Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki kurum iki üslup

İSTER dernek olsun, ister ticari mal, bir kent, hatta devlet. Doğru logo, iyi marka olmanın en önemli şartlarından bir tanesidir..

Logo kısaca, ‘markayı temsil eden sembol ya da ikon’ olarak tanımlanıyor.
Yani bir grafik tasarımı..
Ankara, yıllar boyunca ‘amblem’ adı altında yürütülen tartışmalar nedeniyle bu logo meselesine oldukça aşina aslında..
Atakuleli, camili logoda yıllarca direnen Büyükşehir Belediyesi, bir süre önce yargı kararlarının da etkisiyle bu inadından vazgeçmek zorunda kaldı.
Bir dönem ‘logosuz’ kalan Başkent, bir gün aniden yeni logosu olan kedi gözleri ile tanıştırıldı.
Ankaralılar’ın üzerinde tartışarak karar vermesini dilerdim ama, yine de ‘dayatılan’ yeni logo kişisel olarak içime sindi.
* * *
Bugün kamuoyuna yoğun olarak yansımasa da Ankara’da, çok önemli bir Ankara markası sancılı bir logo süreci geçiriyor.
Atatürk Orman Çiftliği..
Yeni bir imaj için harekete geçen AOÇ, geçen yıl Ekim ayında bir logo yarışması açtı. Ancak bu yarışma, ‘ödüle değer eser’ bulunamadığı için iptal edildi.
Ardından bir yarışma daha açıldı. Yarışma jürisinde hem üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinden, hem de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile AOÇ’den ‘ehil’ isimler bulunuyordu.
İkinci yarışmada sadece bir eser mansiyon ödülüne layık görüldü, AOÇ’nin logosu olacak yeni sembol yine belirlenemedi.
Sonuç olarak, mevcut AOÇ logosunun ‘revize’ edilmesi kararlaştırıldı.
* * *
Bu iki logo öyküsü alt alta yazıldığında, devletin iki kurumunun yönetim anlayışındaki üslup farkı ortaya çıkıyor.
İlk bakışta AOÇ’deki süreç, bir başarısızlık öyküsü gibi algılanabilir.
Ben öyle düşünmüyorum.
AOÇ yönetiminin 7’den 77’ye bu konuya ilgi duyan herkesi sürece dahil edip, bir konsensüs sağlamaya çalışması ve aldığı nihai karar, AOÇ’nin ciddiyetini ortaya koydu, ‘doğru yönetilen kurum’ algısı yarattı.
Büyükşehir Belediyesi’nin üslubu ise Ankara’ya güzel bir logo kazandırmasına rağmen, bu kurumun konsensüsten korkan dayatmacı yapısına dair algıyı pekiştirdi.
Melih Gökçek bir dönem daha belediye başkanlığını düşünüyorsa, ki bunu açıkladı, umarım ‘fobi’lerinden kurtulup ‘konsensüs’ arayan bir üslup geliştirebilir.
Sonuçta kazanan kent olacaktır.
X