Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlginç ilişkiler!

<B>DÜNKÜ </B>yazımda size bir olayı belgeleriyle aktarmıştım. Ankara Adliyesi'nde <B>yüzlerce,</B> belki <B>binden </B>fazla dava açan <B>İ. Melih Gökçek'</B>in başında bulunduğu belediye, Türkiye'deki tüm hákim ve savcıların amiri konumunda olan Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili <B>Ergül Güryel'</B>in oğlu <B>Cem Güryel'</B>e iş veriyordu.

İşin başka boyutları da vardı ve dünkü yazımın sonunda ‘‘Yarınki yazımı bekleyin. Başka sorular da soracağım’’ demiştim.

Ergül Güryel dün sabah yazımı okumuş, ziyaretime geldi. Uzun süre konuştuk. Söylediklerini özetliyorum:

‘‘Yazdığınız olay doğrudur. Oğlum belediyeden bu işleri alırken benim haberim yoktu. Öğrenince kendisine çok kızdım, ama iş işten geçmişti. Oğlum belediyeden, sizin yazdıklarınız dışında başka iş almadı. Aldığı işlerin de parasını düzgün ödemiyorlar. Bunun dışında bir de Şereflikoçhisar'da l0 milyarlık bir badana boya işi var.’’

* * *

Ankara Adliyesi'nde herkes hakkında dava açan olan İ. Melih'in avukatının adı M. Ali Alan. Bu avukatın Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu sık sık ziyaret ettiğini, orada bazı üyelerle görüştüğünü, Ankara Adliyesi'nde bazı hákim ve savcılarla yakın ilişki kurduğunu biliyordum.

Bunu sadece ben değil, bütün kurul ve adliye mensupları biliyordu. Bunları Ergül Güryel'e sordum ve dürüstçe yanıtladı:

‘‘Beni çeşitli zamanlarda kurulda ziyaret ettiği doğrudur. Bayramda seyranda gelmiştir. Sonra bazı şeyler duydum, bir daha gelmemesini söyledim ve artık gelemiyor. Bazı hákim ve savcılarla benim adımı kullanarak konuştuğunu, vaatlerde ve isteklerde bulunduğunu öğrendim. Bunu bana bazı hákim ve savcılar söylediler ve durumdan yakındılar. Bunlar benim bildiklerim. Bilmediğim daha neler vardır. O yüzden artık kendisini kabul etmiyorum, görüşmüyorum.’’

Ayrıca Güryel bazı konuları daha aktardı ama onları yazmamı istemedi.

Kendisine bir soru daha sordum. Acaba kendisi de İ. Melih'i ziyaret etmiş miydi? Bu konudaki bilgim doğru muydu?

‘‘Evet, bir defa davet etti ve İncek'te bir yere ziyaretine gittik. Ama orada iş konuşmadık.’’

* * *

Şimdi burada İ. Melih'in avukatı Mehmet Ali Alan'a birkaç soru sormak istiyorum:

Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na niçin, hangi sıfatla ve hangi amaçla gidiyordun? Kimlerle, hangi üyelerle, ne konuşuyordun? Örneğin Kurul üyesi Hüseyin Demirörs'le odasında neler konuşurdunuz? Onlardan hangi isteklerin oluyordu?

Ankara Adliyesi'nde Ergül Güryel'in anlattığı olaylarla ilgili olarak hangi hákim ve savcılarla, ne konuşuyordun?

Birkaç soru da Melih'e sormak zorundayım:

Ankara Adliyesi'nde bine yakın dava açmış bir kişi olarak, hangi nedenle bazı Kurul üyeleriyle bire bir ilişki kuruyordun? Üyelerden Hüseyin Demirörs'le, yanında avukatın da olduğu halde hangi gerekçelerle restoranlarda yemek yiyordun?

Ankara Adliyesi'nde unvan ve isimlerini şimdi yazmayacağım bazı kimseleri makam aracınla aldırıp evine getirir miydin?

Güryel'in oğluna işler nasıl verildi?

* * *

Sevgili okuyucularım, bu çarpıcı olayları niçin gündeme getiriyorum?.. Çünkü İ. Melih'in davalarında çıkan ‘‘bazı’’ mahkeme ve savcılık kararları akla, mantığa ve vicdana uymadığı gibi, hukuka da uymuyor. Bu nasıl oluyor? Ergül Güryel'in söylediklerinin payı var mı?

Bu ‘‘bazı’’ sözcüğünün altını çiziyorum. Nice hákim ve savcı, İ. Melih'in açtığı yüzlerce davada yasalara ters düşmeyen kararlar verirken, bazıları ise inanılmaz kararların altına imza attı.

Bazı somut örnekleri, gerekirse önümüzdeki günlerde açıklayacağım.

* * *

Ankara'da İ. Melih Gökçek adına avukatı Mehmet Ali Alan tarafından açılan bine yakın dava var. Herkesi dava ettiler. İstedikleri tazminat miktarı trilyonlara ulaşıyor.

Bugüne kadar en az 500 milyar lira, belki daha fazla para kazandılar. Bir kamu görevi olan belediye başkanlığı, kişisel ve parasal çıkara dönüştürüldü. Değil Türkiye'de, dünyada bunun benzeri yok.

Ama bir şeyi doğrusu başardılar: Şimdi hiç kimse, gazeteciler dahil, Melih hakkında yazı yazamıyor, bir şey söyleyemiyor. Tazminat ödeye ödeye, insanların ve kurumların canı yandı. Medya bile korkutuldu, sindirildi.

Açtıkları davaların ve birlikte kazandıkları korkunç paraların dökümünü açıklamaları mümkün olmuyor. Bunu bir sır gibi saklıyorlar.

Anlattığım ilişkilerin bir tarafı olan Ergül Güryel dün geldi, bazı şeyleri anlattı, yanıt verme hakkını kullandı. Ama olayın öbür tarafından, yani Melih tarafından yine ses yok!

Bugün de bekleyelim bakalım! Bakarsınız bir yanıt gelir!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI