Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İletişimde “yeni normal” dönemi

Kurum ve markaların iletişim faaliyetlerinde reklamın yanı sıra halkla ilişkiler de önemli bir yer tutar. Aslına bakarsanız marka algısı ve itibarının şekillenmesinde halkla ilişkiler faaliyetleri, kurumun ya da markanın iletişim çalışmalarının omurgasıdır.

Neden mi?

Çünkü hedef kitleleri nezdinde kurumların ya da markaların itibarının şekillenmesinde, sadık müşterinin oluşmasında, konu ya da gündem yönetiminde, kurum içi bilgi ağının şekillenmesinde, krizlerin yönetilmesinde hayata geçen tüm aksiyonlar, halkla ilişkilerin iştigal alanına girer. Bu yüzden, Public Relations (PR) adı ile artık ülkemizde de yerleşen bu işkolu, Türkçesi ile “halkla ilişkiler” doğru stratejiler üzerine kurgulanmalı ve kurum adına ehil ellerce yönetilmelidir.

Öte yandan halkla ilişkilerin kurumun iş sonuçlarına katkısı, reklam faaliyetlerine oranla daha uzun sürede ortaya çıkar. Reklam sektörü için dünyada milyarlarca dolarlık pastalardan söz edilmesi, PR sektörünün reklam sektörünün 10’da biri büyüklüğünde pazarlara sahip olması da bundandır.

Hele bizim ülkemizde bu oran 70’de bire kadar düşmektedir. Ülkemizdeki reklam pazarının yaklaşık 3,5 milyar dolar olduğunu düşünürsek, halkla ilişkiler sektörünün kendilerine taktıkları adla iletişim danışmanlığı sektörünün 50 milyon dolarlık bir pazara hapsolduğunu görürüz.

Konu Türkiye’den açılmışken, halkla ilişkiler sektörünün son günlerdeki en önemli gündem maddesini Turkcell, Mese İletişim Danışmanlığı ve Nedim Özkan üçgeninde yaşanan gelişmeler oluşturuyor. Mese İletişim Danışmanlığı’nın Genel Müdürü Nedim Özkan’ın ani bir kararla ajanstan istifa etmesi, Mese’deki ekibini de yanında götürmesi, sektörde büyük bir tartışma yarattı. Özkan, kuruluş hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğu ajansı ile Turkcell’e hizmet vermeye hazırlanıyormuş. Hayırlı, uğurlu olsun…

Nedim Özkan’ın ne kadar umurunda mı bilinmez ama kendileri sektör içinde sert bir dille eleştiriliyor şu günlerde. Kimi, Özkan’ın bu davranışının iş ahlakına uygun olmadığını savunurken kimisi de onu desteklediği iddia edilen Turkcell’i de yerden yere vuruyor.

“Ne etik, ne değil?”, “Kalifiye çalışanları nasıl olurda kurumlara ya da rakip ajanslara kaptırmayız?”, “Kurumsal olan mı, yoksa yaratıcı çözümler üreten ajanslar mı daha makbul”, “Birbirimizin ayağına nasıl olur da basmayız?”, “Birbirimizin müşterisine sulanmaya hakkımız var mı?” şeklindeki gündemlerle meşgul olan iletişim danışmanlığı sektörü, görünen o ki gerçek gündemini yine ıskalıyor.

İletişim sektöründe yaşanan bu sancılı dönem, bundan yıllar önce reklam sektörünün de yaşadığı sürece benziyor. Tartışmaların sonunda nasıl ki, reklam ajansları çizgi altı ya da çizgi üstü, medya satın alma veya prodüksüyon vb gibi çeşitli uzmanlık alanlarına bölündüyse, artık aynı son PR ajanslarını da bekliyor. Özetle, her işi yapan ajansların dönemi artık sona eriyor.

Çok yakında PR sektöründeki yapılar da etkinlik yönetimi, marka ve itibar yönetimi, kriz iletişimi ve konu yönetimi, lobicilik, pazarlama iletişimi, medya ilişkileri, kurumsal sorumluluk iletişimi gibi farklı alanlarda uzmanlaşarak, sadece kendi uzmanlık alanında müşterilerine hizmet veren, diğer danışmanlık hizmetlerini de bağlı bulunduğu network üzerinden müşterisine sağlayan yapılara dönüşecekler.

Bu öngörünün temelinde müşterinin artık kendi ihtiyacına göre hizmet talep etmesi yatıyor. Ödeyeceği aylık danışmanlık bedeli şişmesin diye müşteri, ihtiyaç duymayacağı hizmeti sözleşmesinde görmek istemiyor. Son derece haklılar.

“Yeni normal” anlayışının giderek hâkim olduğu küresel ekonomide, diğer sektörlerde olduğu gibi iletişim danışmanlığı sektöründe de her şey gerçek değerine dönüyor.

Sözleşmelerde yazılı 10-20-30 bin Euro’luk aylık fee dönemi artık gerilerde kaldı. PR şirketleri elbette 10-20-30 Euro’luk ya da dolarlık fee’leri yine kazanabilecekler ama ancak uzmanlıkları ile hak ederek.

Çünkü “Yersen” dönemi sona erdi. Artık müşterinin gözü, Paris Moda Haftası’ndan ya da ‘The Wall Street’ten az önce gelmiş’ algısı yaratan kıyafetlerle boyanamıyor.

 

X