IMF Araştırma Birimi Başkanı: Tasarruf risk azaltır

ANKA
12.10.2007 - 13:04 | Son Güncelleme:

Uluslar arası Para Fonu, yükselen piyasa ekonomileri için Küresel Mali İstikrar Raporu’nda yaptığı tasarruf çağrısını Dünya Ekonomik Görünümü Raporu (World Economic Outlook) dolayısıyla yineledi. IMF Araştırma Birimi Başkanı Simon Johnson, kamu harcamalarını sınırlayan ülkelerin, daha az reel döviz kuru baskısıyla karşılaştıklarını, bunun sermaye akışı azaldığında sürdürülebilir büyüme sağladığını belirtti,

IMF Ekonomik Konsey Üyesi ve Araştırma Birimi Başkanı Simon Johnson, Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nun yayınlanması dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. Yaşanan son çalkantının küresel mali istikrar için test oluşturduğunu belirten Johnson, “Bazı tahmin edilmeyen hassasiyetler gün ışığına çıktı, ülkelerin içinde meydana gelen finansal sorunların ülke dışına taşmasını engellemesi gereken kimi geleneksel ‘yangın söndürme yöntemlerimiz’in geçmişe göre daha az etkin olduğu ortaya çıktı. Gelişmeler sürüyor ve biz yaşananlara dikkatli bir şekilde bakmaya ve bunlardan geleceğe yönelik dersler çıkarmaya devam ediyoruz” dedi.

 KÜRESEL BÜYÜMEYE ETKİSİ DÜŞÜK OLUR

Simon Johnson, ABD mortgage piyasasının tetiklediği sorunların küresel büyüme üzerindeki etkisinin düşük olmasını beklediklerini bildirdi. Krizin yankılarının gelişmiş ülkeler içinde bir süre devam etmesini, küresel ekonomik büyümenin daha yavaş adımlarla sürmesini beklediklerini kaydeden Johnson şöyle dedi:

“Genelde görülen ‘çabuk iyileşebilme özelliği’, küresel ekonomide yükselen piyasaların artan önemini yansıtmaktadır ve bu ülkelerde büyümenin genel olarak rayında gitmesini bekliyoruz. Ancak, kısa vadeli zarar rizikosu açıkça yükselmiş bulunuyor.”

Yükselen piyasalara büyük sermaye akışının geçen yaz yavaşladığını kaydeden Johnson, “Bununla birlikte, son göstergeler, yükselen piyasaların geçen birkaç ayda yaşanan gelişmelerden, önceki dönemlere göre kesinlikle daha az etkilenmelerine bağlı olarak, sermaye akışlarının yeniden hızlanmaya başladığını göstermektedir. Diğer bir deyişle yükselen piyasalar bazlı ekonomik canlılık, güçlü sermaye akışı temelinde sürmektedir” dedi.

Merkez bankalarının, yerli paraların değer kazanmasını engellemek amacıyla döviz alıp ulusal para satmaları gibi dövize müdahaleleri de ele aldıklarını kaydeden Simon Johnson, “Analizlerimizde gerek reel döviz kuru değerlenmesini önlemede gerekse sermaye akışı çekildiğinde büyümenin dibe vurmasından sakınmada döviz piyasalarına müdahalelerin başarı sağlamamış olduğunu saptadık. Müdahale başlangıçta sermaye akışlarından kaynaklanan döviz kuru baskılarını kontrol altına almada yardımcı olabilir, fakat bu akışlar ısrarlı şekilde sürdüğünde etkin olmaz” dedi.

Kamu harcamalarını sınırlayan ülkelerin, daha az reel döviz kuru baskısıyla karşılaştıklarını, bunun sermaye akışı azaldığında daha sürdürülebilir bir büyüme sağladığını belirten Simon Johnson, “Buradaki ders sermaye akışı devam ederken ülkelerin harcamalarını kısmaları gerektiğinden çok mali ‘itidal’a gerek duymalarıdır. Aksi taktirde daha sonra dibe daha sert vurma riskini artıran iç talep canlanması ve tedavülde fazla paranın yaratacağı ısınma, ekonomiyi aşırı uyarılma riskiyle karşı karşıya bırakır” dedi.

Simon Johnson, önde gelen bazı yükselen piyasaların 1990’ların sonlarından bu yana gösterdikleri daha büyük mali dikkat ve özenin övgüye değer olduğunu, onların bugün gösterdikleri dirençte katkısı bulunduğunu belirtirken, “Umarız diğer ülkeler de bu derslerden yararlanacaklardır” dedi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı