"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

İl başkanı atama, bari yönetim kurulu olmasın

HADİ diyelim, yakında seçim var.

O yüzden...
CHP’nin de AK Parti’nin de yeni il başkanları mecburen Genel Merkez’in tercihleriyle belirlenecek.
Peki ya geçmişte...
Yani zamanın bol olduğu, ufukta seçimin olmadığı dönemlerde bile niye teşkilatların, o kentte yaşayanların tercih edecekleri, içine sinebileceği isimler bu koltuklara getirilmedi.
Ne yaparsanız yapın...
Taban benimsemeyince olmuyor.
Örgüt çalışmıyor, kulisler bitmiyor, dalgalanmalar hep sürüyor.
Bir düşünün, son 10 yılda hep aynı şeyler yaşandı.
Ya il başkanları aday olmak için istifa ettiler, ya partinin liderinin isteğiyle ayrıldılar, ya milletvekilleriyle ters düştüler.
Önce atama, sonra kriz...
Atama ve kriz...
İl başkanları atanıyor, ama çalışacağı yönetim kurulu üyeleri de ilçe örgütleri de genel merkezin emriyle belirleniyor.
Bari, en azından atanan il başkanının kendi ekibini kurmasına izin verin.
İşte AK Parti’de yaşananlar...
Yeni il başkanının ismi belli oldu, AK Parti İzmir il örgütünü Ömer Cihat Akay’a teslim etti, ama çalışacağı listeyi kendisinin belirlemesine izin verilmedi.
Birçok siyasi kulis var.
Kimi, “filanca milletvekilinin baskısı var” diyor, kimisi “genel merkez dengeleri var” diyor.
Kim ne derse desin...
Sonuçta; bu liste Ömer Cihat Akay’ın listesi değil.
Aynı şekilde CHP’de de durum çok farklı gözükmüyor.
Diğer partiler için de aynı şey söz konusu...
Türkiye’de siyasetin yapılış biçimi eninde sonunda değişmeli...
Eğer gerçek anlamda bir demokrasiden söz edeceksek, halkın iradesinin her kademede yer almasını istiyorsak...
Bu sürecin ilçe ve il yönetimlerinden başlaması gerekir.

Nicolas  Cage’i  ağırlayan yarın da  başka  ünlüyü  ağırlar

Geçen gün film endüstrisinin bir bölge, bir kent, bir coğrafya için ne kadar önemli bir tanıtım aracı olduğunu yazdım.
Amerikan film endüstrisi bunu bir propaganda aracı olarak kullanıyor.
İtalyanlar da bu işi çok iyi yapıyor, İspanyollar da...
Bir dönem Tunus, Cezayir, Fas ve Mısır da bazı önemli filmleri finanse ederek ülkelerini tanıtmaya çalıştılar.
Şimdi yükselen yıldız Türkiye...
Ve doğal olarak İstanbul...
Türk filmleri ve dizileri özellikle komşu ülkelerde çok fazla rağbet görüyor.
Geçen yıl Türk dizilerine ödenen rakam 70 milyon dolara yaklaşmış.
Bu paraya sinema filmleri hariç...
Demek ki, Türkiye’de iyi prodüksiyonlar yapıldıkça, tıpkı Amerikan filmlerinde olduğu gibi maddi getirisi kadar imaj gücü de var.
O yüzden doğal plato görüntüsünde olan Ege Bölgesi için bu endüstri yeni fırsatlar getiriyor.
Hoşuma giden bir şey oldu.
Denizli Pamukkale’de final sahnesi çekimleri yapılacak Hayalet Sürücü 2 (Ghost Rider 2) filminin başrol oyuncusu Nicolas Cage için Colossae Otel’de özel kral dairesi yapılıyormuş.
Cage, 220 kişilik çekim ekibiyle Colossae Otel’de kalacakmış.
Filmin burada çekileceğini öğrenen Colossae Otel yönetimi, filmin yapımcılarıyla temasa geçmişler, ünlü oyuncu ve film ekibinin konaklamasını üstlenebileceklerini söylemişler.
Colossae Termal Otel Müdürü Şeref Karakan ve Genel Müdür Yardımcısı Metin Paç, “Dairede kullanılacak renkleri Nicolas Cage’nin kendisi belirledi. Duvar gri, tavan beyaz ve dolaplar da koyu ceviz renginde oldu. İstediklerini anlattılar; biz de ona göre projemizi hazırladık. Çalışmalarımızı Nicolas Cage’nin gelişine kadar tamamlayacağız. Amacımız Denizli’yi ve Pamukkale’nin adını tüm dünyaya duyurmak. Ünlü aktörü en iyi şekilde ağırlayacağız” demiş.
Colossae Otel yönetimini tebrik ediyorum.
Çok iyi iş yapmışlar.
İnanıyorum ki... Bu tanıtım atağı onlara kat ve kat geri dönecektir.

İlk filmi bekliyorum

Selim Gökdemir, film işine hızlı girecek. Bence çok da iyisini yapacak.
İzmir bu açıdan bir maden...
Geçen hafta Özdemir Nutku’nun sekseninci yaş günü kutlamasında İstanbul’dan gelen birçok sanatçı dostumuzla sohbet ettik.
Birçoğu ya İzmirli, ya da İzmir’de okumuş kişiler...
İstanbul’u çok seviyorlar, ama İzmir’i daha fazla seviyorlar.
Ve diyorlar ki:
“Keşke bu prodüksiyonlar İzmir’de olsa da bizler de geri dönüş yapsak...”
Hep İzmir’in “beyin göçü” verdiğini konuşuyoruz.
Niye “tersine beyin göçü” olmasın...
Türk film endüstrisinin yüzde 60-70’inin İzmir’den yetişme olduğu bir gerçek ise...
Neden olmasın...
Selim Gökdemir’in ilk filmini o yüzden sabırsızlıkla bekliyorum.
Bakarsınız bu bir işaret olur ve gözler yeniden İzmir’e çevrilir...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI