Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktisatçılar iktisatla ilgilensin

“YÖNEYLEM Araştırmaları” disiplininin kurucusu sayılan Russel Ackoff (1919-2009) benim Master derecemi aldığım Wharton School’un hocalarından biriydi.

Ackoff Hoca, bir kaç kez ülkemizi ziyaret edip konferanslar vermişti. Ackoff, üniversiteden mimar olarak mezun olmuştur. Hiç mimarlık yapmamıştır. Doktorası bilim felsefesi üzerindedir. Matematik ve felsefe okutmuştur. Bizler Ackoff’u sistem bilimcisi olarak tanıdık. Özellikle “İnsan Davranışlarını Sistem Bütünlüğü” içinde anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır. Ackoff’un “Tüketici İlgisini Ölçme” adlı iktisatla ilgili bir eseri de vardır.

SOSYAL BİLİM METODOLOJİSİ

Benim Ackoff’tan öğrendiğim en önemi şey, sosyal bilimlerde analiz yönteminin, fen bilimlerin tam zıttı olduğudur. Fen bilimcileri, ellerine aldıkları herhangi bir şeyi, mümkün olduğu kadar küçük parçalara ayırarak, onun nelerden meydana geldiğini bularak maddenin davranış sırlarını çözmeye çalışır. Sosyal bilimde analiz ise “ele aldığı (içinde insan olan) bir şeyin, hangi bütünün bir parçası olduğunu aramakla” başlar. İktisat, sosyal bir bilimdir. İktisatçı, ele aldığı herhangi bir oluşumu incelemeye, o şeyin içinde vücut bulduğu sosyal ortamı tanımlamakla başlar. Bu ortamın, toplumsal, kültürel, siyasal ve psikolojik bileşenlerini bularak oluşumu yaratan nedenleri bulmaya çalışır. Tam bu noktada Hayek’in “İktisat, insan yapması değildir, ama içinde insan vardır.” (Economics is not man-made, but there is men in it) önermesini hatırlamak gerekir. İktisat, merkez bankası laboratuarlarında üretilen bir mekanik sistem değildir. Tersine merkez bankaları, iktisadi sistemin yarattığı bir mekanik sistemdir.

İKTİSAT, SİYASET HUKUK VE KÜLTÜR

İktisat ki, bazen “siyasal iktisat” olarak da anılır, paradan ibaret değildir. İktisadi sistem, siyasi sistemin, siyasi sistem şer-i veya laik hukuk sisteminin, hukuk sistemi de kültürel (değerler) sisteminin içinde neşvünema bulur. İktisatçı, faiz meselesini irdelerken, siyaseti, milli gelir dağılımını, milli servet dağılımını, iktisadi kalkınmayı, istihdamı ve bunların toplumsal, bölgesel ve evrensel etkileşimlerini düşünme modeline dâhil etmelidir. Etmezse, bırakın diğer konuları, faiz meselesini dahi anlayamaz. Anlamayınca da “ben de bir anlam veremedim bu işe” diye konuşur. Cevap veren olacağına, soru sormakla yetinir.
SON SÖZ: BÜTÜNÜ KAVRAMAYAN, PARÇANIN İŞLEVİNİ ANLAYAMAZ

X