Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlahi adalet

Emin ÇÖLAŞAN

Akşam Gazetesi'nin uyanık sahibi Mehmet Ali Ilıcak hakkında burada nice yazılar yazdım. Bu vatandaş gazinolarda, gece kulüplerinde şarkıcılık yapmış, sonra gazete patronluğuna soyunmuştu.

Büyük para karşılığı vaat ettiği televizyonların bir bölümünü dağıtmadı. Halkın paralarını cebe indirdi. Bu yöntemle trilyonlar vurdu. Hakkında binlerce dava açıldı. Sanayi Bakanlığı, bu şahıs hakkında dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Hepiniz tanıksınız. Bu çocuğun televizyonları vermeyeceğini, hatta bir gün kaçacağını yıllardan beri ısrarla savundum.

Ben bunları yazıp söyledikçe, anası Nazlı Şirin'le birlikte Akşam Gazetesi'nde bana hakaret yağdırdılar...

Ve önceki gün bir gerçeği daha öğrendik. Meğer Mehmet Ali sadece on binlerce Akşam müşterisini tokatlamamış! TRT'ye de 1.4 trilyon borç takmış ve tutuklama kararı bu nedenle çıkmış.

Önceki gün yurtdışına tüyerken havaalanında enselendi ve içeri atıldı.

***

Üç kişi tutuklandılar. Yakın adamı Can Aksın, Mehmet Ali ve cici babası, yani anası Nazlı'nın en son kocası Emin Şirin.

Şu olup bitene bakın da, medyaya kimlerin girdiğini iyi görün sevgili okuyucularım. 25 yaşında parlak bir çocuk bir anda gazete patronu oluyor, anası Nazlı ile birlikte gazete çıkarıyor. Yanlarında ayrıca Nazlı'nın kardeşi, yani Mehmet Ali'nin dayısı Ömer Çavuşoğlu var. O da iş bitirici bir şahıs.

1980'li yıllarda Özer Uçuran Çiller, İstanbul Bankası'nı batırıp paraları cukka ederken, Ömer de sahibi olduğu Hisarbank'ı batırmıştı. Halkın paraları bu iki bankada deve olmuştu.

Anası Nazlı, cici babası Emin, dayısı Ömer ve Mehmet Ali ile ne kadar ‘‘saygın’’ bir aile!

***

Evet, parlak Mehmet Ali, TRT'ye de 1.4 trilyon lira takmış. O yüzden tutuklama kararı çıktı, önceki gece kaçarken enselendi ve şu anda içeride.

Şimdi sırada Sanayi Bakanlığı tarafından önceki gün Savcılığa yeniden yapılan bir suç duyurusu daha var. Uyanık Mehmet Ali, on binlerce Akşam okurundan paraları toplamış, ancak televizyonları vermeyip paraları cebe atmıştı. Bakanlık, oğlanı dolandırıcılıkla suçluyor. Suç duyurusu bundan tam yedi ay önce, Ağustos 1997'de Zeytinburnu Savcılığı'na gönderiliyor, oradan yetkisizlik kararıyla kaymakamlığa, oradan da valiliğe havale ediliyor, valilik ise suç duyurusunu yeniden bakanlığa gönderiyordu!

Tam bir komedi idi. Ortada on binlerce mağdur varken, devletin bakanlığı suç duyurusu yaparken, birileri Mehmet Ali'yi açıkça kolluyor ve hakkında işlem yapılmıyordu...

Ve ne gariptir, Zeytinburnu Savcılığı bu konuda verdiği yetkisizlik kararını Sanayi Bakanlığı'na tam yedi ay boyunca tebliğ etmeyi unutuyor, ben burada yazdıktan sonra gerçekler ortaya çıkıyor ve tebligat yapılıyordu!

Sanayi Bakanlığı bu tebligatı yedi ay sonra alınca, önceki gün yeni bir suç duyurusu daha yaptı. Zeytinburnu Savcılığı bakalım bu kez ne yapacak!

Evet, bütün bu gerçekleri belgeleriyle burada açıkladım. Anası Nazlı ile birlikte inanılmaz küfürler yağdırdılar.

Bir yanda küfrederken, öte yanda oğlan ‘‘Allahü Teala’’ adını dilinden düşürmüyor, nazlı anası ise Kanal-7'de şike sorulardan oluşan program yapıyor, Tansu ailesini ve şeriatçıları yağlayıp Fazilet Partisi'nden milletvekili olmaya soyunuyordu!

***

Bu muhteşem ikili'yi oluşturan ana-oğul, birkaç gün önce Akşam Gazetesi'nden kovuldular... Ve başta Tansu olmak üzere entel-liboş-din tüccarı kesim yaygarayı bastı:

‘‘Demokrasi nerede? Fikir özgürlüğü nerede?..’’

Aynı yaygarayı ihale takipçisi Liboş Mehmet ve karısı Mecbure, Sabah Gazetesi'nden kovulunca da koparmışlardı.

Bunların savunduğu tiplere bakın hele!

Halkı tokatlayanlar, TRT'yi çarpanlar, iş bitiriciler, ihale takipçileri...

Bunları savunuyorlar!

***

Refah'ın gülü, aslan parçası Şevki, yurtdışına tüydü.

Selim Edes ve Engin Civan isimli tokatçılar da öyle!

Marifetlerini Uğur Dündar'ın ortaya çıkardığı Halil Bezmen de tüydü, şimdi Amerika'da krallar gibi yaşıyor.

Şişli Belediye Başkanı eski DYP'li, şimdiki ANAP'Gülay Aslıtürk, tam 5 trilyon götürüp tüydü.

Mehmet Ali, tüymeden hemen önce uçakta enselendi.

Geçenlerde burada demiştim ki ‘‘Mehmet Ali'nin içeri girmesi bir şey değil de, koğuşta başına kötü bir şey gelmesinden korkarım’’...

Aynı endişeyi burada yineliyorum! Lütfen bu parlak çocuğu cezaevinde gaspçılardan, dızdızcılardan, devleti tokatlayanlardan ve tecavüzcülerden uzak tutsunlar!

***

Sevgili okuyucularım, adına ‘‘ilahi adalet’’ denilen şeye kesinlikle inanırım, çünkü yüreğinde Allah sevgisi ve Allah korkusu olan bir insanım.

Ne demiş atalarımız?.. ‘‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste...’’

Eden bulur. Sen on binlerce insandan paraları toplayıp televizyonları vermeyeceksin, halkın trilyonlarını cebe atacaksın... TRT'ye 1.4 trilyon para takacaksın... Sonra da ortalıkta dolanıp ahkâm keseceksin, ‘‘Allahü Teala’’ diyeceksin, Fazilet Partisi'nden aday olmaya soyunacaksın!..

İlahi adalet tecelli ediyor.

Önceki gün Necmettin Erbakan adliyede idi! Savcıya ifade vermeye gelmişti. Yanında Şevket vardı. Kendileri hakkında yazılan her yazıyı şikâyet ederler, gazetecileri adliyeye gönderirlerdi. Kendilerinin ise sonsuza kadar dokunulmazlık zırhı arkasında olduklarını zannederlerdi.

Ne oldum deme, ne olacağım de!

Beyefendi önceki gün adliyeyi şereflendirmişti! Savcılıkta bu kez kendisi ifade veriyordu.

Biri koridorlarda dolanırken, öbürü içeri atılmıştı.

Etme bulma dünyasında ilahi adalet tecelli ediyordu.

İsminin Necmettin veya Mehmet Ali olması hiç fark etmiyordu.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI