Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ilıcak'a birkaç hatırlatma!

Emin ÇÖLAŞAN

Nazlı Ilıcak önceki gece Refah'ın yayın organı Kanal-7'ye bir kez daha çıktı ve kendisini Özer Çiller'le şike yaptığı için eleştiren gazetecilere laf yetiştirmeye kalkıştı.

Kendini aklamaya, savunmaya çalışıyordu. Bir ara çok heyecanlandı ve şiir okumaya başladı:

‘‘Sırmalı semer vursan eşek yine eşektir...’’

Bu ‘‘eşek’’ sözcüğünü de dolaylı bir biçimde bizlere armağan etti!

Çok teşekkür ederiz!

Ancak bu işler ekrandan şiir okumakla olmaz.

Nazlı Hanım yarın gece yine Kanal-7'ye çıkıp Özer Çiller'le ikinci bir söyleşi daha yapacakmış. Kendisine çanak tutup açıkça şike yaptığı ilk programdaki ayıplarını affettirmeye çalışacakmış!

Ekran insanı hem yüceltir, hem de küçültür.

Bu, sizin orada sergilediğiniz tavra bağlıdır.

Eğer siz karşınıza birilerini oturtup onlarla danışıklı dövüş yaparsanız, saf vatandaş rollerine bürünüp çanak tutarsanız, karşınızdakine önceden verdiğiniz danışıklı sorular sorup o kimseyi çaktırmadan aklamaya kalkışırsanız, bunu yemezler!

***

Şimdi diyor ki, ‘‘Ben ekrana birini çıkardığım zaman onun fikirlerini kamuoyuna yansıtmayı amaçlarım. Gazetecinin görevi budur...’’

Eğer böyle düşünüyorsan, o takdirde karşındaki kişiye niçin soru soruyorsun? Getirirsin kameraları karşısına, ‘‘Anlat bakalım’’ dersin ve adamı hiç soru sormadan konuşturursun.

Ama eğer soru soracaksan, adam gibi sorarsın.

Hele Özer Uçuran Çiller gibi birine, soruların Allah'ını sorarsın.

***

Nazlı Ilıcak yakın geçmişte Tansu Çiller'e hakaretler yağdırırdı. Ne zaman ki oğlunun çıkardığı Akşam Gazetesi'ne geçti, onların bir numaralı yağdanlığı oluverdi.

Niçin?

Bu soruyu geçen gün burada sordum. Soru çok açık ve nettir.

‘‘Akşam Gazetesi, Tansu Çiller'in Başbakan veya Refahyol Hükümeti'nde devlet bankalarından sorumlu Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde bu bankalardan, örneğin Halkbank'tan kaç milyon dolar kredi almıştır?..’’

Soru budur.

Bu soruyu benim o yazımdan okuyan Kanal-7 sunucusu Ahmet Hakan, önceki gece kendisine sordu...‘‘Var mı böyle bir şey?’’ dedi...

Ve Ilıcak bunu geçiştirdi. Yanıt veremedi. Sunucu da üstelemedi... Çünkü onlar da ahbap çavuş muhabbeti yapıyorlardı!

Evet, Nazlı Ilıcak'taki bu 180 derece dönüşü açıklayacak tek husus, Tansu döneminde devlet bankalarından aldıkları kredilerdir.

Ilıcak eğer iddia ettiği gibi dürüst ve ilkeli bir gazeteci ise, yarın gece ekranda bu soruya yanıt vermek zorundadır. Aldıkları kredileri açıklamakla yükümlüdür.

O 180 derecelik dönüşünün temelinde işte bu paracıklar gömülüdür!

Sakın ola ki ‘‘Akşam Gazetesi benim oğluma aitti. Ben o işlerden anlamam’’ falan gibi kaçamaklara başvurmasın.

***

Şimdi ben kendisine birkaç soru yazdıracağım. Bu soruları lütfen not etsin ve yarın gece yapacakları muhabbette Özer Uçuran Çiller'e bir zahmet soruversin. (Eğer yüreği yetmezse, yarın gece beni telefon bağlantısıyla Özer'in karşısına çıkarsın ve ben sorayım.)

1- 1981 yılında İstanbul Bankası Genel Müdürü olduğunuz dönemde, bir şirkete kendi imzanızla kredi verip yüzde 13 oranında komisyon aldınız mı? Bu komisyonu aynı bankada kendi hesabınıza yatırdınız mı? Sonra bu çeki, yalıyı satın aldığınız Ayşe Irmak Manioğlu adına ciro ettiniz mi? Emin Çölaşan bunu belgelemişti. Ne diyorsunuz?

2- Başbakan kocası olduğunuz dönemde Konut'a devletin üst düzey bürokratlarını çağırıp onlara atama kararlarını tebliğ ettiniz mi? Bazılarına ‘‘Sizi görevden aldık’’ dediniz mi? Emin Çölaşan böyle yazıyor. Bu ‘‘yalan ve iftira’’ yüzünden kendisini niçin mahkemeye vermiyorsunuz? Vermeyi düşünüyor musunuz? Çölaşan ayrıca bu isimleri mahkemede tanık olarak göstereceğini de söylüyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

3- Karınızın 1992 yılında bakan, 1993 yılında başbakan olmasından sonra Türkiye ve Amerika'da ne kadar vergi ödediniz? Yıllık dökümleri ve bunların hangi vergiler olduğunu açıklar mısınız?

Bu şahsa sorulması gereken bin tane soru var. Yer darlığı nedeniyle burada sadece üçünü yazabiliyorum.

Eğer Özer'e bu sorular ve benzerleri sorulmazsa, işin üzerine gidilmezse, o programın adı şike olmaz da ne olur sevgili okuyucularım?

Böyle gazetecilik olur mu?

Nazlı Ilıcak yarın gece Kanal-7 ekranında hiç eveleyip gevelemeden hem kendi aldıkları kredileri açıklasın, hem de şu sorduğum soruları Özer'e net bir biçimde sorsun.

Bize yazıklar olsun ki, Türkiye'yi Uçuran Çiller Ailesi'ne emanet etmişiz!.. Kuzuyu kurda teslim etmişiz!.. Meclis'te Tansu'nun yolsuzluk dosyalarını da hiç sıkılmadan aklayan Refah Partisi de kına yaksın.

***

Burada Uçuran Çiller Ailesi'ne son bir gönderme daha yapmak istiyorum. Geçtiğimiz salı gecesi NTV ekranından kendilerine çağrıda bulunup karşımıza oturmalarını istirham etmiştik.

Gazeteci arkadaşlarım Yavuz Donat, Fatih Çekirge, Sedat Ergin ve ben, kendilerini bu salı gecesi saat 21.00'de NTV'de canlı yayında bekleyeceğiz. İster kendileri gelsinler, ister telefonla katılsınlar. Tek veya çift gelebilirler. Üzerlerinde takım elbise veya kot olabilir. Bizim için fark etmez.

Şöyle tatlı bir muhabbet yaparız, geçmiş günleri hasretle anarız!

Haydi çocuklar, bekleriz!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI