İktidar, Karamanoğlu Mehmet’i bir okusa...

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün TBMM kürsüsündeki meydan okuma girişimini, devletin tek ve değiştirilemez resmi dilinin Türkçe olduğunu bile bile tüm ülkeye yayın yapan TRT aracılığı ile TBMM kürsüsünden bir başka dilde (Kürtçe konuşma yapmasını) etkinlik koymasını kesinlikle doğru ve yerinde bir hak olarak görmüyor, protesto ediyoruz.

Haberin Devamı

Türk, bu cesareti nereden alıyor

Bilindiği gibi Türkçe, Karamanoğlu Mehmet Bey’in, "Bugünden sonra hiç kimse, sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türkçe’den başka dil kullanmayacaktır. Defterler dahi Türkçe yazılacaktır. 13 Mayıs 1277" sözlerinden oluşan ünlü fermanı ile resmi devlet dili olarak ilan edilmiştir.

Bu tarihi karar her yıl mayıs ayında Balkusan ve Karaman’da ’Türk Dil Bayramı ve Karamanoğlu Mehmet Bey’i Anma’ etkinlikleri olarak kutlanmaktadır.

Dost düşman herkes bilir ki bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temel taşlarından birisi olmuştur. Günümüzde de, Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeleri arasında yerini almışken, Ahmet Türk bu hakkı nereden buluyor, bu cesareti kimlerden ve nereden alıyor?
Habip ÇALIŞKAN
Karamanoğlu Mehmet Bey Dil ve Kültür Derneği Başkanı
Balkusan-ERMENEK

Topbaş, BİT bilançolarını açıklamaktan neden korkar

CHP İstanbul Büyükşehir Başkan adayı Kılıçdaroğlu, AKP’li Başkan Kadir Topbaş’tan BİT olarak anılan belediye şirketlerinin bilançolarını açıklamasını istedi.

Bu talebi Topbaş tarafından reddedildi ve yanıtlanmadan geçiştirildi.

Özel şirketlerin azınlık payları bile halka açılsa, bilançoları tüm toplumun gözleri önüne serilir. Bilançoları halka açık bilgi olur ve denetime tabi tutulurlar.

Belediye şirketleri, Sn. Topbaş’ın babasının muhallebici dükkanı değil, yüzde yüzü halka ait şirketlerdir.

Halkın vergileriyle kurulmuş, halkın vergileri ile işletilen şirketlerdir. Çalışanlarının maaşlarını da halk vergileri ile ödemektedir. Zararları da halkın vergileri ile karşılanır.

Saklayacak, çekinecek bir neden yoksa Sn. Topbaş ve yönetimi bu bilançoları neden açıklamaz?

Ve iktidar partisi AKP şeffaflığa inanıyorsa, 300 küsur milletvekili ile neden yasal bir düzenleme yaparak bu şirketlerin bilançolarını halka açıklamayı zorunlu hale getirmez?

Yolsuzluğun, vatandaşın cüzdanından para çalmaktan farkı yoktur. Türk seçmeni, kimlerin suçluluk duygusuyla gözlerini kaçırdığının farkındadır.
Cem TOKER
LDP Genel Başkanı


F tipi polisin alkol sorusu

ÖNCEKİ akşam otomotiv firmasının pazarlama müdürü olan eşim E.A., ’Kırmızı Ödülleri’ töreninden dönerken saat 23.10 sularında Zincirlikuyu Mezarlığı kapısı önünde alkol/ehliyet/ruhsat kontrolü için durduruluyor. Görevli ’genç" polis’ (F tipi-S.A.), eşime alkol alıp almadığını soruyor. Konuşma aynen bu şekilde:

- Alkol var mı?

- Arabama bindiğimde kullanmıyorum.

- Kullanmıyorum demiyorsunuz yani!..

(Maalesef yaka numarasını almamış)

F tipi polisimizin güncel durumu budur.

Aynı F tipi oluşum Ergenekon’da adamı ele geçirip biçilen role uygun kanıt toplar; Büyükçekmece Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci’yı takip eden Büyükşehir Zabıtası aracını/Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt’ü takip eden kendilerinin araçlarını arar (!) ve dinleme cihazı olmadığını gönül rahatlığıyla açıklar.
S.A.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın

KÖŞENİZDE Dr. Hakan Çankaya’nın sağlıktaki karmaşayı örnekleyen yazısına yer vermişsiniz, teşekkür ederim. Ancak bu hesapta unutulan bazı şeyler var. Bunları da hatırlatmak isterim.

1- Özel Dal Merkezi’nde uzman hekime muayene ücreti olarak devlet 20 TL veriyor, bunun 10 TL’sini vatandaştan, 20 TL’nin asgari %20’si 4 TL’sini de sağlık kuruluşundan vergi olarak geri alıyor. Devlet hasta başına 6 TL ödemiş oluyor. Hizmet veren sağlık kuruluşuna ise vergi çıktığında 15-16 TL kalmış gibi görünüyor. Fakat buna; hastaya yapılan tahliller, USG, röntgen, pansuman, enjeksiyon vs dahil olduğu unutulmamalıdır. Özel kuruluşun kirası, elektriği, suyu, personel giderleri SSK vs. hesaplanırsa hizmet sunucunun elinde ne kaldığını siz hesaplayın.

2- Muayene ücretlerinin uzmanlık ve kariyere göre değil de uzmanın çalıştığı hastaneye göre 55 TL ile 20 TL arasında değişiklik göstermesine ne demeli. Hastanelerdeki otelcilik hizmetleri ve sınıfları farklı olabilir ama muayenede bu uçurum niçin? Benim yetiştirdiğim hekimime A hastanesinde uzman muayenesine 45-55 TL, bana 20 TL neden? Pratisyen, uzman, doçent, profesör muayene farkını anlarım da çalışılan yere göre ücret farkını anlamakta zorlanıyorum.
Op. Dr. Zakir ARAZ

Yazarın Tüm Yazıları