Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlk yatıya kalma denemesi

Büyüyorlar işte. Şu aralar bu fikir hepimizin hoşuna gidiyor tabii... Onların adam gibi davrandığını görmek (kızlar için de geçerli bu lafım) annelerinin olamadığı zamanlarda da olgun olduklarını bilmek insanın gururunu okşuyor.

Bazen o kadar olgun davranıyorlar ki çocuklarımız, ‘Tamam artık, bu iş bitti. Bunlar yola geldi’ diye düşünüyoruz. Ama tam o anda bebek tarafları ortaya çıkabiliyor birden. Bu da bazı kararları verirken biraz tutuk olmanıza sebep oluyor.

Derin’in annesi Nilgün’le sohbet ederken birbirlerinde kalma talepleri karşısında nasıl davranmamız gerektiği sorusu çıktı karşımıza. Evlerin çok yakın olması büyük avantajımız tabii. Denemeye karar verdik. Bir düğüne davetliydik. O geceyi Sinan’ın Derin’lerde kalması üzerine planladık.

O sabah Sinan’la beraber okul çantasını hazırlarken pijama, ev kıyafeti, diş fırçası ve uyku bezini de koyduk. Okuldan Nilgün aldı onları ve beraber eve gittiler. Nilgün keyfimize bakmamızı, onları aramamamızı, gerekirse bizi arayacağını söyledi. Baktık ki çocuklar uyumuyor ya da biri diğerini uyutmuyor, o zaman devreye girip programı değiştirebilirdik. Ya da bizimki kalmak istemezse gelip alacaktık. O gece öyle geçti. Ses seda çıkmadı.

Sabah çocukları okula bırakan Nilgün beni aradı ve özeti verdi: Gece gayet iyi geçmiş. Sinan, çorbanın içinde maydanoz taneleri var diye içmemiş ama diğerlerini yemiş. Zamanında uyumuş ve güzel güzel kalkmışlar.

Böylece ilk yatıya kalma denememiz de başarıyla sonuçlandı. Şimdi biz bir arkadaşımızı yatıya alacağız. Aklıma kendi gençliğim geldi. Bana arkadaşlarımın yatıya gelmesine ya da benim onlara gitmeme bayılırdım. Lisedeyken okul zamanı hafta arası bile kalırdık birbirimizde. Çok ama çok eğlenirdik.

Tabii ki bu çocuklar bizim kadar eğlenemezler, henüz bekleyemeyiz. Arada çatışmalar ve küsmeler de oluyor. Ama onları kısa süre içinde halledebilmeleri işlerin yolunda gitmesini sağlıyor. Şimdi belli geceleri çocukların eğlenceleri üzerine kurmayı planlıyoruz. Mesela bir gece sinema gecesi yapıp bir evde çocuklara patlamış mısırlı film izleme seansı yapacağız. Böylece diğer anne babalar da birkaç saat bir yemeğe gidebilecek. Çünkü sevgili arkadaşlar, bizimkiler seneye ilkokula başlayacak. Hanya’yı Konya’yı görecek. Bari bu sene biraz eğlensinler! Okul çıkışı birbirlerine gidip oynasınlar, akşamları takılsınlar... Çünkü seneye paso ders yapacağız maaile!!!

İlk 6 ay sadece anne sütü

Anne sütü, bebeklerin ihtiyacı olan tüm besin öğelerini ilk altı ay boyunca tek başına sağlayabilen en iyi besin. Anne sütü ve doğumdan hemen sonra gelen kolostrum bebek için çok önemli, çünkü bebeği hastalıklara karşı korur, bir anlamda bebeğin ilk aşısı. Her yıl ekim başında gerçekleştirilen Emzirme Haftası’nın amacı, Türkiye genelinde çeşitli etkinliklerle tüm annelere ulaşmak ve bu oranı sıfıra indirerek anne sütünden yararlanmayan bebek kalmamasını sağlamak. Bugün başlayan ve 8 Ekim’e kadar devam edecek Emzirme Haftası’nı fırsat bilip diyetisyen Yasemin Batmaca ile konuştuk.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Anne sütü en iyi, en doğal ve en taze besin Temiz ve mikropsuz Daima hazır ve bedava Tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür Bağışıklık sistemini güçlendirir, kas ve kemik gelişimini artırır Bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek kalmaz Bebekle anne arasında özel bir sevgi bağı kurulmasını sağlar Emzirme, annenin sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır.

Emziren kadınlar daha çok olsaydı yılda 1.5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı

Anne sütü, bebeğin ilk altı ay ihtiyacı olan protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerini içeren ideal besin kaynağı. İçindeki koruyucu maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan koruyor. Anne sütü ve doğumdan sonra gelen kolostrum (ilk sarı süt); ishal, soğuk algınlığı, öksürük gibi hastalıklardan koruyor. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli oluyor ve kanser görülme oranının daha düşük olduğu biliniyor. Ayrıca anne sütünün içinde yeterli miktarda demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık olmadığı gibi, anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az oluşuyor. Anne sütünde yeterli miktarda su ve vitamin bulunduğu için, çok sıcak iklimlerde bile bebeğe su vermeye gerek yok.

Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölüm oranları, diğerlerine oranla 4-6 kat daha fazla. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre emziren kadın oranları daha yüksek olsaydı yılda 1,5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı.

Emzirme, doğumdan yarım saat sonra olmalı ve yeni doğanlara kesinlikle anne sütü dışında herhangi bir yiyecek ve içecek verilmemeli. İlk haftalarda bebeğinizi her istediğinde emzirmelisiniz. Bu dönemde yapay meme veya emzik kullanılmaması öneriliyor.

Evet, bebek her ağladığında emzirilmeli! Bebekler genellikle günde 8-10 öğün emmek isterler. Yeni doğanlar bazen çok uzun süre uyuyabilir. Beslenme arası üç saati aşarsa, severek veya altını açılarak güzelce uyandırıp emzirmelisiniz. Emme sıklığı ilerleyen aylarda giderek azalır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF, anne sütü ile beslenmenin doğumdan hemen sonra başlamasını, ilk altı ayda sadece anne sütü verilmesini ve emzirmenin altıncı aydan sonra uygun besin takviyeleri ile 2 yaş ve üzerine kadar devam etmesini öneriyor.

SÜT VERİYORSANIZ BUNLARI UNUTMAYIN

Normal ihtiyacınızdan daha fazla su için. Su içmek anne sütünü arttırdığı gibi, kendinizi zinde hissetmenize de yardımcı olur Günde en az iki bardak süt içmeli veya peynir, yoğurt gibi süt ürünleri yemelisiniz Enerji ihtiyacınızı karşılamak için her öğünde, et, tavuk, balık; gaz problemi yaratmıyorsa, fasulye, nohut benzeri baklagiller gibi hem hayvansal, hem de bitkisel protein bakımından zengin yiyecekler tüketin Sebze ve meyve yemeyi ihmal etmeyin

100 anneden 98’i emziriyor 100 bebekten 2’si anne sütüyle hiç tanışmıyor

Türkiye’de, ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin oranı yüzde 1,3. Beş yaşın altındaki çocukların yüzde 25’inde beslenme eksikliği görülüyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i beş yaşın altında ve her sene bu çocukların 63 bini önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. Ölenlerin 50 bini bir yaşın altında.

Anne ve bebek bakım ürünleri ve aksesuarları firması Avent’in Türkiye temsilcisi Grup Ltd. tarafından Türkiye genelinde 660 anne arasında yaptırılan araştırma Türkiye’de annelerin bebeklerini emzirme oranında ve emzirme sürelerinde artış olduğunu gösterdi. Sağlık Bakanlığının açıkladığı 2003 yılı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması Raporu (TNSA) verilerine göre yüzde 95 olan emzirme oranının yüzde 98’e yükseldiği görüldü. Bunun yanında araştırmada hálá yüzde2’lik bir bebek nüfusunun ne yazık ki hiç anne sütüyle tanışamadığı gerçeği de ortaya çıktı.

Annem kendini yazıya vurdu

Bu yazı annemden geldi. Parantez içindekiler benden...

‘Pazar saat 18.00... Bu saatte yazılmış bir maili alınca sanırım annem kafayı yemiş diye düşüneceksin. (Eyvah, bir sorun var) Ama baban TV izlerken birikmiş dergilerime göz attığımda o kadar güzel ve ilginç konulara rastladım ki, onları senle paylaşmadan edemedim. (Sanırım annem bunalıma giriyor.) Aslında bu konular daha çok sen moda ve trendler hakkında yazarken işine yarardı! Şu durumda seni ilgilendiren konular çok kısıtlı. (Yaşla mı alakalı acaba, babamla mı?) Çünkü sen gayretli bir anne ve çalışkan bir yayıncı olarak bütün bilgileri ve çalışmaları zaten toparlamaktasın. (Onurlandım doğrusu.) İlgimi çeken konulardan biri şöyle: Yeni dönem için 10 öneri.

1) Okula dönmek: Bunu sanırım beceremem. 2) Tek bir sergi bile kaçırmamak: Bienalden başlamam gerekecek. 3) Koyvermek: İngilizce tabiriyle, take it easy! Mümkünce yapabilmek gerek. 4) Bir şapka satın almak: Bu sezonun en kült aksesuarı. Zaten bunu geçen kış da yapmıştım. Hah ha! 5) Spora gitmek: Ölmek var, dönmek yok bu konuda. Birlikte gitmeyi de özledim... İlk fırsatta yenilenen Motus’ta senle olmayı bekliyorum. 6) Başkalarına yardım etmek: En azından haftada 1 gün. 7) Kendine yardımcı olmak: Gerekirse bir danışmandan yardım almak. Sanırım buna ihtiyacım yok. Kendimi şımartmayı bilirim! 8) Daha fazla okumak: Buna lafım yok. Mutlaka uygulanacak. 9) Bisiklete binmek: Kim ??? Ben mi? İmkansız! 10) İyi alışkanlıkları muhafaza etmek: Evet, evet, evetttttttttttttttt!’
X