Gündem Haberleri

    İkna etmeye gitti, ikna olup geldi

    Hurriyet.com.tr
    20.07.2012 - 21:02 | Son Güncelleme:

    CHP lideri Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Rusya temaslarıyla ilgili olarak "Sayın Başbakan Rusya'ya ikna etmeye gitti ne oldu? İkna olup geldi" diye konuştu.

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk televizyonunda konuştu.

    İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları;

    - Cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi bir niyetim yok.

    - Sayın Abdullah Gül'e saygı duyuyorum ama AKP'ye bağlılığı nedeniyle başarılı bulmuyorum. Gül yüzde yüz AKP'nin cumhurbaşkanı oldu dersem doğru olmaz. Belli konuları dile getirdi. Duyarlılıkları var. Tümüyle AKP'nin cumhurbaşkanı Adayı olduğu doğru değildir.

    - Bir kadın başbakanın olması güzel. Bu ülkeye bir kadın cumhurbaşkanı neden olmasın. Benim düşüncem parti kimliği çok öne çıkmamış bir adayla yola  çıkılırsa daha çağdaş bir yapıyı ortaya koymuş oluruz. Kafamda samimi söylüyorum böyle bir isim yok. Ben herkesin kucaklayabileceği bir aday düşünüyorum.

    - Biz hiçbir zaman ne Baas rejimini ne destekledik, ne Esad çok iyi yapıyor dedik. Orada bir katliam olursa nasıl çözülmeli bu olay. Türkiye bir ağabeylik sorunu üstlensin dedik. Biz teklif ettik, Rusya yaptı.

    - Neymiş ordan uçak gelecekmiş, biz düşürecekmişiz. Ordan ne zaman uçak geldi ki?

    - Ben sayın Erdoğan ve Davutoğlu'na şu çağrıyı yaptım. Amerika ve Rusya ve Tabiki İngiltere ellerindeki kayıtları açıklasınlar. Bu çağrıyı yapmadlar.

    - Suriye ile savaş, Suriye ile kavga Türkiye'nin yararına değildir. Egemen güçlerin yararınadır. Neden kavga ediyoruz. Git sen kavga et. BM Güvenlik Konseyi'nin bir karar almaması yani uluslararası bir karar olmadan Suriye'ye müdahale yanlıştır. Sayın Başbakan Rusya'ya ikna etmeye gitti, ne oldu ikna olup geldi.

    TÜRKİYE İŞTE BUNLARI İSTEDİ
    Kremlin tutanağı

    KURTULMUŞ'A AHLAKİ OLARAK YAKIŞTIRAMADIM

    - İki siyasi aktör bir araya gelmiş konuşurlar, sizin de ona saygı duymanız gerekiyor. Ben, Numan Bey ile ilgili bir görüşümü ifade etmek isterim. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne en sert eleştirileri getiren, bugüne kadar AKP'den gelen davetleri reddeden bir liderin, kendi arkadaşlarıyla bile konuşmadan gitmesini Sayın Kurtulmuş'a ahlaki olarak yakıştıramadığımı söyleyeyim. O kadar. Yoksa gidebilir, katılabilir. Ama bu söylemleri söyleyen ve bugüne kadar o tavrını sürdüren bir siyasal aktörün 180 derece dönüp farklı bir kulvara girmesini yakıştıramadığımı söyleyeyim

    KURULTAYIMIZ DİĞERLERİNE ÖRNEK OLSUN

    -  (“CHP'nin kurultaylar partisi olduğu” yönündeki eleştirilerle ilgili) Kurultaylar demokrasinin bir gereği olarak ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Umarım bizim bu kurultayımız diğer siyasal partilere de örnek olur. Oralara da demokrasi gelir. Düşünsel olarak siyasete büyük katkılar yaptığımıza inanıyorum. Son kurultaya sunduğumuz rapor görkemli ve güzel bir rapordur

    - Yeni CHP sosyal demokrasiyi getirdi, şimdi yeni CHP, dördüncü büyük adıma imza atmak istiyor, bu ülkeye demokrasiyi ve özgürlükleri getirmek istiyor

    CİHANER VE SAĞLAR BENİM LİSTEMDE YOKTU ÇÜNKÜ...

    - Hiçbir güçlük olmaz. Demokrasiye inanıyorsanız bu arkadaşlar da seçime girmişlerdir, kazanmışlardır, saygı duymanız gerekir. Hiçbir sorun yok. İlhan Cihaner ve Fikri Sağlar'ın benim hazırladığım 98 kişilik listede olmamalarının nedeni il başkanları, ilçe başkanları, milletvekilleriyle görüştük, orada ortaya çıkan tabloyu, havuzu ben bir anlamda oluşturdum. O iki isim de olabilir, olmayabilirdi de...

    'KENAN EVREN'İ ATATÜRKÇÜ SAYMIYORUZ'

    - CHP Atatürk'ün partisidir, CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturan birisi zaten Atatürkçü'dür, CHP'nin bütün kadroları da temel olarak Atatürkçü'dür, bunun aksini düşünmek mümkün değildir. Ama Atatürkçülüğü geleneksel Atatürkçülük diye tanımlamamak kaydıyla. Çünkü biz onları kusura bakmasın Atatürkçü saymıyoruz. Yani altını çizeyim, biz Kenan Evren'i Atatürkçü saymıyoruz. En çok Atatürk lafını kullanan Kenan Evren'dir. Atatürk'ün vasiyetini çiğneyen de Kenan Evren'dir. Onun vasiyetine aykırı olarak, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu'nu kapatan da Kenan Evren'dir. Onun getirdiği anayasayı da kimse kusura bakmasın Atatürkçü bir anayasa olarak görmüyorum

    DİNİ SİYASETE ALET ETMEDİK

    - Bu ülkede minarelerden 5 vakit ezan okunuyorsa ulusal Kurtuluş Savaşı veren o insanların ödedikleri ağır bedellerin unutulmaması gerekiyor. Biz, dini siyasete asla alet etmiyoruz, bunun günah olduğunu ve siyaseten de ahlaka sığmadığına inanıyoruz. Çünkü inanç siyasetin konusu değildir. İnanç, Allah ile kul arasındaki bir ilişkidir. Dinimize göre de Allah ile kul arasına kimse giremez. Kişiler bir araya gelebilirler, kendi inançlarını, ibadetlerini yerine getirebilirler. Bunların adı cemaat, topluluk ya da başka bir şey olabilir. Biz onlara karışmayız, saygı duyarız. O inançların tamamına saygı duyarız. Bizim ülkemizde Süryaniler, Hristiyanlar, Yezidiler var. Bunların arasında çatışma var mı? Yok. Neden yok? Bu ülkede laiklik olduğu için çatışma yok. Bu mutluluğu, huzuru bozanlar siyasetçilerdir. Oy kapmak için insanların en kutsal ve mahrem duygularını sömürü alanı haline getirirler. Caminin avlusunda siyasi propaganda yapılmaz, günahtır. Biz bunu biliyoruz. Bu terbiyeyi Atatürk'ten aldık, hiçbir zaman dini siyasete alet etmedik

    ÇİFTE STANDART

    - Biz o süreçte yargıya müdahale edildiğini, bunun da doğru olmadığını söyledik. Hem 'yargıya müdahaleye edilmesin' deniliyor hem de 'benim adamım yargılanıyor, ben onun için kanun çıkarayım, yargılanmasın' deniliyor. Bu çifte standart doğru değil

    - Diyanet İşleri Başkanlığı'nın siyasetten bağımsız olarak toplumu aydınlatması gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı siyasete girer, siyasetin söylemlerini dillendirirse saygınlığını kaybeder. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı'nın saydam olmasını da isteriz. Diyanet İşleri Başkanlığı'nı, günlük sıcak tartışmaların içine çekmek doğru değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı'na eleştirilerimiz olabilir. Toplumdan, değişik çevrelerden gelen eleştirilere Diyanet İşleri Başkanlığı'nın biraz daha kulak kabartması lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı'na zaman zaman vatandaşlarımız soru sorabilirler, görüş sorabilirler. Diyanet İşleri Başkanlığı onlara görüş bildirebilir. Bu yanıtı, fetva makamı gibi algılamamak gerekiyor. Siyasallaştığı anda o zaman fetva makamına dönüşmüş olur

    MECLİS'TE CEMEVİ AÇILMASI TALEBİYLE İLGİLİ

    - Kişiyle Allah arasındaki ilişkiyi başka biri tanımlayamaz. Biz, kişi Türkiye'de nerede, ne zaman, nasıl ibadet yapmak istiyorsa ona bütün imkanların sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Farklı inançlara mensup yurttaşların tamamına devletin saygı göstermesi lazım. İnancını nerede, nasıl yapmak istiyorsa yapsın. Türkiye'de herhangi bir yurttaşımız 'İbadetimi özgürce yapamıyorum, önümde engel var' diyorsa, gelsin beni bulsun, ben onun önüne geçeceğim. Onun ibadetini özgürce yapabileceği imkanları sağlayacağım

    - Diyanet İşleri Başkanlığımız olmalı. Farklı bir yapılanma içinde olabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Alevi yurttaşlarla ilgili yapmak istediklerinin yapılması lazım. Yeniden yapılanma içinde bir Alevi arkadaşımız oraya gelebilir. Ona ayrı bölüm ayrılabilir, bunlara saygı göstermemiz lazım 

    KARE KARE KOMŞUDA SAVAŞ


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı