"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İkisi bir arada olmaz

* Hem darbelerle, darbecilerle mücadele etmek, hem de darbe dönemlerine özgü uygulamalara imza atmak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem “Genelkurmay başkanlarını bile tutukluyoruz, işte süper demokrasi” demek, hem de gösteri yapan öğrencileri bile tutuklamak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem “12 Eylül’le mücadele ediyoruz” havası basmak, hem de 12 Eylül uygulamalarının benzerini ortaya koymak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem özgürlüklerin teminat altında olduğunu söylemek, hem de kitap yazdı diye adam tutuklamak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem “Kürt sorununu çözüyoruz” demek, hem de güvenlik politikalarına abanmak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem çetelerle, derin devletle mücadele etmek, hem de Susurluk kelimesinin s’sini bile zikretmemek... İkisi bir arada olmaz.

* Hem askerin her yaptığını sonuna kadar eleştirmenin serbest olduğunu söylemek, hem de Uludere sorgulamasına tahammül bile edememek... İkisi bir arada olmaz.

* Hem adaleti tesis ettik diye hava atmak, hem de tutukluluğu cezaya dönüştürmek... İkisi bir arada olmaz.

* Hem geçmiş dönemlerin defterlerini cesurca açmak, hem de gelecekte yeni defterlerin açılmasına zemin hazırlamak... İkisi bir arada olmaz.

* Hem yargının ideolojilerden arınması için düzenleme yapmak hem de yargının yeni bir ideolojiye sahip olduğunu görmezden gelmek... İkisi bir arada olmaz.

* Hem ifade özgürlüğünden yana olmak, hem de iki laf edene 'terörist' muamelesi çekmek... İkisi bir arada olmaz.

Millet düşmanı değilim ama

Ne zaman...

* “Millet bizi seçti” dense...

* “Millet arkamızda” dense...

* “Millet şunu istiyor” dense...

* “Millet şunu istemiyor” dense...

Sinir oluyorum.

'Millet düşmanı' falan değilim ama yine de sinir oluyorum.

BÖYLE BİR KİTLE YOK  

Bu tür cümleler içinde yer alan 'millet' sözcüğü, yekpare, homojen, aynı şekilde yaşayıp aynı düşünen bir kitleye işaret ediyor.

Böyle bir kitle yok ki!

* Sizi seçen 'millet' ise, seçmeyen kim?

* Şunu isteyen 'millet' ise istemeyenler kim?

* Şunu istemeyenler 'millet' ise isteyenler kim?

Yoksa siz 'millet' derken, sadece kendiniz gibi düşünenleri mi kastediyorsunuz?

O zaman 'millet' gibi kuşatıcı bir sözcük yerine daha dar kapsamlı bir sözcüğü kullanmanız gerekmez mi?

Edindiğim yeni alışkanlıklar

* Kar, bora, fırtına demeden kafelerin dışarıya taşan masalarında oturup gelene geçene bakmak.

* Filmlerin ilk 15 dakikasında gerisini getirip getirmemeye karar vermek.

* Pizzanın üstüne yumurta kırdırmak...

* “Tutuklanacaksın” diyene gülümsemek.

* Panellerde konuşmacı olmak...

* Kemal Kılıçdaroğlu tarzı dik yaka kazak giymek.

* Twitter’da gerilla usulüyle var olmak.

* Romantik filmlere de bir şans vermek.

* Okuduğum köşe yazısı sayısını azaltmak.

* Kablosuz telefon kulaklığı kullanmak.

* Bebek semti boykotunu kaldırmak.

* Ajanda kullanmak.

* 'Sinsi' ve 'çakal' sözcüğünü çok fazla kullanmaya başlamak.

Erol Büyükburç denince akla gelenler

* Oskar Wilde’ın 'Dorian Grey’in Portresi' adlı kitabı...

* Büyük aile trajedileri...

* 'Little Lucy' adlı şeker şarkı...

* Potpuri...

* Türkiye’nin ilk Elvis Presley çakması. Ama sağlam bir çakma...

* Drama king...

* Saksı olmama haykırışı...

* Yaşlanmanın insana yaptığı fenalıklar...

Bir polemik kralı

TAYYİP ERDOĞAN

Memlekette hükümeti övüp CHP’ye çakmaya ayarlı onca kalem var.

Fakat her ne hikmetse...

Hiçbiri lafı bir türlü toparlayıp da Kemal Kılıçdaroğlu’nun 'fezleke direnişi'ni dört başı mamur bir şekilde hicvetmeyi başaramadı. Ve bu iş de yine Başbakan Erdoğan’a düştü.

Katıldığı bir törende Kılıçdaroğlu’nun 'fezleke direnişi'ni birkaç cümlede yerle yeksan etmeyi başardı Erdoğan.

* “Fezlekeden kahramanlık çıkarmaya çalışıyorlar” dedi.

* “Bir fezlekeden darağacı kurdular” dedi.

* “Benim hakkımda da üç fezleke var” dedi.

* “Don Kişot’un bile hayal gücü bu kadar zengin değildi” dedi.

Ve ben bir kez daha anladım:

40 Emre Aköz bir Recep Tayyip Erdoğan etmez.

Keserin ve sapın dönmesi hakkında

Bizde adet şöyledir:

“İktidara gelen zulmeder, muhalefette kalan zulme boyun eğer.”

Altı çizilmemiş kuralımız, yazılmamış yasamız, sorgulanmayan normumuzdur bu...

İktidara gelen zulmederken, bir gün kendisinin de benzer zulümlere maruz kalacağını gayet iyi bilir.

Muhalefette kalan zulme boyun eğerken, aynı şeyleri kendisinin de yapacağı günlerin hayallerini kurar.

Zulüm hep vardır, sadece zalimler değişir.

Bugünün mazlumları, yarının zalim adaylarıdır.

Bugünün zalimleri de, yarının mazlum adaylarıdır.

Bu yüzden...

Bizde 'direniş' yoktur, 'diş bileme' vardır.

“Keser döner sap döner / Bir gün elbet hesap döner” gibi dizelerin karşılıklı patlatılmasının altında yatan sebep de budur.

X