Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlter Türkmen: NATO ve AB

İlter TÜRKMEN

İki hafta önce TESEV'in davetlisi olarak İstanbul'a gelen NATO Genel Sekreteri Lord Robertson'u dinlerken, toplantıya katılanların büyük bir kısmı gibi, ben de bir ara NATO Genel Sekreteri'nin değil, fakat AB Güvenlik ve Dış Politikasından Sorumlu Solana'nın konuştuğu intibaına kapıldım. Nedeni, Robertson'un Avrupa Savunma ve Güvenlik Kimliği'ni (ASGK) ve politikasını ancak Solana'dan beklenebilecek bir inanç ve heyecan ile müdafaa etmesiydi. Oysa bizler, ne de olsa Atlantik İttifakı'nın bazı görevlerini bir ölçüde üstlenmek amacına yönelik ASGK'ya karşı NATO'nun biraz daha çekimser davranmasını bekliyorduk.

Robertson ASGK'ya niçin bu kadar destek verdi? Kuşkucu bir yaklaşımla, daha önceki İngiltere Savunma Bakanlığı görevinde Başbakan Tony Blair ile birlikte ASGK'nın fikir babalığını yaptığı hatırlatılabilir. Ancak bu doğru olmaz. NATO Genel Sekreteri'nin bugünkü sorumluluklarının bilinci içinde NATO'nun işlevlerini ve önceliklerini ön planda tuttuğu, büyük dikkatle hazırlanmış konuşmasından kolaylıkla anlaşılıyordu. Robertson'u ASGK'ya sahip çıkmaya sevk eden önemli bir nedenin altını çizmek gerekir: ABD de artık ASGK'yı tamamen benimsemiş bulunuyor.

*

ASGK'nın oluşmasını hazırlayan evrimi Robertson gayet güzel izah etti: Soğuk Savaş sırasında NATO, Avrupa'nın güvenliğinin tek aracı, AB'de ekonomik entegrasyonun ve politik işbirliğinin mihrakı idi. Soğuk Savaş bitince, AB ülkeleri savunma masraflarında büyük kısıntılar yaptıkları gibi, silahlı kuvvetlerinin yapısında bugüne kadar ciddi bir değişiklik gerçekleştiremediler. Bosna ve Kosova buhranları Avrupalıları uyandırdı. Özellikle ABD'nin önderliğinde kara kuvvetleri kullanılmadan Yugoslavya'ya karşı girişilen harekát, AB'nin daha uzun süre bu çapta bir operasyonu tek başına yürütmek imkánına sahip olamayacağını açıkça gösterdi. Şimdi bütün AB ülkeleri, ilk modernizasyon aşamasında mecburi askerlik hizmetine son veriyorlar ve profesyonelleşme yoluna giriyorlar. Fakat Kosova gibi bir durumla Amerika'sız başa çıkabilecek güce uzun zaman erişemeyecekler. Bunun için her şeyden önce acı ilacı yutarak savunma masraflarında özlü artışlar yapmaları zorunlu.

NATO Genel Sekreteri, ASGK'yı, sadece AB'yi değil, fakat aynı zamanda transatlantik dayanışma ve bağları kuvvetlendiren bir proje olarak algılıyor. ABD'de, özellikle Kongre'de Avrupalıların kendi kıtalarında çıkan sorunlarla bile başa çıkamayarak Washington'un kapısını sık sık çalmalarından bıkkınlık duyulduğunu belirtiyor ve dengeli bir sorumluluk ve görev bölüşümü olmadığı takdirde, ABD'nin yavaş yavaş Avrupa'ya karşı yükümlülüklerini azaltma yoluna gidebileceğinden endişe duyuyor.

*

NATO Genel Sekreteri, NATO ile AB arasındaki işbirliğinin gittikçe ivme kazandığını özellikle belirtti. AB'nin öncü rolü oynayacağı operasyonlarda NATO'nun AB'ye vereceği desteğin boyutlarını saptamak amacı ile birçok çalışma grubu kurulmuş. NATO Konseyi AB Geçici Politik ve Güvenlik Komitesi ile toplanmaya başlamış. Fakat henüz kurumsal bağlar tam olarak geliştirilememiş. NATO'nun ve AB'nin ayrı ayrı silahlı kuvvetleri ve savunma bütçeleri olmayacağına ve ihtiyaçların hepsi aynı milli kaynaklardan karşılanacağına göre, iki örgütün planlarının tutarlı ve ahenkli olmasını sağlayacak kurumsal bir eşgüdüm gerekiyor.

Görüldüğü gibi, ASGK'nın daha geniş parametreleri var. NATO çerçevesinde ABD'nin yükümlülüklerinin ve Avrupa'daki askeri mevcudiyetinin uzun sürede devamını desteklemeye de yönelik bir girişim. Robertson'un açıklamalarından çıkarılacak bir ders, bundan sonra sağlam bir güvenlik teminatının hem NATO, hem de AB içinde yer almaya bağlı bulunduğudur.

Türkiye'nin ASGK'ya karşı tutumunu bir başka yazımda irdelemeye çalışacağım.

X