşturdum. İç mekanı tamamen farklılaştırmıştık. Elinize sadece çantanızı alıp girebileceğiniz bir daireydi. Çok memnun kalmışlardı.
En zorlayan projesi: Şakirin Camii. Farklı zenginlikleri vurgularken saygılı olup haddimizi aşmamak, toplumun yapısı dışına çıkmadan bir şeyler üretmemiz gerekiyordu.
En yapmak istediği projesi: Tekfur Sarayı restorasyonu.

OSMANLI DENİLEN ŞEYLERİN ASLINDA ÇOĞU ARABESK

Şimdilerde Osmanlı diye yapılan şeylerin çoğu aslında arabesk. Osmanlının ilk zamanları ince ve sadeydi. İnsanlar size etiketler yapıştırmayı seviyor ve her yaptığınıza Osmanlı deniyor. Ama bizimki bir yorum. Artık bizden kopya edilen şeyleri asla kullanmıyoruz. Tasarımda imzamız; renklerimiz, dokularımız, zengin derinliklerimiz ve zamansızlığımız.

DEKO-ÖNERİ

İnsanlar evlerinde vakitleri daraldığı için kendilerine ve ruh huzurlarına daha çok önem veriyor. En rahat dinlenilen banyolar ve yatak odaları artık oturma odaları kadar önem kazanıyor. Fonksiyonel tasarımlar ön plana çıkıyor.

ÇIKIYOR
* Evlerde turuncular, yeşil renkler

İNİYOR
* Taş renkleri

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ

* En çok sedir gibi derin kanepelerim üstünde bir şey izler ya okurum
* Çok yastığım var. İnsanlar otururken rahat etsin istiyorum.
* Halım çok önemli. Çünkü üstünde yoga yapıyorum.
* Küçük puflar... Ayağımı uzatmazsam olmaz!
X