Gündem Haberleri

    İKV: AB yolunda kısacası zor bir dönemdeyiz

    ANKA
    09.07.2007 - 14:10 | Son Güncelleme:

    Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda özel sektörü temsil etmek üzere 1965 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) üyelik müzakerelerinde yeterince temsil edilememekten yakındı.

    İKV Başkanı Prof.Dr. Haluk Kabaalioğlu İKV’nin özel sektör adına AB ile üyelik müzakerelerine kurumsal bir yapılanma içinde aktif olarak katılmasından yana olduklarını belirterek, “AB ile müzakerelerde henüz ekonomik ve sosyal yaşantıyı derinden etkileyecek kapsamlı başlıklar açılmamıştır. Sıra onlara geldiğinde iş dünyasının aktif katılımının sağlanmamış olmasının yarattığı sorunları maalesef hep birlikte yaşayacağız” dedi.

    İKV Yönetim Kurulu’nun 13 Haziran 2007’de göreve gelen yeni yönetimi Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine yönelik görüşlerini kamuoyu ile paylaşmak üzere Başkan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Başkan Yardımcısı Yılmaz Kanbak, Yürütme Kurulu üyeleri Yavuz Canevi ve Tahsin Öztiryaki’nin katılımıyla bugün İstanbul’da bir basın toplantısı düzenledi


    SADECE BİR FASIL KAPATILABILDİ

    Seçim ortamı nedeniyle AB konusunun gündemden biraz gerilere düştüğünü, bunu doğal karşıladıklarını, ancak Türkiye-AB ilişkilerinin sorunlu bir dönemden geçtiğini üzülerek gözlemlediklerini söyleyen İKV’nin yeni Başkanı Prof.Dr. Haluk Kabaalioğlu, “Müzakere süreci arzu edilen hızda devam etmemektedir.Müzakerelerin açılmasının üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen bugüne kadar geçici olarak kapatılan tek fasıl Bilim ve Araştırma olmuştur. Müzakereye açılan fasıl sayısı da ancak dört olmuştur“ dedi.

    TÜRKİYE’Yİ İSTEMEYENLER ÇOĞALIYOR

    Kabaalioğlu, AB içinde oluşan Türkiye karşıtı havaya değinirken de çarpıcı açıklamalarda bulunarak şunları söyledi:

    “AB’nin temel güçlerinden ikisi olan Fransa ve Almanya’da muhafazakar liderlerin iktidara gelişi ile Türkiye’nin üyeliğine açıkça karşı çıkan siyasi anlayış öne çıkmıştır. 10 Haziran’da Belçika’da yapılan seçimler sonrasında bu ülkede de imtiyazlı ortaklık fikrini benimseyen görüş maalesef güç kazanmıştır. Kısacası zor bir dönem içindeyiz. Sarkozy iktidara gelmeden önceki propaganda söylemlerini büyük ölçüde iktidara da taşımakta ve ülkemizin AB üyeliği karşıtı akımın başını çekmektedir.”

    HÜKÜMET DEĞİŞEBİLİR AB POLİTİKASI DEĞİŞMEZ

    Türkiye’nin AB hedefini uzun soluklu bir koşu olarak niteleyen Kabaalioğlu 22 temmuz seçimleri sonrasında muhtemel bir iktidar değişikliği ve koalisyon ihtimaline atıf yaparak, “Ne siyasetin değişen yüzü ne AB’nin kurumsal kaygıları Türkiye’yi AB hedefinden saptırmamalıdır.Devletin devamlılığı ilkesi Türkiye’deki seçimler neticesinde oluşacak Meclis ve kurulacak hükümet için geçerli olduğu kadar AB’nin seçilmiş liderleri için de geçerlidir. Türkiye’nin basit bir ticari ilişkinin çök ötesine geçen ortaklık ilişkisinden kaynaklanan hakları vardır. Bu hakları çok iyi bilmek,haklarımızı yok saymaya yönelik girişimler karşısında ise soğukkanlı davranarak her platformda onları savunmak gerekmektedir” görüşünü ifade etti.

    TARİH VE ÇOĞRAFYA DERSİ

    Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan kesimlerin Türkiye’nin coğrafi olarak Avrupa tanımının içinde yer almadığı görüşünü savunduklarını vurgulayan Prof. Dr. Kabaalioğlu, “Böyle bir argümanı ileri sürenler hiç coğrafya ve tarih bilmiyorlar. Türkiye bazı AB üyesi ülkelere kıyasla çok daha fazla Avrupa coğrafyası içindedir. Türkiye tarihi Avrupa tarihinin bir parçasıdır. Kaldı ki AB coğrafi temellerden önce siyasi, ekonomik ve sosyal çıkarların hakimi olması gereken bir birliktir. Avrupa medeniyetinin doğduğu yer Anadolu topraklarıdır. Suriye’nin 40 mil açığındaki Kıbrıs’ı AB’ye üye kabul edip Türkiye’nin Avrupalılığını sorgulamak anlaşılır değildir” diye konuştu.

    Türkiye’nin tarihi ve kültürel olarak Avrupa ile fazla bir paylaşımı olmadığını savunanları “AB’nin temeline dini gelenekleri yerleştirmek düşüncesinde olan dar görüşlülerin muhafazakar söylemi” olarak niteleyen Kabaalioğlu, “Bu söylem AB’nin kurulu felsefesi ile çelişmekte AB’yi vatandaşların ortak değerler temelinde farklılıkların bütünleştiği siyasi bir birlik olma hedefinden uzaklaştırmaktadır” dedi.

    TÜRKİYE ALDIĞINDAN FAZLASINI VERECEK

    Türkiye’nin AB yolunda karşısına çıkarılan engeller hakkında yorumlarda bulunan İKV Başkanı, “Türkiye’nin üyelikle birlikte önemli oranda AB yapısal reformlarından yararlanacağı görüşünü savunanlar Türkiye’nin büyüklüğü oranında bir katkıyı AB bütçesine yapacağını gözden kaçırıyorlar”görüşünü sAvundu.

    Kabaalioğlu Gümrük Birliği’ne değinirken de önemli açıklamalarda bulunarak Türkiye’nin AB’nin gerçekleştirdiği tüm ticaret anlaşmalarının hazırlık çalışmalarında eşit bir ortak olarak yer alması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:

    “Nasıl ki gümrük Birliği 27+1(Türkiye)= 28 ülkeyi içeren bir entegrasyon modeli yaratmıştır başta serbest ticaret anlaşmaları olmak üzere her konuda eşit ortak olarak Türkiye de konumlandırılmalıdır. Yani AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına, aynı tarz bir anlaşmanın Türkiye ile de akdedilmesi şartı bağlayıcı bir madde halinde konulmalıdır. Gümrük Birliği kararı bunu gerektirmektedir. Bu koşul her fırsatta AB’ye hatırlatılmalıdır.”

    İMTİYAZLI ORTAKLIĞIN İÇİ BOŞ

    “İmtiyazlı ortaklık önerisinin içi boştur ve bu öneriyi atanlar dahi bu kavramın içini dolduramamaktadırlar. Türkiye ile imzalanan anlaşma ve alınan ortak kararların tam üyelikten başka bir alternatifi yoktur” diye konuşan Prof. Dr.Kabaalioğlu, “Dünyanın en büyük ticari bloğu olan AB dış politika ve güvenlik, savunma konularında bir cüce olduğunu kendisi de çok iyi bilmektedir. Zaten müzakerelerin başlatılmasındaki temel sebep de Türkiye’nin stratejik, coğrafi gücünün Birliğe yapacağı katkının AB liderleri tarafından da çok iyi görülmesidir” dedi.

    ONURLU VE ŞAHSİYŞETLİ BİR ZEMİNE OTURSUN

    Türkiye’nin diğer tüm aday ülkelere uygulanan eşit şartlarda üye haline gelmeyi hedeflemesi gerektiğini kaydeden Kabaalioğlu” Sadece verilenlerle yetinmek veya hakkımız olandan daha azını kabul etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Önemli olan Türkiye’nin AB üyelik sürecinin onurlu ve şahsiyetli bir zemine oturtulmasıdır” diye görüşünü özetledi.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı