İmam hatipler kapatılsın, üniversitede türban serbest olsun

PAZAR akşamı Teke Tek'te türban sorununu tartıştık. Bir yanda Kezban Hatemi, diğer yanda eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş.

Ortada ise benimle beraber Hukuk Doçenti Emre Öktem.

Uluslararası hukukta inanç özgürlüğü üzerine önemli çalışmaları olan Emre Öktem, Fransa'daki durumla Türkiye'deki durumun karşılaştırılabilir olmadığını net bir biçimde ortaya koydu. Yaklaşık 3 saat konuştuk, tartıştık. Bence ortaya çıkan tek bir sonuç var. Bu mesele tek bir şekilde çözülebilir. O da reşitlik ilkesi.

Yani kişilerin reşit oluncaya kadar eğitimle dinsel simgelerin birbirinden uzak tutulması.

Yani ilk ve ortaöğretimde türban takmak, gerek eğiten, gerekse eğitilen açısından yasak olacak. Yani çocuklar ve gençler liseyi bitirinceye kadar türban takamayacaklar, bunlara eğitim veren öğretmenler de aynı şekilde olacak.

Bu kapsamda imam hatip liseleri olarak Türk eğitim sistemine sokulan garabetler de kapatılacak.

Bunun yerine bütün liselerde mecburi din kültürü dersi ve seçmeli olarak da inanılan din okutulacak.

Üniversitelerde ise türban yasağı kaldırılacak.

18 yaşına gelmiş ve yasalar karşısında reşit olmuş kişilere ‘‘şunu giyersin, bunu giyemezsin’’ denilmeyecek.

Kamuda ise hizmet verenler, devletin kılık kıyafet yönetmeliklerine tabi olacak, hizmet alanlar ise yine canlarının istediği gibi giyinebilecekler.

Bunun dışında bir çözüm akla ve insan haklarına uygun görünmüyor.

Batı'da kilise okullarındaki serbestlikten ise kimse söz etmesin.

Bizde Tevhidi Tedrisat Kanunu var.

Gerçi imam hatip okullarının açılmasıyla bir miktar delinmiş de olsa iyi ki de var.

Galatasaray’a yakışmadı umarım sürmez

CUMARTESİ sabahı Hürriyet'in spor sayfasını açınca gözlerime inanamadım. Çok sevdiğim iki Galatasaraylı, eski başkanlar Faruk Süren ve Mehmet Cansun oturmuşlar, Galatasaray'ın iç işlerini dedikodu malzemesi yapmışlar.

Tarz hoşuma gitmedi.

Galatasaray'a yakışır bir durum değildi. Başka camialarda böyle şeyler olurdu ama Galatasaray'da olmazdı. Ama ne yazık ki oldu. İçim acıdı. Öğleden sonra Faruk Süren'le telefonda konuştuk. O da üzgündü.

‘‘Esat Yılmaer davet etti. Çok doğru, düzgün adamdır. Reddedemedim. Sonrasında da kalkıp gitmek yakışıksız olurdu. Ama haklısın ben de sabah gazetede görünce rahatsız oldum. Düşünürsen, benim için de neler söylendi be Fatih’’ dedi. Haklıydı, ilk kez bir Türk takımını Avrupa Şampiyonu yapan yönetimin başı olmasına rağmen onun için de çok şeyler söylenmişti ama o, bunları bir büyüklük içinde sineye çektiği için Faruk Süren'di.

Bunu hatırlattım.

‘‘Başkan keşke konuşmasaydınız. Galatasaray bundan rahatsız oldu’’ dedim.

‘‘Artık konuşmayacağım, merak etme’’ dedi. Kapattık. Bütün bunlardan sonra Allah tarafından Özhan Canaydın çıkıp bir yanıt vermedi. Yoksa işler iyice kötüye gidebilirdi.

Umalım bu mevzu burada kapanmış olsun. Galatasaraylılar unutmasınlar, bizim için hesap yeri kongredir. Doğruları, yanlışları orada konuşuruz. Tescilli Galatasaray düşmanlarıyla medyada değil.

NOT: Galatasaray'ı konu alan bu iki yazı dün yayınlanacaktı ama yer yokluğuna kurban gitti.

Ali Aydın’dan Terim’e yanıt

GALATASARAY, Elazığspor karşısında galibiyeti hak etti mi tartışılır ama hakem Ali Aydın'ın Galatasaray karşısındaki tavrı tartışılmaz. Bu adam yıllardır böyle Fenerbahçe'yi ipten alır, Galatasaray'ı ipe götürür.

Ve her ikisinde de alkışlanır.

Ali Aydın'ın Galatasaray'ı yıkmak için yine bir hamle yapacağını biliyorduk.

Çünkü Ali Aydın, Fatih Terim'e takmıştı.

Ali Aydın, normalde bir hakemin hakemlik hayatını bitirecek hatayı yaptığında ceza almadan işten sıyrılırken Terim, MHK'nın bu hakeme ayrıcalık yaptığını söylemiş ve başka hakem aynı hatayı yapsa böyle olmazdı, yorumunda bulunmuştu.

Ali Aydın, Terim'in bu lafına karşı yapacağını Elazığspor maçında yaptı. Ofsayt bir poziyonu görmeyerek gole pozisyon yarattı.

Oluşan pozisyonda bir penaltı kararı verdi ve dünyada hiçbir hakemin çıkarmayacağı bir kırmızı kart çıkardı.

Ali Aydın, Galatasaray'ı yakmaya üç sezondur devam ediyor. Galatasaray yönetimi ise bu arsız duruma fair play ile yanıt veriyor. Fair play'in karşılıklı bir pozisyon olduğunu hálá anlamadan.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yöneticiler, sorunları kaçarak çözemeyeceklerini anladığı zaman.
Yazarın Tüm Yazıları