"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

İmkanınız olsa harem kurardınız-part 2

Hayır, hayır, daha fazla erkeklere bulaşmayacağım.

Salı günü onlara tenasül uzuvlarından elektrik verdiğimden beri sağ olsunlar, beni mail yağmuruna tuttular.
Kimisi “Evet, dediğiniz gibiyiz ama bu anlattıklarınızı uzaylılarla değil, kadınlarla yapıyoruz”, kimisi “Biriyle uğraşmak halihazırda zor, harem kurup ne yapalım?”, kimisi de “Zaten hep biz şeytanız, siz de naif ve kırılgan, oldu canım” diyor.
Bir okur ise “Hangi kadın mesela- Brad Pitt’le birlikte olmak istemez?” diye soruyor.
Öncelikle son cümleden başlayalım. Aklı başında kadın, eğer evliliğinde ve ilişkisinde bir eksik, doyurulmayan bir taraf varsa; artı, kendini güzel, seksi ve iyi hissettiren biri karşısına çıkarsa, halihazırdaki ilişkisini tehlikeye atıyor.
Diyelim ki Brad Pitt geldi, “Sen sıradan bir kadınsın ama gel sevişelim” dedi. Eğer o kadın yatağa girerse ben de Angelina Jolie’yim.
Neyse, gelen yorumların birçoğu “Kadınların bu işte hiç parmağı yok mu?” ekseninde dönüyordu, şimdi konumuz bu.
Erkeklerin “doğasını sürdürme halleri”ni besleyen kadınlar var, doğru. Aslında onlar da diğer kadınlar gibi en iyi spermi arıyor teorik olarak, değil mi?
Pratiği pek öyle değil ama. Bu artık biraz karşılıklı danışıklı dövüşe çevrilmiş bir insanlık hali gibi geliyor bana. Bir var oluş yöntemi yani.
Süreç çocukluktan itibaren başlıyor.
şimdiki tekno-çocuklar masal kitaplarından daha fazlasına sahipler ama kısa bir zaman öncesine kadar, kız çocukların elindeki tek model, Pamuk Prenses, Kül Kedisi, Uyuyan Güzel, Rapunzel...
Artı, en büyük rol modeli olarak eve ekmek getiren erkek ve çocuğa bakan, evi çekip çeviren bir anne. Para kaynağı baba yani. ıyi bir hayat için bir erkek, bir prens şart. Tüm bunlar, kadın-erkek ilişkilerini kavratacak, birey olmakla ilgili yöntemlerini gösterecek ilk harita.
Erkeklerin hayatla ilgili tanıştığı ilk kavram kahramanlık, güç ve zenginlik. Kadınlarınsa güzellik.
Masallar ne anlatıyordu? Hayat güç ve güzellik etrafında şekillenmeli, o zaman kimsenin sırtı yere gelmez.  Hatta az güçlü ve az güzel değil, en güçlü ve en güzel olacaksın, azını kabul etmeyeceksin.
Zaten bir içim su olan güzellik kraliçeleri estetik yaptırıyorsa, 30’larını geçen kadın gençlik aşısı peşine düşüyorsa, erkekler de yaşamlarının odağını kariyer, para ve dolayısıyla güç üzerine kuruyorlarsa, çocuklar birer yetişkine dönüştüklerinde bu modele uymuşlar diyebiliriz harhalde...
Tüm masalların kahramanları yerine koymuşsun kendini, büyüyünce de o “En güzel, en güçlü, en, en, en” sen olacaksın.

Pazarlama tekniğine dönüşen masal

Beyaz atlı prens kim? Hem varlıklı hem de güçlü ve eğer mümkün olursa eli yüzü düzgün adam. Kadınsa çoğunlukla prenses; naif ve çok güzel. Anlatılan o ki, naif ve güzel olmak “hak ettiği” hayatı ona sağlayacak. Prenseslik müessesesi, “ödül”ü olacak prense ulaşması için yeterli. Var olan tüm aklını o güzelliği korumak için kullanmalı.
NY Times Magazine’in 2 Ağustos tarihli sayısında “Wonder girl” başlıklı makalenin sahibi yazar, 6 yaşına basmış kızının “Uyuyan Güzel’in tek yaptığı şey uyumak” dediğini söylüyordu. Kız o yaşta anlamış, ne güzel. Durumu ileride çok iyi anlayıp bunu bir yaşama biçimine dönüştürenleri konuşuyoruz şimdi.
Yani sana müreffeh bir hayat sunacak olan adama parmağını kımıldatmadan sahip olabilirsin.
ışte bu masal modeli ileride bir satış-pazarlama tekniğine dönüşüyor, mesele bu.
Bugünkü derdimiz, örneklerini çokça gördüğümüz, “asalak kadın”ın kökeniydi. ıyi günler.

Çapkın kadın, kötü kadın

Salı günü ben “Erkeklerin toplum içinde var olabilme kuralları olmasa, yaşamak isteyecekleri hayat biçimi”nden dem vururken hemen sol tarafta Irmak Ünal “Sadece erkekler değil kadınlar da yapıyor çapkınlık ama çaktırmadan” diyordu. Bak, bu ne doğru bir söz. Fakat onun da açıklaması gayet basit. Boncukları dağıttığı bilinen bir kadının “iyi kız” olması mümkün mü?
Kadınlar ilişki ya da evlilik haricinde seks yaptıklarında kendilerini kötü hissediyorlar. Kendimizi bildiğimiz günden beri seks yapmanın evlenmedikçe kötü kadın olmakla eşdeğer olduğu kakılmış kafalara. ıçinde yaşadığımız kalabalık, din, devlet, gelenekler, tarih böyle buyurmuş, biz de “doğru budur” demişiz.
Seksin dünyanın en anormal ve bir takım insanlar tarafından belirlenmiş kurallara uygun yapılmadığı takdirde dünyanın en pis, en kötü şeyi olduğunu bellemişiz. Çapkın olduğunu gururla sağda solda anlatan kadın olabilir mi Allah aşkına? (Sevgili çapkın kız, anlatıyorsan da senin için şöyle-böyle diyorlar canım.)
Bakın size söyleyeyim, bu konuda en rahat takılan kadın bile sabah eve gittiğinde kendini kötü hissediyor.
Eğer çapkın arkadaşınız size ballandıra ballandıra one night stand’ini anlatıyorsa, inanmayın şekere bandırılmış laflarına. O sadece yaptığı seksin kötü bir şey olmadığına kendi kendini inandırmak için sesli düşünüyordur, sizinle konuşuyormuş gibi görünerek.

X