Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İleriye yönelik riskler (2)

KÜRESEL mali sermayenin düzenleyicisi ve aracısı durumundaki gelişmiş ülkelerin finans sistemlerinin sakatlanmasının Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz olası etkileri açık bir biçimde tartışılmalıdır. Olumsuz etkileneceğimiz kesindir. Amacımız olumsuzlukları asgariye indirmek olmalıdır.

Şu sıralarda, küresel mali sermaye tüm piyasalardan çıkıyor. Yatırımcılar paralarını çeşitli yatırım araçlarından çektikçe, bir kısırdöngü başlıyor ve piyasalardan çıkışlar hızlanıyor. Bir süre sonra çıkışlar yavaşlayıp dursa dahi, sistemin yeniden büyümesi zaman alacak. Bunun anlamı yurtdışından yeni kredi bulmak zor olacak. Vadesi gelen kredileri yeni kredi alarak ödemek her zaman mümkün olmayacak. Dolayısıyla, borçlanmanın maliyeti artacak. Maliyeti bir yana bırakalım, borçlanma kanalları tıkanabilecek.

TÜRKİYE GİBİ ÜLKELER

Ekonomik büyümesi dış kaynaklara endeksli Türkiye gibi ülkeler daha fazla zorlanabilecek. Bankalarımız eskisi gibi teminat mektupları verip yurtiçindeki müşterilerine 3-5 yıl vadeli dış kredi temin edemeyebilecek. Bırakın müşterilerine dış kredi bulmayı, bankalarımız kendilerinin doğrudan aldıkları dış kredilerin bir bölümünü geri ödemek zorunda kalabilecekler. Kısacası, bizde de, özellikle dövizde, likidite önemli hale gelebilecek.

Bu şartlarda, kendisi borç almakta zorlanan bir bankacılık sisteminin müşterilerine borç verebilmesi düşünülemez. Başlarda, bu bankaların bu tutumunun banka müşterilerinin itibarı ile bir alakası olmasa da, sonunda, şirketlerimizin mali durumu da doğal olarak bozulma eğilimine girebilecektir. İç talep daralması da bu gelişmelere eklendiğinde, reel sektörün hırpalanması kaçınılmaz olabilecektir. Bu süreç başladığında, kısır döngü olayları daha da hızlandırabilecektir. Bütün bunlar mali ve mal piyasalarında fiyatları elbette değiştirecektir. Bu değişim zaten başlamış görünüyor.

KÜRESEL ÇÖZÜMLER

Böyle durumlarda ilk akla gelen çözüm daima Merkez Bankası’ndaki döviz rezervlerinin kullanılması olur. Döviz rezervleri kaçınılmaz olarak bir ölçüde kullanılacaktır. Ama, bu yaklaşım çözümün önemli parçası olamaz.

Çözüm Türkiye gibi ülkelerin kendilerine, düşüşün etkisini yumuşatabilecek "yastıklar" yaratabilmesinden geçiyor. Örneğin, IMF’den sağlanabilecek kapsamlı bir mali destek "yastık" görevi görebilir. Bu kanaldan gelecek paralar Merkez Bankası yoluyla bankacılık sistemine aktarılabilir. Bu konuda zaten geç kalındı. Ama, "geçmiş olsun" dedirtmeden işler hızlandırılabilir.

Şimdilik uzak bir olasılık olsa da, Amerikan Merkez Bankası (FED), Amerikan İdaresi’nin desteği ve sıkı bir IMF programıyla beraber, bizim gibi ülkelerin merkez bankalarıyla swap anlaşmaları yapmasına ikna edilebilir. Bu uygulama FED ile diğer gelişmiş ülke merkez bankaları arasında var. Belli şartlar altında bizlerle neden olmasın? Geçenlerde Avrupa Merkez Bankası Macaristan Merkez Bankası ile 5 milyar Euro tutarında bir swap anlaşması yaptı. Macaristan Euro Bölgesi’nde bir ülke değil, ama, Avrupa Birliği’nin tam üyesi. Böyle bir girişim için siyasi destek şart.

Küresel bir krize çözümler de işbirliği ve eşgüdüm içinde küresel olmak zorunda. Bugünlerde herkes gelişmiş ülkelerin sorunlarını tartışıyor, ama gelişmekte olan ülkelere el uzatılması gündeme gelmiyor.

Bu konuları yarın biraz daha açacağım.
X