"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

İkramı paraya çevirdi tarhanayı marka yaptı

‘İtalyanların makarnası varsa bizim de tarhanamız var’ diyen ‘Tarhana Baba’ Mustafa Yeldanlı, bu lezzeti dünya markası yapmak için emek veriyor.

ASLINDA her şey bir ikramla başladı. Mustafa Yeldanlı... Diğer adıyla ‘Tarhana Baba’, 1970’li yıllarda Uşak’ta otel işletirken, konuklarına çay ve kahvenin yanında yüzlerce yıllık bir lezzet olan tarhananın neden ikram edilmediğini düşünür. Ve otelde tarhana ikramına başlar. İkram tutunca tarhanaya talep ortaya çıkar. Yeldanlı da bu ikramı paraya çevirmeye karar verir. Tabii o dönem herkesin bedava tattığı ve ulaştığı bu lezzeti Yeldanlı’nın satışa çıkarmasına birçok kesim tepkiyle yaklaşır. Hatta bunun delilik olduğunu söyleyen bile olur. Mustafa Yeldanlı, tüm eleştirilere kulağını tıkar ve işe koyulur. Tarhanayı tanıtmak için o fuar senin, bu fuar benim gezer. 20-30 kiloluk tarhana üretimiyle başlayan öykü, bugün yıllık 25 tonlara ulaştı ve önemli bir marka oldu. Tarhanayı bir sektör haline getiren Yeldanlı, “İtalyanların makarnası varsa bizimde tarhanamız var” diyerek, şimdi de bu lezzeti dünya markası yapmak istiyor. “Memlekete hizmet etmek adına bu yola çıktım” diyen Mustafa Yeldanlı ile tarhanaya adanmış bir ömrü konuştuk. Tarhana işinin geçmişi daha eski ama o, bu yola çıkış tarihi olarak 1974’ü gösteriyor. Bir ikramla başlayan öyküyü Yeldanlı, şöyle anlatıyor:

İkramı paraya çevirdi tarhanayı marka yaptı

Sektör yarattı
“Birçok kişinin, ‘En iyi bu işi benim annem yapar’ dediği tarhanayı kimse tanıtmıyordu. Ben buna kendimi adadım. ‘Kimse buna para vermez’ söylemlerini kulak arkası yapıp, yoluma devam ettim. Otel ve nalbur dükkanımı bırakarak tarhanayı kendime iş edindim. Fuarlara katılıp tarhanayı tanıttım. Bazen o fuarlardan kovuldum, ama yılmadım. İlk başta yılda 25-30 kilo üretip satıyordum. O dönemki markamız ‘Yelda Tarhanaları’... Bu daha sonra ‘Yeldanlızade’ oldu. 2002’ye kadar böyle devam etti. Tabii dükkanın önünde her geçen bana o yıllarda ‘Tarhana Baba’ diye sesleniyordu. Yani benim ismimi halk verdi. Biz de bunu markaya taşımaya karar verdik. Böylece ‘Yeldanlızade Tarhana Baba’ markası ortaya çıktı. Bunun yanında bir de ‘Tarhana Usta’ diye başka bir markamız daha var. Ama bunu daha düşük fiyat isteyenlere veriyoruz. 25 tonluk üretim kapasitemiz var. Her şeyin en doğalını üretimde kullanıyoruz.”

DÜNYAYA DUYURACAĞIZ

‘Tarhana Baba’ olarak adlandırılan Mustafa Yeldanlı, Tarım’dan Turizm’e, Maliye’den Sanayi’ye birçok bakanlığın kendisine destek vermesi gerektiğine inanıyor. Bu desteği isterken de çıkış noktasını şöyle özetliyor: “Tarhana desteklenirse domates, soğan, biber, nane, yoğurt satan köylü ayrı ayrı kazanacak ve ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlanacak. İşsizlik ortadan kalkacak. Bu hem ekonomiyi kalkındırdığı gibi, hem de sağlıklı nesiller yetişmesine katkı koyacak. Onun için destek istiyorum. Tabii bunu söylerken kimi zaman ciddiye alındım, kimi zaman yüzüme ‘Çok güzel’ denildi ama arkamdan konuşuldu. Ama ben tarhanayı Türkiye’de marka yaptım. Şimdi de bunu dünyaya duyurmak istiyorum. Nasıl bugün İtalya’nın makarnası varsa bizimde tarhanamız var.”

İkramı paraya çevirdi tarhanayı marka yaptı

10 Koç 10 Sabancı çıkardı


Uşak’ın Türkiye’de elektriğin ilk kullanıldığı kent olduğunu ve yine ilk şeker fabrikasının burada kurulduğunu anlatıyor Tarhana Baba ve şöyle diyor: “Bugün Uşak bu hızla 10 Koç, 10 Sabancı çıkarabilirdi. Ama olmadı. Bunun nedeni, devam ettirecek neslin olmaması. Ben 2000’li yıllarda işleri iki oğlumla yürütme kararı aldım. Tekstille uğraşıyorlardı. Orayı bırakıp yoğunluklarını buraya verdiler. Tarhana üretiminin nesiller boyu sürmesini istiyorum. Şimdi ikinci kuşak işin başında. İleride üçüncü kuşağı da burada göreceksiniz. Geçmişte bir sektör yoktu. Ama bizim çabalarımızla bu bir sektör oldu. Nasıl geçmişte insanlar salçasını evinde yapıyordu sonra şehir hayatıyla birlikte vazgeçtilerse, aynı şey şimdi tarhana için yaşanır oldu. Biz de bu yolda ilk olmanın verdiği güvenle adımlarımızı atıyoruz.”

İkramı paraya çevirdi tarhanayı marka yaptı

TÜCCAR DEĞİL ESNAF

Tarhana Baba bugün butik üretim yapıyor. Zincir marketlerin raflarında onları bulamazsınız. Tercihlerini belirli kentlerdeki seçkin şarküterilerden yana kullanıyorlar. Ama internet üzerinden de satışları var. Çırağan Sarayı ve Ottoman, Tarhana Baba lezzetini bulabileceğiniz adreslerden bazıları. Bir de Uşak’ta iki satış yerleri var. Burada sıcacık tarhana çorbasını toprak kap ve tahta kaşıkla içebilir, yanında da bu kente özgü tostu tüketebilirsiniz. Tarhananın yanında yine kendi ürettikleri erişteyi alabilirsiniz. 250 gramdan başlayan tarhana paketlerini, yarım, 1 ve 5 kilo izliyor. Ürün çeşitleri arasında ise olmazsa olmaz, acılı ve acısız tarhana. Ayrıca mantarlı, mevsimine göre ise kızılcık tarhanası seçenekler arasında. Öte yandan Türkiye’deki ilk bebek tarhanasını da yine Tarhana Baba üretti. İlerleyen günlerde bu çeşitlerin artması gündemde. Sıcak suyla karıştığında anında tarhana çorbası olan bir proje üzerinde çalışıyor. Tüm bunları yaparken de kendilerine ‘tüccar değil, esnafız’ felsefesiyle hareket ediyor Tarhana Baba...

X