İki telefon

Döviz piyasasındaki gelişmeler iki ayrı başkentten izleniyor.

Ankara'daki ekonomi yönetimi banka genel müdürlerini arayıp neden döviz satmadıklarını soruyor -ki artık fazla ciddiye alındıkları söylenemez.

TL'deki aşırı değer kaybının uluslararası borsaları sarsacak krize dönüşme ihtimalini gözden uzak tutmayan ABD Merkez Bankası (FED) Washington'da meraka kapılıyor, İstanbul'daki kıdemli bankacıları arayıp döviz piyasasını yakın takibe alıyor.

Bize sorarsanız Ankara, Washington'un yanında fazla cool kalıyor.

* * *

Dünkü piyasaları sadece fiyat düzeyine takılıp kalmadan analiz edersek... Hafta başından itibaren gözlediğimiz pozisyon farkı artık kurumsallaşıyor gibi... Şöyle ki:

Çok yakın zamana kadar Merkez Bankası'nın piyasadaki oyun kurucu rolü tartışılmazdı. Atılacak her adımda Ankara'nın hamlesi hesaplanırdı. Gönüllü veya zoraki olarak piyasa yapıcısı işlevini üstlenen bankalar aslında Merkez Bankası politikasının güdümündeydi.

Oysa dalgalı kurda Merkez Bankası'nın rolü değişince piyasa yapıcısı bankalar Ankara'dan hiçbir katkı görmez oldu. Bankalar sattıkları döviz başına zarar ettikleriyle kaldı. Piyasalar tamamen kendi ve yetersiz dinamikleri ile yön buldu. Merkez Bankası takipçi hale düştü.

Yazık, çünkü Merkez Bankası'nın pozisyon kaybı hiçbir kurla ölçülmez.

* * *

Ankara'da umutlar gelecek hafta yapılacak halka arzlara bağlandı.

Eğer bu ihaleler başarılı geçerse halkın elindeki TL ve döviz toplanacağı için kur üzerindeki baskının yumuşaması bekleniyor.

Ama açık konuşalım para kazandığı yere gider... Dövizdeki arz eksiliği giderilmeden, kur artışı enflasyon düzeyine inmeden çözüm zor gözüküyor.

POLİTİK KÖŞE

EKONOMİK
Mesih'in kahvaltı masası havarilerine göre, sorun politik... ‘‘Hele bir hükümet değişsin, bakın işler nasıl düzelir’’ havasındalar... Emirleri olur değiştirelim de...

Farkındalar mı bilmiyorum ama Kemal Derviş'in tasarruf ettiği güç başbakanlık koltuğunda elde edeceğinden daha az değil...

Unutmayalım ki başbakan değişimi her zaman siyasi sistem reformu anlamına gelmez... Mevcut siyasi çarkı Derviş'in daha iyi işleteceğinin (örneğin on beş günde on beş yasa çıkartacağının) hiçbir garantisi yoktur.

Dahası Türkiye'ye ekonomiyi kurtarmaya gelen ve bu nedenle prim yapan teknokratın siyasi ihtirasını bu kadar erken açığa vurması da hazindir.

RAKAMLARLA TÜRKİYE

HASTANE ve adliyeler Türkiye'nin aynasıdır... Sadece kur ve faiz rakamları yerine adalet istatistiklerine bakmakta yarar var...

‘‘DGM kapsamına giren çeşitli suçları içeren faili meçhul dosyaların sayısının 18 bin 247'yi bulduğu belirlendi. A.A muhabirinin Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün 2000 yılı verilerinden derlediği bilgilere göre, 1 Ocak-31 Aralık 2000 tarihleri arasında Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Malatya ve Van DGM Cumhuriyet başsavcılıklarına, toplam 502 faili belli olmayan dosya geldi. Bu sayı, önceki yıllardan devir olan 17 bin 745 dosya ile toplam dosyalar içinde yüzde 64.3'lük bir yer tutarak, 18 bin 247'ye ulaştı.’’

Her üç suçtan ikisinin failinin bilinmediği bir ülkede ekonominin faili meçhule kurban gitmesi rastlantı mı?
Yazarın Tüm Yazıları