Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlk kez IF WEDDING FASHION’da

Senem Çapa, yaklaşık 15 yıllık arkadaşım. Annesi Melek müthiş bir kadın.

İzmirliler... Melek yıllarca restorancılık alanında, önemli markalara imza attı. Senem de Türkiye’nin hazır giyim sanayinde, markalaşmış ve dünyaya açılmış, pek çok markasına danışmanlık yaptı. Onlara defileler düzenledi, fuarlar organize etti. Meslektaşlarımızdan, sevgili Şebnem kardeşi. Şebnem basın dünyasından ayrılınca, iki kardeş bir tanıtım firması kurdular. Senem beni arayıp, “16-19 Şubat 2011 IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı’na geliyorum” deyince, merak ettim...

Dünyaya açılan bir marka ALFABETA

Müşterek arkadaşımız, Herman  Mıhçı’nın,  İstanbul’da, özellikle abiyede dünyaya açılan bir markası ALFABETA’nın, defile organizasyonunu yapmış. İstanbul’da, cemiyet hayatında, pek çok elit isminin yazlık, kışlık gardıroplarını hazırlar Herman. Ayrıca Seda Sayan, Muazzez Ersoy, Çağla Şikel de müşterileri arasında... Ama,  Janet Jackson’a yaptığı, gardırop ile adını dünyaya duyurdu... Hatta Amerika’daki, Hello dergisine kapak ve haber oldu. Yıllardır Amerika’dan, Arabistan’a kadar, çok sayıda önemli ismi giydiren, ünlü haute couture markası, ALFABETA’ nın defilesini, İzmirli hanımlar kaçırmayın. Üstelik de, yıllar sonra, Türkiye’deki ilk defilesi Herman’ın. 17 Şubat Perşembe, saat 16.00’da. 2011 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu sergilenecek. Defilenin mankenleri arasında ise, İzmir’e gelin olacak olan, Hande Subaşı, Ece Sükan, Özge Ulusoy ve Sema Şimşek gibi ünlü mankenler var. 1987’den beri Herman Mıhçı imzasını taşıyan kreasyonlar, başta ABD, Rusya, İtalya, Fransa ve Arabistan ülkeleri olmak üzere pek çok ülkeye gönderiyor.

Ajda, Ebru, Pınar hepsi de günahsız

Cumartesi günü birkaç arkadaşımla, Kahve Dünyası’nda oturuyorduk. Hepsi bana, iki gün önce, hemen tüm gazeteler, magazin sayfalarında ve eklerinde yer alan bir haberi sordular. Efendim, ünlü bir telefon markası, can dostum İzzet Çapa’nın, Süper Market Long-Table adlı mekanında, bir tanıtım yemeği vermiş. Bu yemeğe katılan Süper Star Ajda Pekkan, Ebru Şallı, Pınar Altuğ, gibi ünlüler ellerinde üç-dört telefon ile magazin basınına haber olunca, hemen herkes “Yazıklar olsun. Bu kadar mı arsız bu şöhretler? Bedava bulunca üç-dört tane mi alır insan” diye konuşmaya başladılar. Vallahi bende öyle düşünüp ayıplamıştım. Ama işin doğrusunu mekanın işletmecisi ve yakın dostum, Ali Sayar’dan öğrendim. Herkese bir telefon hediye etmişler. Diğer kutular boşmuş. Poz vermek için kullanılmış. Bazen farkında olmadan, ünlülerimizin günahlarını alıyoruz. Doğrusunu bilin istedim...

Bir yıl önce yazdım, ısrarlıyım ‘Tecavüzcüler hadım edilsin’

Hürriyet Ege köşemde 5.5.2010 tarihinde yazdım. Türkiye’nin en çok okunan internet sitelerinden, Uçankuş’ta da yayınlandı yazım. Arşive girenler görecekler. Neredeyse bir yıl sonra, AK Partili milletvekilleri, cinsel saldırganlara, cezaları ağırlaştıran bir yasa teklifi sundular. Bu yasa teklifine göre, birden fazla tecavüz eylemini gerçekleştiren sapıklar, hastalar hadım edilecek. Bilmeyenleri aydınlatayım. Öyle cinsel uzuv ile alakalı değil. Testosteron hormonları, ilaçla azaltılacak. Yani kimyasal hadım. ABD’nin bazı eyaletlerinde, İsveç, Norveç, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Filipinler gibi ülkelerde zaten bu yöntem var. Bizde niye olmasın? Çevremde aklı başında kime sorduysam, benimle hemfikirler. Çünkü, tedavisi olanaksız bir hastalık bu durum. Elde edilen verilere göre; yılda ortalama 7 bin çocuk, cinsel istismara uğruyor. Üstelik de savunmasız, 3-5 yaş arasında gerçekleşiyor. Ve her geçen gün de artıyor. Şimdi o tarihteki yazımla sizleri baş başa bırakıyorum. Atlayanlar okusunlar, okuyanlar bir kez daha hatırlasınlar diye. Bu arada son günlerde, sahip çıkamadığımız kadınlarımızı, katleden, eski kocalar için de geçerli bu görüşüm. ‘Kadının ne adı ne de canı var’. Bu yazımın tam sırası...         

* * *

Çevremdeki insanlar benim ne kadar duygusal olduğumu bilirler. Ama ensest ilişkilere, sübyancılara, fiili lavata yapanlara ve de suçsuz, günahsız bir insanı öldürenlere karşı çok acımasızımdır. Allah’tan başka da kimseden korkmam. ‘Dobra Dobra’ programımı izleyenler bilirler. Neyse uzatmayayım... Tecavüz ettiği öz kızından doğan ve aynı zamanda torunu olan, kızına da cinsel tacizde bulunan şerefsizi, kasabın et dövme aletiyle uzvunu parçalarım.

* * *

Yine Siirt’te, 8 erkek öğrencinin, 2-3 yaşlarındaki bebeklere tecavüz etmelerine de vereceğim ceza aynı olur. Yazarken insanın tüylerini diken diken eden, yüreğimi dağlayan ve sizlerin de yüreklerini acıtan, bu tecavüz olaylarından, kurtulmamız ya da caydırıcı olması için bunların hadım edilmesi şart. Ayrıca, günahsız bir insanı, acımasızca katleden kişi de derhal idam edilmeli.

* * *

Sevgili okurlar, sizleri bu konuda birlik ve beraberliğe çağırıyorum. Başta Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan olmak üzere, Adalet Bakanı’nı, Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan olan, ama bu güne değin yetersiz kalan, Selma Aliye Kavaf’ı mail yağmuruna tutun. Kadın dernekleri Ankara’ya yürüyün. Gazete yöneticileri bu konuda birleşin. Artık Türkiye’de kadının bir adı bir yeri olsun. Yetti artık. Kadın cinsel meta olarak görülmekten kurtulsun. Çünkü, verilen cezalar yetersiz. Çıkan aflarla bu katiller, ırz düşmanları aramıza elini kolunu sallayarak dönüyorlar ve yaptıklarıyla kalıyorlar. Üstelik hasta ruhlar olarak yapmaya da devam ediyorlar.

Şarapçılıkta çok ileriyiz

Geçtiğimiz günlerde, sevdiğim bir dostumun evinde, şık bir davet vardı. Hayli tanıdık yüz bir aradaydı. Çok da harika bir geceydi. Özellikle Sema Gürer ve Ataç Aydın adlı müzisyenler, geceye büyük renk kattılar. Davette, Türkiye Şarapçılık Sektöründe, adlarından başarıyla söz eden, Sevilen Grup’tan Enis Güner ve eşi de vardı. Ben ilk kez onların bir şarabını tattım. Enfesti. Ertesi gün hiç rahatsızlık duymadım. Enis Güner,  “Fransız kökenli Syrah ve Merlot üzümlerinin seçkin bir harmanisi. Baharatsı lezzetlerini ve gövdesini Rhône bölgesinin üzümü, Syrah’dan, zarif meyvemsi ve yumuşak tanenlerini de Bordo kökenli Merlot’dan alıyor” dedi. Bayıldım. Sevilen Grup’un sahip olduğu, İzmir Menderes’teki İsabey bağlarının, 1. ve 3. parsellerinde, çok özel yetiştirilen ve yılda sadece 9500 şişe üretilen özel sek kırmızı şarap. 14 ay Fransız meşe fıçılarında olgunlaştırılıyor. Soslu dana etleri, baharatlı et yemekleri ve av etleriyle uyum sağlıyor. 10 sene üzerinde, uygun saklama koşulları altında, yıllandırılabilinirmiş. Şarap severlere duyrulur...

 

X