Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki seçim tek sonuç

FARÁZİYE bu ya, kopartılan fırtınaya ve kendi kendine gelin güvey olan falcılara rağmen tabii ki ufukta böyle bir ihtimal yok ama yine de aşağıdaki varsayımı üretelim.

Yani diyelim ki, iki hafta sonra bugün AKP ciddi bir oy kaybına uğramış olacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi yeni hükümet kurmak alternatifini yitirecektir.

Háttá, ağzımdan yel alsın ve Rabbim yazdıysa bozsun ama, CHP’yle MHP’nin koalisyon iktidarı bile gündeme gelecektir.

Ee sonra?

* * *

EVET "ee sonra", zira her ne kadar bu olasılık Türkiye’nin kısa vadede kısmen içine kapanması anlamına gelecek olsa dahi, aynı zamanda da demokrasinin başarısı anlamına gelir.

Biliyorum, şimdi derhal cumartesi günkü makalemi yüzüme vuracaksınız.

Orada bunun tam tersini de söylediğimi ve iktidar partisinin performans tekrarlaması durumunda, yine o sivil demokrasinin kazançlı çıkacağı sonucuna vardığımı hatırlatacaksınız.

Doğru!

Fakat, yukarıdaki seçenek de aynı ölçüde doğrudur ve zaten yazıyı öyle noktalamıştım.

* * *

ÖYLE, çünkü eğer 22 Temmuz oylamasıyla AKP az veya çok yenilgiye uğrarsa, tıpkı başarısı durumunda da olacağı gibi, bu, Türkiye’deki "ulus iradesi"nin işlerliğini kanıtlar.

Kimse minnacık şüpheye kapılmasın, birinci alternatifteki gibi ikincisinde de "esas kazançlı" çıkan taraf mutlaka ve mutlaka "demokratik sistem" olacaktır.

Demek ki, istisnasız bütün bir sivil toplumun en yüksek seviyede görüş beyán etmesi anlamına gelen seçimlerle, "İslami" (!) olduğu öne sürülen ve "laiklik" anlayışı konusunda kaygı duyulan bir kurum dahi normal sistem çerçevesinde iktidardan uzaklaştırılabiliyormuş.

Yahut aynı partiye belirli bir oy kaybı "dersi" (!) verilerek, doğru veya yanlış, ülke insanlarının hayat tarzına ilişkin ciddi kaygılar beslediği ortaya konulabiliyormuş.

İşte bunun adı da tam láyıkıyla "sivil demokrasi"dir ki, böyle bir sonuç "durumdan vazife çıkartmaya" kalkışmış olanların yine şapa oturmasından başka bir anlam taşımaz.

* * *

TAŞIMAZ, zira devlet mekanizmasındaki konumları sayesinde belden aşağı vuran "statüko zaptiyeleri" ne hakla ve de bilhassa ne akla hizmet "sopa sallamaya" yeltendiler?

Başta dediğim gibi hiç sanmıyorum ama, eğer AKP iki hafta sonra gerçekten kısmi bir "bocalama" tablosu sergilerse, hangi aklıevvel bunun "web muhtıraları"ndan, "ulusalcı-kuvvacı" çetelerden, "vatansever" (!) haraççılardan kaynaklandığı sonucuna varabilir?

Háttá aslında tam tersine, iktidar partisi 22 Temmuz’da oranını korur veya yükseltirse bunun esas sebebini, demokratik kuralları hiçe sayarak ve "hariçten gazel okuyarak" o AKP’nin kitleler nezdinde "mağdur" konuma düşmesine çanak tutmuş olan güçler oluşturacaktır.

* * *

Yok geriledi veya durakladı, eh tabloyu halk iradesi değiştirdiğine göre, ne "iyi saatte olsunlar" tehditlerinin, ne "laiklik elden gidiyor" feryatlarının kıymet-i harbiyesi kalacaktır.

Eh işte, "kışla müdahilliği"ne rağbet bit pazarına nimet düzeyine inecektir.

Hele hele, zaten AKP’yi "İslami hassasiyetten muhafazakár demokrat" olarak niteleyen ve Türkiye’yi "pozitif emsál" addeden dış dünyayı, aynı müdahilliğe göz yumması için, "Şeriat tehlikesine karşı kılıç attık" mavalıyla kandırmak tamamen imkansızlaşacaktır.

* * *

EVET evet, seçim sonucu ne olursa olsun, her iki durumda da demokrasi pekişecektir.

Ve yine her iki durumda, demokrasi karşıtları darbe yiyecektir.

Ama sonucu beğenmeyip darbeye yeltenen deli çıkarsa, darbe değil sille yiyecektir.
X