Dünya Haberleri

    İki cepheye karşı

    Zeynel LÜLE
    02.07.2007 - 17:46 | Son Güncelleme:

    Türkiye'nin AB sürecinin devamı için hem içeride hem de dışarıda mücadele gerekiyor. Bu sürecin, "ne olursa olsun" Türkiye'nin ve Türk insanının yararına olduğunu anlatmak, anlatmak ve de yine anlatmak gerekiyor.
    İçeride AB, dışarıda ise Türkiye karşıtlarına karşı kavga vermek ve onları ikna etmek gerekiyor. Bu mücadeleyi verenlerin sayısı giderek azalıyor. Kalanların da zaman zaman umutları kırılıyor.
    Ama yılmak yok. Çünkü bu yolun sonunda, çocuklarımıza hediye edeceğimiz parlak bir gelecek var. Bu mücadeleyi verenler tarihe geçecek. Tarih onları "minnetle" anacak.

    Hamasi nutuklar

    Niye mi?
    Anlatayım.
    Önce içerideki "AB karşıtlarına" yönelik birkaç çift laf edelim. Bu milletin karnı hamasi nutuklarla doymuyor. AB vizyonu eksik bir Türkiye'nin ekonomisinin ne hale gelebileceğini göz önüne alalım.
    Türkiye çok ciddi bir şekilde cari açık veren bir ülke. Bu açığı kapatmak için dış krediler ve dış sermayeye ihtiyaç var. Türkiye'nin AB sürecini "kendi eliyle" kesmesi, Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımları ve uzun vadeli kredileri bir anda keser. Çünkü hem kredi, hem de sermayenin gözü, Türkiye'nin AB sürecindedir. Türkiye'ye yatırım yapacak bir şirketin ilk sorduğu şey, Türkiye'nin AB sürecinin ne durumda olduğudur.
    Haydi diyelim ki AB sürecine biz kendi elimizle son verdik. Cari açığı kapatmak için ne yapabiliriz? Ancak para basabiliriz. Bugünkü mali disiplinden koparız. 2001'li yıllara geri döneriz.

    AKP'ye AB saldırısı

    Merak ediyorum, bugün AKP'ye, "AB" üzerinden saldıran muhalefet partileri iktidara geldiklerinde ne yapacaklar? AKP'nin AB sürecine yönelik politikalarını eleştirenler ve de AB sürecini kesmek isteyenler iktidara geldiklerinde, ya da devletin üst kademesinde görev aldıklarında ne yapabilirler?
    Çok merak ediyorum.

    Hükümetin bir yetkilisinin söylediği gibi, bütçe açığını 0,7 ile AKP'den teslim alanlar, merkez bankasının politikasını değiştirebilirler mi? Türkiye'de artık, demokrasiyi durdurmak, AB hedefini unutmak ve de bugünkü ekonomi politikalardan sapmak mümkün değil. Yine aynı hükümet yetkilisinin söylediği gibi Türkiye bugün 200 km hızla yol alan bir arabadır. Bu arabanın direksiyonunu biraz oynatmak dahi, arabanın devrilmesine yol açacaktır. Ya da 27 nisanda askerlerin "kalkıştığı" gibi demokrasiye yönelik engel olma girişimi, o arabanın önüne çıkarılan bir "duvar" etkisi gösterecektir. 200 km hızla giden arabanın bir duvara toslamasını kimse istemez.

    Amaç Türkiye'yi kaçırtmak

    Peki bunu yaparken, AB'nin her dediğine "evet"mi denilecek?
    Tabii ki hayır. Tam üyelik hedefinden en ufak bir şekilde taviz verilmeyecek. Ve ne olursa olsun bu yöndeki her tülü girişime karşı çıkılacak.

    AB sürecini destekleyenler, içeride mücadele verirken dışarıda da bu hedeften sapılmasını isteyenlere karşı aynı kavgayı verecek. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve yandaşlarının, Türkiye razı olmadıkça bu süreci kesemeyeceklerini gösterecek. Onlar ise, uluslararası ilişkilere hep "duygusal" bakan Türk insanını "ne haliniz varsa görün" dedirtmek için ellerinden geleni yapıyorlar ve de yapacaklar. Çünkü biliyorlar ki, Türkiye bu masadan kalkmadığı sürece, müzakereler onun yararına olacak ve kazançlı hep Türkiye çıkacak. Giderek güçlenen bir Türkiye'nin vereceği mücadele daha farklı olacak.

    Türkiye, AB'nin tapusunun Sarkozy'nin ve de onun yandaşlarının elinde olmadığını göstermeli.
    Çünkü Bu süreç Türkiye'nin ve de Türk insanının yararına.

    Hem içeride, hem de dışarıdaki kavgaya devam. Çocuklarımız ve de ülkemizin geleceği için.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı