Gündem Haberleri

    İmam Gazali, faşist diktatör, Milli Şef İnönü ve diğerleri

    Naci Cem Öncel
    30.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İmam Gazali, faşist diktatör, Milli Şef İnönü ve diğerleriLütfen, tarihe damga vurmuş isimleri bari kabirlerinde rahat bırakalım. Ama mesele illa seçmece bir tarihi, siyasete destek malzemesi yapmaksa biz ne desek beyhude.

    Yıl: 1058-1111. Yer: Tus şehri, Büyük Selçuklu Devleti... “İnsanların kusurlarını aramaktan vazgeçin” diyen İmam Gazali, erdem sahibi bir düşünür olarak yaşadı. Eserlerindeki özenli yaklaşımı, hoşgörüsü ve örnek yaşantısıyla hem İslam hem de insanlık tarihi için istisnai değerdeydi.
    Yıl, 1944. Yer, Lyon yakınlarındaki Fransız direnişçilerin işkence gördükleri Montluc Hapishanesi. Tutuklunun adı: Marc Bloch...Yahudi kökenli bu Fransız vatandaşı, savaş öncesinde Sorbonne’da tarihçiydi. Savaşta orduda yer almış. Alman işgali sonrasındaysa Fransız direnişine aktif olarak katılmış. Yani, onu ele geçiren Gestapo ve Nazi kuvvetleri için yok, yok! İşte Bloch’un, bu koşullar altında hapisteyken yazdığı bir kitap var: ‘Tarihin Savunusu ya da Tarihçilik Mesleği’.
    Bloch’un bu kitapta dikkatimizi çektiği en önemli konu, tarihçinin nesnel (objektif) olması gerekliliği. “Tarihçinin işi yargılamak değildir” diyor; “Tarihçi verilere titizlikle yaklaşmalı, önyargılarını aşmaya çalışmalıdır. Varsayalım, geçmişe ait iki farklı anlatı var: Biri, 2x2=4, diğeriyse 2x2=8. Bir tarihçinin yapabileceği en büyük yanlış 2x2=6 sonucunu çıkarmak olacaktır”...
    Marc Bloch, hücresinde Vichy Hükümeti’ne, işgalcilere nefret kusup, bela okumak dururken bilimsel ahlakı öne çıkaran bu satırları yazmış. Kitabını tamamlayamadan onu kurşuna dizen Nazi askerlerinin isimlerini tarih yazmıyor. Ama bugün tüm dünyada tarihçilik eğitimi gören on binlerce kişi tarihi bu ilkelerle yazıyor. Bu dünyadan, Gazali gibi, Marc Bloch gibi yaşadığı döneme, egemen düşünceye mesafeli durabilen, ilke sahibi nice düşünür, tarihçi ve bilim insanı geldi geçti.

    YIL 2013, TBMM, ANKARA...

    Sayın Başbakan, son Meclis grubu toplantısında şu sözleri dile getirdi: “Sürekli faşist diktatör deyip duruyorlar. Eğer faşist diktatör görmek istiyorlarsa... (CHP) genel merkezlerindeki Milli Şef’in (İnönü) fotoğrafına baksınlar.” Bu sözlerden kısa bir süre sonra Sayın Kılıçdaroğlu da kendi grup toplantısında, 10 kez kadar diktatör ifadesiyle birlikte andığı Başbakan’a İmam Gazali’nin devlet başkanlarına öğütlerini hatırlattı!
    Bu kadar ağır ifadelerin gündelik konuşma haline geldiği bir ortamda insanın içinden söz söylemek gelmiyor aslında. Elimde olsa tüm siyasetçilerimizi ve düşünce önderlerimizi zaman makinesiyle geçmişe götürüp onlara 11’inci yüzyılda İmam Gazali’nin sohbetini ya da 2. Dünya Savaşı’nın son yıllarında Marc Bloch’un düşüncelerini dinletmek isterdim.
    Ancak bu mümkün olmadığına göre biz yazımızın başlığına dönelim. Gerçekten İnönü’nün kim olduğuyla, onu çevreleyen tarihsel koşullarla, ‘kendi döneminde’ nasıl değerlendirildiğiyle, belgeler ışığında neler söylediği ve neler yaptığıyla ilgileniyorsak o zaman tarih konuşalım. Faşizm nedir, diktatör kimlere denir, tarihteki anlamları nedir merak ediyorsak, gelin siyaset tarihi konuşalım. Gazali kimdi, hangi süreçlerden geçti, devletle ilişkisi neden değişti, makamını, malını mülkünü niye terk etti? Eğer bunları önemsiyorsak o zaman inanç ve felsefe tarihi konuşalım. Ama mesele seçmece bir tarihi, her tür siyasete destek malzemesi yapmaksa biz ne desek beyhude. Lütfen, Gazali’yi, Bloch’u, İnönü’yü, Dersim’de hayatını kaybedenleri ve nicelerini bari kabirlerinde rahat bırakalım. Hiç kuşkusuz, tarihi yok sayamayız. Ama tarih, geçmişi kafamıza göre diriltip her gün tekrar tekrar kurşuna dizmek değildir. Biraz da geleceğe odaklanalım artık. Gelecek kuşaklara nasıl bir tarihsel malzeme bıraktığımızı bir düşünelim. Aksi takdirde yarının tarihçileri bize hiç ama hiç iyi gözle bakmayacak.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı