Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktidar kavgaları ve bir öykü

Tufan TÜRENÇ

Dünya şaheserlerinden biri olan Tac Mahal'i Cumhurbaşkanı Demirel'in Hindistan'a yaptığı resmi ziyaret sırasında gezerken, bu eşsiz yapının çok hüzünlü bir öyküsü olduğunu öğrenmiştik.

Agra Kenti yakınlarında Yamuna Irmağı'nın kıyısındaki bu muhteşem beyaz mermer yapı, İmparator Şah Cihan tarafından ölen sevgili karısı Mümtaz Mahal'in anısına türbe olarak yaptırılmış.

Şah Cihan (1592-1666), deliler gibi sevdiği karısını 14'üncü çocuklarını dünyaya getirirken kaybetmiş.

Bu acı olay imparatorun yaşamını zindana çevirmiş. Büyük aşkının anısına bu muhteşem türbeyi yaptırmış.

Bu görkemli güzelliği yaratan mimarın Muhammed İsa Efendi adlı bir Türk olduğunu öğrenince büyük gurur duymuştuk.

Lotus çiçeği biçimindeki görkemli kubbesi olan bu zarif yapının iç duvarları, beyaz mermere kakmalı akik ve firuze gibi değerli taşlar kullanılarak çiçek, demet ve yazılarla süslü.

Büyük fıskıyeli havuzların bulunduğu bahçesiyle birlikte bu rüya gibi yapı, bir estetik ve simetri şaheseri.

Şah Cihan, karısının adına bu muhteşem türbeyi yaptırdıktan sonra huzura kavuşmuş ancak ona duyduğu aşk hiç azalmadan devam etmiş.

1657 yılında hastalanan imparator, oğullarından birini veliaht ilan edince öteki üç oğlu babalarına karşı isyan etmiş.

İktidar kavgası kalbi kırık imparatoru perişan etmiş. Oğullarından Evrengzib, 1658 yılında babasını devirerek tahtı ele geçirmiş.

64 yaşındaki gönlü kırgın babasını oturduğu saraya hapsetmiş.

Oğlunun ihanetiyle ikinci kez yıkılan Şah Cihan, sekiz yıl tutsak olarak yaşamış ve 1666'da ölmüş.

* * *

Şah Cihan ile sevgili karısı Mümtaz Mahal'in hüzün dolu öyküsü hepimizi çok etkilemişti.

Bu acı öykünün baba-oğul arasındaki bir iktidar kavgası ile noktalanması ise ayrı bir ibret dersiydi.

Geziye katılan herkes Cumhurbaşkanı'nın çevresine toplanmış, yapıyı ve hüzünlü öyküsünü tartışıyordu.

Demirel şöyle dedi:

‘‘İktidar öyle bir güçtür ki kimse onu paylaşmak istemez. Baba ile oğulun bile arasını açar. İşte bu öyküde de bu yaşanmıştır. Tarih çok kanlı iktidar kavgalarıyla doludur.’’

Tac Mahal'den, o muhteşem güzellikten, gerisindeki hüzünlü öykünün yarattığı hüzünle ayrıldık.

* * *

Bu hüzünlü öykü aklımıza ister istemez Türkiye'deki kavgaları getirmişti.

Çok partili demokratik düzene geçtikten sonraki anlamsız, ülkeyi ihtilallere sürükleyen kavgaları...

Adnan Menderes-İsmet İnönü'nün 10 yıl süren çatışması 27 Mayıs'la noktalanmıştı.

Daha sonra İnönü-Demirel kavgası ülkeyi 12 Mart 1971 müdahalesine sürüklemişti. On binlerce aydın cezaevlerinde inim inim inlemişti.

1973-1980 arasındaki Demirel-Ecevit inatlaşması ise ülkenin başına 12 Eylül balyozunun inmesine yol açtı.

Yine on binlerce insan çile çekmek için cezaevlerini boyladı. Gepegenç insanlar sokaklarda kurşunlandı, darağaçlarında can verdi.

Ama bunların hiçbiri ders olmadı.

Demirel-Özal, Yılmaz-Çiller, Ecevit-Baykal, Yılmaz-Baykal kavgalarını yaşadık. Hálá da yaşıyoruz.

İşin acı yanı bu kavgalar yüzünden Türkiye yıllardan beri içine düştüğü kısır döngüden bir türlü kurtulamıyor.

Böyle bir ülkede uzlaşma sağlayıp hükümet kurmak ne kadar zor bir iş.

* * *

1999'un, ülkemize dirlik düzenlik, sizlere mutluluk ve esenlik getirmesini bütün kalbimle diliyorum.



X