Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İmtiyazlı mahkûm

ADAM yargılanmış, Türk milletine yaklaşık 40 bin cana patlayan terör sürecinin baş suçlusu olduğu için “ömür boyu ağırlaştırılmış hapse” mahkûm olmuş.<br><br>Sadece biz bireyler değil, iç ve dış yani uluslararası yargı kurumları dahil hiç kimse, “Bu adama bu cezayı vermeniz haksızlıktır” dememiş.

Ama bakıyorsunuz, ortada hukuk dışı bir uygulama veya bir haksızlık varmış gibi havalar yaratılıyor.

Hadi, her cümlesinden önce “Abdullah Öcalan’a bağlılık” ifade eden sözlerle iman tazeleyen Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk’ü anladık.

Öcalan kazara nezle olsa dünyanın sonu gelecekmiş gibi konuşuyor.


Peki ya Diyarbakır’ın keskin Belediye Başkanı Osman Baydemir’e ne diyeceksiniz?


Bu zata göre Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yeni yapılan F tipi cezaevine nakledilip (Adalet Bakanlığı’na göre 11.81; Öcalan’ın avukatlarına göre 6 metrekare) bir odaya konulması o kadar “gayriinsani” imiş ki:


Bu koşullar iyi ise Başbakan Erdoğan, Bahçeli ve Baykal 11 yılı değil, 11 günü orada geçirsinler. Bakalım insanlığa uygun mu?” dediği bildiriliyor.


Suçluyla masum eşit olsun istiyor. Ne mantık ama!


Önce bir noktada anlaşalım:


Hukuk
karşısında hepimizin “eşit” olması gerektiğine inanıyorsak, Abdullah Öcalan’ın koşullarının, kendisi gibi “ömür boyu hapse” mahkûm olanlarla mukayese edilebilmesi gerekmez mi?


Pek çok terör eyleminin baş suçlusu sıfatıyla “ömür boyu hapse” mahkûm edilen ve 14 yıldır Fransa’daki Poisy cezaevinin bir hücresinde, eşi dışında kimseyle görüşmeden yatan “Çakal” kod adlı Ilich Ramirez Sanchez için ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bir karar çıkıyor ne de Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nden bir talep var.


Çakal
terör örgütündeki eski arkadaşlarına “Şurayı bombalayın, şurada şu eylemi yapın” diye -avukatları aracılığıyla- talimat da yağdıramıyor.


Aynı şekilde İtalya’daki mafya babalarından, aşağı yukarı Carlos’la aynı tarihlerde yakalanıp 12’şer kere ömür boyu hapse mahkûm edilen Bernandino Provenzano’nun Novara cezaevinde, Toto Riina’nın da Milano’daki Opera cezaevinde 1.80 m.X 3 m. yani toplam 5.40 metrekare büyüklüğünde ve 30 X 50 cm.’lik bir penceresinden başka bir şeyi bulunmayan hücrelerde yatmaları da kimsenin meselesi değil.


Ama Abdullah Öcalan isimli mahkûmun her şikâyeti nerdeyse herkesin sorunu.


Nitekim geçen yıl mart ayında “Beni zehirliyorlar” diye bir iddia ortaya attı. Taa İşkenceyi Önleme Komitesi bile inanıp araştırınca bunun “yalan” olduğunu ilan etmeye mecbur kaldı.


Sonra avukatları “Ruh sağlığı bozuluyor” dediler. İla maşallah o bozuk ruh haliyle 149 sayfalık bir “açılım” projesi yazıp hükümete sundu.


Bu zatın derdi Türkiye’yi parmağında oynatmak mı?


Mahkûmsa haddini bilsin. Bilmiyorsa öğretilsin.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI