Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki velet ülkeyi germeli mi?

<B>OKURLAR </B>arıyor ve diyor ki: <B>‘Fatih Bey bayrak konusunda bir şey yazmadı.’<br><br></B>Evet yazmadım. Yazma niyetim de yoktu. Mersin’deki mitingde olanlar, Kanal D Haber merkezinde benim de önüme geldi.

14-15 yaşlarında birkaç ‘velet’ Türk bayrağını yakmaya çalışıyor.

‘Bu görüntüleri kullanmayın. Bu haltı yiyen ve yedirtenlerin ekmeğine yağ sürmeyin. Bunu yapanların amacı tahrik etmek’ dedim.

Çünkü gazeteci bakış açım ile vatanseverlik arasında bir tercih yapmak zorundaydım.

Bu görüntülerin toplumda yeni bir ayrışma, yeni bir karşıtlık başlatacağını düşünüyordum.

İki ‘veledin’ böylesi bir nefret tohumu atma hakkına sahip olmadığını düşünüyordum.

Hálá da öyle düşünüyorum.

İki ‘velet’ Türk bayrağına terbiyesizce davranıyor. Ülke birbirine giriyor. Ayrımlar körükleniyor.

Yakalarsın o ‘terbiyesiz veletleri’, verirsin cezasını biter gider.

Bunların yaptığı üzerinden ülkeyi germek, ülkeyi yeniden kamplaştırmak, yeni tartışmalar başlatmak bence doğru değil.

O iki velet yaktı diye Türk bayrağına, Türkiye’ye bir zarar gelmez.

Ama anlamsız tartışmaların yeniden başlamasından, etnik grupların ister istemez tahrik olmasından çok zarar gelir.

İşte sonuç ortada.

İki ‘velet’in yaptığı günlerdir tartışılıyor.

Onlar yüzünden ülke geriliyor...

Türkiye’nin açığını TJK kapatabilir mi?

HÜRRİYET’in ekonomi sayfalarında bir haber değerlendirmesi.

‘Çocuklara trilyonluk at yarışı desteğine fren.’

‘TJK, gelirlerinin yüzde birini Çocuk Esirgeme Kurumu’na aktarmamak için yargı yoluna gitti’
denilerek TJK karalanıyor.

Sanırsın ki, TJK’da hiç kesinti yok ve para içinde yüzüyor. Zavallı yetimlere yardım etmiyor.

Oysa durum tam tersi, TJK gelirlerinden Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na, Olimpiyat Fonu’na, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’na, Türk Tanıtma Fonu’na, Kızılay Küsurat Fonu’na, Cumhurbaşkanlığı’na kesintiler yapılıyor. Üzerine Şans Oyunları Vergisi, Katma Değer Vergisi alınıyor.

Yani TJK’nın gelirlerinin yaklaşık yüzde 60 küsuru fonlara ve kesintilere gidiyor.

Bu kesintilerin yüksekliği yüzünden at yarışı bahisleri cazip olmaktan çıkıyor ve TJK bir iki yıl içinde batacak.

Bunu bilmeyenler yazıyor, ‘TJK, Çocuk Esirgeme Kurumu’na yüzde bir vermiyor’ diye.

Anlaşılan Türkiye’de her yere para yetiştirmek de TJK’nın görevleri arasında.

O zaman vergi dairelerini kapatsınlar. Türkiye’nin bütçesini TJK gelirleriyle denkleştirsinler.

Kalemiti Canan

DÜN ben, ‘Katil olmak istemiyorum’ diye yazınca ‘katil olmak isteyenlerden’ tepkiler geldi.

Kimi ‘Evime gireni vururum’ diyor, kimi ‘Yazınızı üzülerek okudum’.

Niye üzüldüklerini anlamadım. Benim fikrim bu. Benim fikrime ‘üzülenlerin’ birini öldürmekten üzüntü duymayacaklarını beyan etmelerine de doğrusu şaşırdım.

Ancak en ‘acayip’ yanıt Canan Arıtman’dan geldi.

Canan Arıtman, teklifini şöyle savunuyor:

‘Kadınların kendi özel yaşam alanlarının, konutlarının ve ailesinin yaşam hakkını korumak adına bilgisi ve rızası dışında evine, artık malına mı, canına mı, namusuna mı kastettiği belli olmayan kişilerin girmesi durumunda meşru müdafaa hakkının genişletilmesini talep ediyorum. Bunun her türlü savaşa karşı olmak yanında kendi vatanının işgaline karşı gözünü kırpmadan savaşmaktan hiçbir farkı yok. İşte bu duyarlılığı anlamayan erkekler maçodur, kadından anlamaz. Bu tür erkeklerle yaşamak zorunda kalan kadınlara yazık ki, ne yazık.’

Arıtman ‘maçoluk’
takıntısını yanıtının sonunda da tekrarlıyor: ‘Canan Arıtman’ın her yasa teklifinde mutlaka kadın bakış açısı ve kadın duyarlılığı vardır. Ama kadından anlamayan maçolar bunu anlamaz.’

Aklınca bana maço diyor. Kadından anlamaz diyor.

Bu köşeyi yıllardır okuyanlar, ikide bir ‘kadın ve aşk’ yazısı yazmıyor olsam da kadınlara karşı bakış açımı gayet iyi bilirler. Maçoluk bir yana, eğer tam tersi bir unvan varsa bana yakışanın o olduğunu da bilirler.

Ama Canan Arıtman ‘milli mücadele hamaseti’ ile kadınları ‘Kalemiti Ceyn’leştirmeyi meşru kılmak istiyor.

Acaba Canan Arıtman, bu teklifiyle kadınları tehlikeye attığını fark edemeyecek kadar şuursuz mu?

Silahlı bir soyguncu ile hayatında belki de silahı ilk kez eline alan bir kadının karşılaşmasında sizce ‘düelloyu’ kim kazanır!

Ben biliyorum ki, eşim eline silah alsa kendini vurma ihtimali, karşısındakini vurma ihtimalinden fazladır.

Ben diyorum ki, ‘Ben kendimi savunmak zorunda değilim. Bunun için polisin maaşı benim vergimle ödeniyor. Onlar işlerini yapsınlar’.

Canan Arıtman
diyor ki, ‘Sen maçosun, kadından ne anlarsın’.

Doğru, kadın uzmanı değilim. Böyle bir iddiam da yok. Ama maço olmadığımı biliyorum. Üstelik yazdıklarına bakınca kimin ‘maço’ olduğu anlaşılıyor. Maço olmak için erkek olmak şart değil.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sevgiden kaynaklanan zaafı sömürmediğimiz zaman.
X