Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktidarın eğitimde mehter yürüyüşü

KENDİSİNİ ilerici, çağdaş olarak ilan eden AKP iktidarı dünyanın bilgi çağını yaşadığını henüz algılayamadı.

Algılamadı, çünkü akılları fikirleri hálá dini ağırlı eğitim veren, çağın gereklerine ters bilgilerle nesiller yetiştiren imam hatiplerde...

Milli Eğitim Bakanlığı hálá imam hatipleri yeniden canlandırmak, oralardan mezun olan dinci nesilleri devlete sokmak için bin bir oyun peşinde.

Oysa çağdaş eğitimde imam hatiplerin yeri olmadığı gerçeğini göremiyorlar.

İmam hatip tipi eğitimle bilgi çağını yakalayabilecek nesiller yetiştirilemeyeceğini de anlamıyorlar.

Dünyanın baş döndürücü bir hızla yaşadığı bilgi çağını Türkiye ancak ve ancak nitelikli çağdaş eğitimle yakalayabilir.

AKP’liler istedikleri kadar nutuk atsınlar, bu anlayışları ile Türkiye’yi bilgi çağının gerisinde bırakarak bu ülkeye büyük kötülük yapıyorlar.

Ülkenin geleceğini karartıyorlar.

* * *

Üniversitelere gelince durumun daha da vahim olduğunu görüyoruz.

Bu hükümet altından kalkabileceğine inansa tüm üniversite sisteminin köküne kibrit suyu dökecek. O kesin.

Bunun için her yolu deniyorlar. Üniversitelerin bütün ödeneklerini keserek bu bilim kurumlarının nefes borularını tıkıyorlar.

Önce TÜBİTAK’ı düzlediler.

Bu bilim kurumunu dağıtıp perişan hale getirdiler. Hukuken durumu belirsiz bir kurum haline soktular.

TÜBİTAK’ın bugün yasal statüsü yok.

Bir sürü değerli bilim adamı kurumdan koptu.

AKP iktidarının siyasetten uzak kalması gereken bir bilim kurumunu bile bu hale getirmekteki tek amacı devletin her santimetrekaresine egemen olmak.

Şimdi tam 35 yıldır tıkır tıkır işleyen, en ufak bir torpilin bile işlemediği ÖSYM sistemini perişan etmeye hazırlanıyorlar.

ÖSYM’yi Maliye Bakanlığı’na yani Kemal Unakıtan’a bağlamaya karar vermişler.

Niyetler belli...

ÖSYM’yi kendi siyasi çıkarları için kullanacaklar.

Maliye Bakanlığı hangi birikimle, hangi deneyimle bin bir güçlükle oturtulan ve kusursuz işleyen bu sistemi yönetecek?

Değişmeyen anlayışları şu: ‘Bizim olsun da ne olursa olsun.’

Böyle diye diye devleti perişan ediyorlar.

* * *

Dikkat ediyor musunuz, Van’da tatsız gelişmeler oluyor.

Söylemeye dilim varmıyor ama gelişmeler hukuk devleti için endişe duyulacak boyutlara vardı.

Benim bildiğim kadarıyla, Rektör Prof. Yücel Aşkın’a yöneltilen çete oluşturarak çıkar sağlama iddiasına neden olan ihale kendisinden önce yapılmıştı.

İhaleyle ilgili bütün deliller de yargının elinde.

O zaman Prof. Aşkın’ın delilleri karartması gibi bir tehlikenin oluşmasının mantıkla bağdaşır yanı yok.

Karar siyasidir.

Van’da daha önce rektörü hedef alan iftiraları, tertipleri herkes biliyor.

Bence bu olay, üniversitelere iktidarın açtığı savaşın bir parçası.

Eğer Prof. Yücel Aşkın iktidarın istediklerini yapsaydı, gerici unsurları temizleyip kurumu bir cumhuriyet üniversitesi haline getirmeseydi başına bu işler gelir miydi?

Şimdi cezaevinde olmaz, bir eli yağda, bir eli balda keyif sürerdi.

Her şeye rağmen bu ülkede yargıçlar olduğuna inanıyorum.
X