Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

IMF’ye hayır!

<B>ÜNLÜ </B>iktisatçı <B>Joseph Stiglitz</B>’in Türkiye’ye yapacağı seyahat nedeniyle her gün gazetelerde kendisiyle yapılan söyleşiler okuyoruz.

Özetle, Stiglitz, IMF’nin gelişmekte olan ülkelerde uygulanmasını istediği ve ekonomik büyümeyi ikinci plana atan politikaları eleştiriyor. IMF’nin güdümünde olmayan ülkelerin performanslarının daha iyi olduğunu vurguluyor.

Joseph Stiglitz dünya çapında bir iktisatçıdır. Geçmişte Dünya Bankası’nın baş iktisatçısı konumundaydı. Daha önce, Amerikan Başkanı’nın baş ekonomik danışmanıydı. İktisat alanında Nobel Ödülü aldı. Dolayısıyla, yazdıkları da, söyledikleri de dünya kamuoyunda ses getirmektedir.

Yazılanlardan anlaşıldığı kadarıyla Stiglitz ‘IMF’ye hayır’ demek istemektedir. Söyleşilerinde, yazdığı kitaplarda ve makalelerde verdiği izlenimlerde olayın bir tarafına ağırlık verirken ülkelerin neden IMF’ye muhtaç oldukları gerçeğini göz ardı etmektedir. Belki de, kamuoyu önüne çok sık çıkan bu iktisatçıya biraz da haksızlık ediliyor.

NEDENLER

Ülkeler neden IMF’ye muhtaç hale gelmektedirler?
Bu sorunun yanıtı Stiglitz’in eleştirilerine de bir yanıt olacaktır.

IMF’ye muhtaç olan ülkelerde görülen ortak noktalar şunlardır:

Kamu sektörünün finansman açıkları büyümüştür.

Kamu açıklarının çok büyük bir bölümü sosyal programların maliyetlerinin ülkenin kaynaklarıyla uyumsuz olmasından kaynaklanmaktadır.

Finansman açıkları iç ve dış borçlanma yoluyla karşılanmaktadır.

Ülkenin borçlanma kapasitesinin sonuna gelinmiştir.

Fiyat istikrarı ya bozulmuştur ya da bozulmak üzeredir.

Dış ödemeler sorunu patlak vermiştir.

Faizler artış eğilimindedir.

Ekonomik büyüme ya durmuştur ya da küçülme gündemdedir.

Hükümetler ekonomik büyümeden taviz vermek istememektedirler.

Bozulan dengeler karşısında iç ve dış piyasalardan devletin borç bulabilmesi ya zorlaşmıştır ya da imkansız hale gelmiştir.

Bu ülkelere borç verenler verdikleri borçları geri alabilme telaşındadırlar.

Bu ülkelerde borçlanma ihtiyacını artıran nedenlerin azaltılması konusunda bir program uygulanmaya konmadan borç verenler bu ülkelerden uzak durmaktadırlar.

SONUÇLAR

Bir Çin atasözü vardır: ‘Aç insana balık verme, balık tutmayı öğret.’ IMF’ye muhtaç olan ülkelerin sorunlarına çözümler de bu atasözünün anlatmak istediği çerçevede bulunması gerekmektedir.

Yani, bozuk ekonomik dengelerin sürdürülebilmesi için IMF ya da IMF’ye benzer bir kuruluşun devamlı bu ülkelere finansman yaratması düşünülemez. Bu ülkeler uygulayacakları ekonomi politikaları sayesinde yeniden kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeleri gerekir.

Bir ülkenin kendi ayakları üzerinde durabilmesi makro ekonomik dengeleri tesis ettiği noktada, borçlanma ihtiyacını kendi olanaklarıyla karşılayabilecek bir duruma gelmesiyle mümkün olabilecektir. Bu ülkelerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için IMF geçici bir finansman sağlamaktadır.

Asıl olan, ülkelerin uygulayacakları politikaların bir taraftan borçlanma ihtiyacını göreli olarak azaltması, diğer taraftan borç veren kesimleri yeniden bu ülkelere borç vermeye teşvik etmektir. Sosyal politikalar yangın söndükten sonra düşünülecek konulardır.

Devam edeceğim.
X