"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

İmralı’nın ocak ayı sırrı

ÖCALAN ’ın şu cümlesine dikkat:<br><br>“Süreç ve diyalog iyi bir şekilde gelişiyor ve gittikçe derinleşiyor. Ocak ayında yine engelleme olmazsa çözüme yönelik önemli gelişmeler olacaktır.”

Ocak ayının önemi nedir?

“İyi şekilde gelişiyor” dediği diyalog kiminle kim arasındadır?

Ve ocak ayı için beklentisi nedir?

Öcalan “diyaloğun sürdüğünü ve derinleştiğini” neden açıkladı?

Cevaplara gelirsek.

Diyarbakır’dan gelen “özerklik ve bayrak talebi” için muhtemelen Öcalan’a şöyle dendi:

“Sen çözüm diyorsun ama Diyarbakır’dan özerklik şartı, bayrak talebi gelirse Hükümet bunu nasıl anlatacak? Seçim öncesi mecburen Hükümet’i sertleşmeye ve çözümsüzlüğe zorluyorlar...”

İşte bu nedenle Öcalan Diyarbakır çalıştayını ciddi şekilde eleştiriyor ve hatalı olduğunu anlatmak istiyor.

Aslında bunun öncesi de var.

Hatırlayalım:

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir “Silahın miadı doldu” demişti.

Öcalan da “Gençler ağzını yırtar” diye ağır bir uyarıda bulunmuştu. Bu tepki önce “Öcalan kendisi dışında bir çözüm istemiyor. Silahtan vazgeçmiyor” diye yorumlandı. Ancak şimdiki açıklamasına bakınca durum farklı.

Belli ki o sırada, Öcalan bir diya-pazarlığın içindeydi. (Her defasında diyalog ve pazarlık diye yazmamak için diya-pazarlık ifadesini kullanıyorum.)

Elbette diya-pazarlıktaki kozlarından birisi eylemsizlik kararıydı. Ama Baydemir’den gelen bu çatlak ses elindeki “eylem kozu”nu zayıflatabilirdi.

Bu nedenle Baydemir’e, “Sen kim oluyorsun. Gerekirse ben söylerim” dedi.

Hemen sonra Diyarbakır çalıştayından “tek sesli” bir taslak çıktı. Özerklik, bayrak ve ikinci dil talebi...

İşte bu taslak, “diya-pazarlığı” ciddi şekilde sarstı.

Sanki yeniden o keskin günlere dönülüyordu. Nitekim MGK devreye girdi.

MGK’nın yaptığı, “tek devlet, tek bayrak, tek dil” açıklaması diyaloğun bir tarafındaki siyasi otorite için şu anlama geliyordu:

“Özerklik ve bayrak talebiyle gelirseniz, bunu bir şart gibi ortaya koyarsanız, sivil iradenin elini zayıflatır, askeri bir üsluba yol verirsiniz. Diyalog da açılım da biter.”

Nitekim Başbakan Erdoğan da sertleşti.

Öcalan işte bu yüzden, “Bayrak talebi yoktur” diyerek yumuşatma gereği duydu.

DTK ve BDP’ye gönderilen mesajın tercümesi ise şöyledir:

“Yanlış yapıyorsunuz. Gereksiz yere ortalığı geriyorsunuz. Burada ben bir diya-pazarlık süreci götürüyorum. Siz oradan gereksiz çıkışlar yaparak, bayrak talep ederek bu süreci baltalıyorsunuz”.

Öcalan bu sözlerine “Ocak ayında önemli gelişmeler olacaktır” ifadesini ekleyerek beklenti çıtasını ciddi şekilde yükseltmiş ve aynı zamanda “Susun” demiştir.  Dahası devlet adına birileriyle görüştüğünü açıkça söylemiştir.

Ocak ayının sırrı işte buradadır.

Peki bu mümkün mü?

Seçim sürecinde çok zor görünüyor.

Çünkü duygusallığın yükseleceği, oy kaygılarının yoğunlaşacağı bir dönemde böylesine hassas bir süreç kolay işlemez.

Eğer bu sorun ertelenir, ötelenir ve seçim meydanlarında sadece oy toplamak için birer vaat halinde kalırsa yazık olur.

Çünkü marttan sonra, mantığın ve diyaloğun değil, seçim meydanlarındaki duygusallıkların ve sloganların takvimi işler.

X