Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlişkiler fuarı mı? Evlilik Fuarı mı?

Yaratıcılık yok, taklit çok, aynı isimler

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da, İstanbul Fashion Week (İFW), İstanbul Moda Günleri’ne davetliydim. Uluslararası bir koreograf olan, sevgili Uğurkan Erez, Öner Evez ve arkadaşım İFW Danışma Kurulu Başkanı, Damat’ın sahibi Süleyman Orakcıoğlu, protokol davetiyelerimi yolladılar. Sağ olsunlar. Ama bu aralar, pek keyifli olmadığımdan, gitmedim. Fakat, sevgili Ertan Kayıtken oradaydı. Ertan’dan, Uğurkan ve Öner’den bilgilendim. Bana göre de, Türkiye’nin en önemli moda etkinliği olan, İstanbul Moda Fashion’da, ünlü tasarımcılar pek yoktu. Bunun da nedeni, her birinin, başka uluslararası defilelere hazırlanmasıymış... Neyse benim için önemli olan, 16-19 Şubat tarihlerinde, İzmir’de gerçekleşecek, IF Wedding Fashion İzmir... Geçtiğimiz hafta, bu konuyla ilgili, gazetelerde pek çok haber çıktı...


Ünlü mankenler, aynı tasarımcılar

İzmir için çok önemli olan, 5. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarında, çok ünlü mankenler var. Cağla Şikel, Özge Ulusoy, Ece Sükan, Sema Şimşek, Duygu Akdeniz, Merve Büyüksaraç gibi. Katılan tasarımcıları merak ettim. Çıka çıka, açılış ve kapanış defilelerinde, İstanbullu Simay Bülbül ve Gamze Saraçoğlu çıktı karşıma. Şaşırdım... Niye mi? 3-6 Şubat 2011 tarihlerinde gerçekleşen İstanbul Fashion Week’ de de aynı isimler vardı. 4 Şubat’da Simay Bülbül’ün, 5 Şubat’da da Gamze Saraçoğlu’nun defileleri oldu. Peki İzmir farkı nerede? Üstelik ikisi de gelinlikçi değil. Simay Bülbül iyi bir tasarımcı ama deri üzerinde... Gamze Saraçoğlu da öyle... O da  ipek abiyede... İzmir için bir kaç gelinlik yapacakmış! İF Wedding Fashion İzmir, bir gelinlik, damatlık ve abiye fuarı. Böyle bir fuarda ben, gelinlik ve abiye konusunda Türkiye, Avrupa ve Arap ülkelerinde, popüler olmuş isimleri görmek isterdim. Sanırım İzmirliler de öyle... Ustaların ustası Yıldırım Mayruk, Vural Gökçaylı, Canan Yaka, Dilek Hanif... Damatlıkta Faruk Saraç, Muzaffer Caha... Yıllardır yapılan bu fuarda, bu isimler hiç yer almamış. Bırakın bu isimleri, mademki gelinlik ağırlıkta, peki İzmirli gelinlikçiler nerede?... Ertan Kayıtken, Sister’s, Tahsin Kahyaoğlu, Jale Güngör, Melek Öz Yenilmez.... Amaç İzmirliyi kalkındırmak değil mi?


Dört yıldır organizasyon aynı isim

İZFAŞ, yani Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen, bu fuarın organizasyonu, dört yıldır aynı isme verilmiş. Üstelik, duyumlarıma göre, bir kez bu fuarı gerçekleştiren Uğurkan Erez ile Öner Evez, aynı koşullar altında talip olmuşlar. Ama elleri boş dönmüşler. Bu da ister istemez bir tekelcilik mi var?sorusunu akla getiriyor. Kısacası, tabi ki İF Wedding Fashion İzmir’in, çok başarılı olmasını isterim. Ama daha adil, İzmirli tasarımcılara daha fazla yer vererek. İlişkilerle değil yalnız.  

Ayranımız yok içmeye

Haber Analiz

Hafta sonu, fuarda koştum. Sonra da Basmane’de bir tur attım. Rezillik. O sokak aralarına bir girseniz pislik içinde. Korsan oto parkçılar, ayrıca kol geziyor. Zaten bir utanç abidesi olarak, yıllardır duran, Dünya Ticaret Merkezi çukurunda, fareler cirit atıyor. ‘Ah canım İzmir’im, İzmirlim” dedim içimden. Bir yağmur olur, Birinci Kordon’u, milyon dolarlık yatırımların olduğu Kıbrıs Şehitler Caddesi’ni su basar... Arabalar yüzer... Çöpler sokaklara taşar. İzmir’in en kalbur üstü semti olarak anılan, Alsancak merkezde, ara sokaklarda, yalıda, Göztepe’de, sahilde, kimsesiz hayvanlar, onların pislikleri, yaz ve kış bitki bitleri denilen sinekler, sivrisinekler, at sinekleri, faytoncuların atlarının çiş kokuları ve b..ları hiç eksik değil.
* * *

Defalarca yazdım, çizdim. Diğer meslektaşlarım da öyle. Sonuç, kocaman bir hiç... Sakın yanlış anlamayın. Sevgili Mustafa Denizli’nin söylediği “İçimizdeki İrlandalılar” dan değilim. Ama kör ve salak hiç değilim. Eski Bakanlardan, Sayın Işın Celebi’nin söylediği gibi, “İzmir yıllardır ileriye gitmiyor. Yerinde sayıyor.” Yine İzmir’de, Hizmet Gönüllüleri Federasyonu’nca, “2023’te Nasıl Bir İzmir, Nasıl Bir Türkiye Bekliyorsunuz?”konulu toplantıda, yüreği yanık, başarılı bir İzmirli iş adamı, sanayici Kemal Zorlu dostumun dediği gibi, İzmir makus kaderine terk edilmiş. İzmir’den, özellikle İstanbul’a, nitelikli beyin göçü devam ediyor.
***

İşte tüm bunlar yaşanırken ve yaşanmaya devam ederken, gerçekten çok değer verdiğim, İzmir ekonomisinde, siyasetinde, yönetiminde önemli isimler, 2013 Akdeniz Oyunları’na, İzmir’in ev sahibeliğini yapabileceğini söylüyorlar. Keşke... Lütfen limana gemi geldiği zaman, o yabancılarla birlikte, bu sözlerin sahipleri, değerli isimlerin, Alsancak, Kemeraltı, Kordon’da gezmelerini öneririm... Ya da yağmur yağdığı zaman, bir dolaşmalarını isterim. Yazın o güzelim Kordon’da, çiş ve b.. kokuları arasında pasaporta çay içmelerini isterim. Haksız mıyım? Ayranımız yok içmeye... derken...

Bir Dakika

Sana da güle güle Maria

Bernardo Bertolucci’ in olay olan, fırtınalar koparan filmi ‘Paris’te Son Tango’ ile Türkiye onu tanıdı. Aslında, Fransız aktör Daniel Gelin’in, kızı olarak da ünlüydü. Bir ara müzik de yaptı. Ama sesi yeterli gelmedi. İtalyan şarkıcı Cristiano Malgioglio ile albümü, tutmadı. Sanırım anlamışsınızdır, kimden söz ettiğimi. Maria Schneider. Onu, modanın bir duayeni, sevgili Yıldırım Mayruk ve çocukluk arkadaşım, terzi yamağı Barboros Şansal sayesinde yakından tanıdım. Süper espriliydi. Fakat hüzünlü bir hali vardı. 7 Kasım 2001’de, büyük usta Yıldırım’ın, Swiss Otel’deki ‘2023’e Hikayeler’ adlı defilesinin onur konuğuydu. Hep birlikte bir yemek yedik. Daha sonra, 2005’de, Yıldırım Mayruk, ben ve Barboros, Paris’e gittik. Maria, ünlü yönetmen arkadaşı Maria Machozanni ile bizi, dünyanın sayılı şık lokantalarından, Kafe Marly-Louvre Müzesi Restoran’ nda ağırladı. Avlu Louvre’ da, bulunan restorana ve yediklerime hayran kalmıştım. Yanımızda, dünyaca ünlü top model Rabecca da vardı. O tarihte çalıştığım Posta Gazetesi ve Milliyet İnternet’ de 30.Mayıs.2005 tarihinde, tüm bunları köşemde yayınlamıştım. Bir kez daha, Maria’a ‘güle güle’ demek için yazdım. O da 58 yaşında gitti. Hayat bu kadar kısa işte. Tabi ders alana...

X