Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktidarsızlık hapı - 2574

Serdar TURGUT

Hayır, başlığı yanlış okumadınız.

Bu, iktidarsızlığı tedavi eden yeni hap hakkında yazmış olduğum 2574'üncü yazı gerçekten de.

Ne var ki siz daha önce bunların sadece iki adedini gördünüz.

Geri kalan 2571 adedinde ise hep aynı şeyi tekrarlamış olduğum için onları doğruca dosyaya kaldırdım.

Anlayacağınız, konuya kafayı takmış olduğumdan, yazmadan duramıyorum.

Ama sizlere de acıdığım için konu hakkında her yazdığım şeyi de köşede göstermiyorum.

Bu özverili tutumumu umarım takdir edersiniz.

***

Bana öyle geliyor ki bugün yaşı 40 ila 60 arasında olanlar aleyhine sahneye konulmuş son derece acımasız bir komplo var.

Bu yaş grubunda olan insanlar hayatlarının her döneminde seks yapmak zorunluluğuyla karşı karşıya kaldılar.

Onların öne sürdüğü hiç bir gerekçe seksten kaçmaları için yeterli neden sayılmadı.

Anlayacağınız 40 ila 60 yaş arasındaki insanlar bugün hayatlarında aradıkları huzuru, sakinliği ve sorunsuzluğu hiçbir zaman elde edemediler.

Düşünün bir kere, bundan tam 40 yıl önce de bir hap icat edilmişti.

Onun adı doğum kontrol hapıydı.

Bu icat edilir edilmez, şimdilerde 40 ila 60 yaş arasında olan gruptaki insanların da hayatı karardı.

Seksten kaçmak için öne sürülebilecek en büyük ve korkutucu neden olan şeyi doğum kontrol hapı bir anda yok eti.

Aradan 40 yıl geçti.

Bunca yıldır yorgunluktan helak olan o bahtsız insanlar tam ‘kazasız belasız bu yaşa geldik, artık kafamızı dinleyelim bari’ diye konuşuyorlardı ki...

Bu kez de erkeklerde iktidarsızlığı ortadan kaldıran hap üretildi.

Doğum kontrol hapı. 40 yıl sonra da iktidarsızlık hapı.

Bu komployu düşünen kötü insanların bizimle ne alıp veremedikleri var acaba, bilemiyorum.

***

Adı Viagra olan bu yeni hap, batı medeniyetinin bilinçaltına iki haftada yerleşiverdi.

Hangi gazeteyi, dergiyi açarsanız açın bu hap ile ilgili yazılar var.Son olarak Time dergisi kapak konusu yaptı bunu.

Genellikle erkeklerin bakış açısı yansıtılıyor bu yazılarda.

İlacın bu kadar ilgi görmesi de aslında bu yazılardan dolayı.

Düşünsenize adam kalp ameliyatı geçirmiş. Arkasından en ağır prostat ameliyatının sonuçlarına katlanmış. Aynı zamanda da şeker hastası.

Şimdi bu adam çıkıp ‘Ben Viagra’yı kullanmaya başladıktan sonra gecede iki-üç kez seks yaptım' diye demeç verdiğinde...

Dünyadaki bütün erkeklerin bir anda çıldırmaması mümkün mü allahaşkına?

Dünyadaki ürologların yüzde 99'unun da erkek olduğu gerçeğini umutmazsanız.

Sonra da iki ile ikiyi toplar gibi bu verileri alt alta yazarsanız o zaman yeni ilacın batı medeniyetinde bir dünüm noktasını yaratmaya doğru gerçekten büyük bir hızla nasıl olup da gidebildiğini anlarsınız.

***

Genelde kadınların bu ilaç hakkında ne düşündükleri fazla irdelenmiyor yapılan yorumlarda.

Ancak geçen gün yazılarına bayıldığım Maureen Dowd, New York Times'taki köşesinde konuya ilginç bir boyut kattı.

‘Biz kadınlar için seksten bir saat önce alındığı takdirde erkekte iktidarsılığı ortadan kaldıran bir ilacın üretilmesi önemli değildir. Biz kadınlar için daha da önemli olan, seks yaptıktan sonraki bir saat içinde erkeklerdeki karakter değişmelerini önleyecek bir ilacın üretilmesidir’ diye yazdı bayan Dowd.

Bence bu konuda sıkı bir tartışmaya girilecek yakında...

***

İlacın sonuç verebilmesi için seksten bir saat önce alınması ve erkeğin zaman geldiğinde de tahrik edilmesi gerekiyor.

Batılı doktorlar uyarılar yapıyorlar ve ‘Erkek tahrik edilmezse ilaç işe yaramaz’ diye yazılar yazıyorlar.

Doktorların bu tavrıyla Washington Post gazetesinin yazarı Tony Kornheiser sıkı bir şekilde dalga geçmiş.

‘Ne yani, erkeklerin tahrik olmasıyla ilgili bir sorun mu varmış’ diye yazısına başlayan yazar, erkeklerin cinsel tahrik olma açısından zeka yaşlarının son derece düşük olduğunu, etrafta dolaşan bir çift çıplak bacağın buna yeteceğini ve hatta bu çıplak bacak Prens Charles'ın İskoç geleneksel eteği ile dolaşırkenki haline ait olsa, bunun da erkekleri tahrik etmeye yetebileceğini yazmış.

Ben de aynı fikirdeyim aslında ama tek bir itirazım var.

Prens Charles'ın bacaklarından yukarı doğru baktığımızda cinsel heyecanımızı sürdürmemiz nasıl mümkün olabilir ki?

Yani o burun, o gözlere bakıp da heyecanlanabilecek bir insan daha doğmadı ya...

***

Geçen gün Woody Allen ile ilgili bir dokümanter izliyordum.

Woody genç karısı Sun Yi ile birlikte kaldıkları otelin havuzunun başında karısı ile buluşmaya iniyor.

O, havuz bölümüne girer girmez genç kadın ‘Ben de seni bekliyordum’ diye bağırıyor.

İşte o anda Woody'nin suratı allak bullak oluyor. Panik içinde ‘neden bekliyorsun ki beni?’ diye soruyor.

Woody'nin bu hallerine alışkın olan karısı ise sadece gülümsemekle yetiniyor.

Bu son bölümü, yazımı okuyup da ‘Tuhaf. İnsanlar neden seks yapmak istemesinler ki’ diye konuşabilecek ukalalar için yazdım, haberiniz olsun.













X