Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlter Türkmen: İki toplantı, iki tablo

İlter TÜRKMEN

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Atina'da iken, Cenevre'de KKTC Başkanı Denktaş ve Klerides BM Genel Sekreteri'nin şemsiyesi altında yürütülen dolaylı görüşmelere katılıyorlardı. Her iki toplantıdan yansıyan tablolar birbirinden daha zıt olamazdı. Atina'da, iki Dışişleri Bakanı, inkár etmedikleri güçlüklere rağmen, sıcak, olumlu ve istikbale yönelik iyimser bir hava yarattılar. Cenevre'de ise mazinin ve Kıbrıs'ta hálá devam eden soğuk savaşın etkisi altındaki iki mücadeleci lider buruk ifadelerle demeçler veriyor ve tesadüfen dahi karşılaşmamak için olmadık önlemlere başvuruyorlardı. Bundan daha çelişkili iki imaj tasavvur edilebilir mi? Kıbrıs'ta soğuk savaş ve Türkiye ile Yunanistan arasında sıcak barış nasıl bağdaştırılacak?

*

Zaten pek bağdaştırılamıyor. Papandreu'nun Dışişleri Bakanı'nın ziyaretinin ilk gününde belirttiği aslında doğru. İki ülke arasındaki ilişkilerde Kıbrıs'ın gölgesi mevcut. Bu sorun ve çoğu ondan kaynaklanan Ege meselesi çözümlenmedikçe gerek Türkiye gerek Yunanistan siyasal ve askeri planlamalarında potansiyel bir silahlı çatışma olasılığını göz önünde bulundurmak mecburiyetindeler. Bu da kaçınılmaz olarak NATO ve ileride AB içinde Almanya ve Fransa gibi köklü bir tarihi barışmaya imkán vermez. NATO'da hangi iki devlet Türkiye ve Yunanistan gibi yakın tarihlerinde birkaç kere savaşın eşiğine kadar geldi?

Atina ziyaretine gerçekçi bir açıdan bakıldığında Türk basınının genellikle sergilediği ölçüde iyimser olmak zor. Yunan basını daha temkinli ve çekinceli görünüyor. Başka bir nokta daha dikkati ister istemez çekiyor. Papandreu Ankara'ya geldiği zaman ODTÜ'de öğrencilere hitap etmiş, büyük bir ilgi ile karşılanmış ve uzun uzun alkışlanmıştı. Cem Atina'da aynı şeyi yapamadı. Üniversiteden bir davet yapılmış olsaydı, Yunanlı gençlere Türkiye'nin görüşlerini doğrudan anlatmak fırsatını herhalde kaçırmak istemezdi. Belki de kendisine Yunan üniversitelerinde atmosferin çok daha değişik olduğu ve hoş olmayan bir tepki ile karşılaşabileceği uyarısı yapıldı. Yine Kıbrıs gölgesi!

*

Bugüne kadarki gelişmelerin değerlendirilmesi ne olursa olsun, önümüzdeki 4-5 ayda ne Kıbrıs'ta ne de Türk-Yunan ilişkilerinde fazla bir ilerleme beklenemez. KKTC'de Başkanlık, Yunanistan'da parlamento, Türkiye'de ise cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Türkiye'deki seçim tamamen iç politika dinamiklerine göre şekillenecek ve dış politika bunda hiç rol oynamayacak. Papandreu'ya göre, Yunan seçimlerinde de Türk-Yunan ilişkilerine ağırlık verilmesi beklenemez, seçim kampanyasında ekonomi ve ‘‘Euro’’ bölgesine katılmak ön plana geçecek. Olabilir, çünkü Simitis Kıbrıs'ın AB üyeliği ve Ege ihtilafları konularında Helsinki Zirvesi'nde büyük başarı kazandığına Yunan kamuoyunu çok güzel ikna etti. KKTC'de ise durum tamamen farklı. Denktaş kendi politikasını savunarak oy toplamaya çalışacak.

*

Seçimlerin neden olduğu ertelemeyi Türkiye'nin çok iyi kullanması gerek. Politikamızda tutarsızlıklar yok denemez. Örneğin Kıbrıs'ı bir tarafa bırakarak Yunanistan'la ilişkilerimizi yeni zemine oturtmaya çabalıyoruz. Bugünkü koşullarda gerçekçilikten çok uzak bir yaklaşım. AB üyelik süreci Türk-Yunan denklemindeki öğeleri değiştirdi. Önümüzde süreler var, Kıbrıs için büyük olasılıkla 2002 yılına, Ege sorunları için 2004 yılına kadar. Zor kararları ileriye atmakla ve kalıplaşmış formüller ve sloganlarla bir yere varamayız. Önceliklerimizi iyi saptamak ve buna göre tercihlerimizi yapmak, yeni çözüm modelleri üretmek zorunluluğundayız. Zaman acımasızdır. Onun verdiği fırsatlar kaçtı mı dövünmekten başka çare kalmaz.

X