İki ayda 2 ‘zorunlu’ adım attı, bankalardan Merkez’e akacak para 17.5 milyar liraya çıktı

Nilgün KARATAŞ
25.01.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Merkez Bankası, Türk Lirası zorunlu karşılıklarda vadeye göre 4 puanı bulan oranlarda artış yaparak, piyasadan yaklaşık 9.8 milyar lira likidite çekilecek. Ocak ve şubattaki iki hamleyle piyasalardan çekilen tutar 17.5 milyar lirayı bulurken, kredi almak eskisi kadar kolay olmayacak.

MERKEZ Bankası, geçen haftaki çeyrek puanlık sürpriz faiz indiriminin ardından kısa vadede zorunlu karşılık oranlarını da artırdı. Daha bir ay önce Türk Lirası yükümlülük oranlarını yükselten Merkez Bankası, dün de vadeye göre 1 ile 4 puan arasında artış yaptı. Yabancı para yükümlülüklerde oran yüzde 11’de bırakılırken, Türk Lirası yükümlülüklerdeki yeni oranlarla birlikte Merkez Bankası’nın piyasadan iki ayda çektiği tutar 17.5 milyar lirayı bulacak.
4 Şubat’tan geçerli
Dün yapılan düzenleme, 4 Şubat 2011 tarihli yükümlülük cetvelinden itibaren geçerli olacak. Yeni oranlar üzerinden hesaplanan zorunlu karşılıklar 18 Şubat 2011 tarihi itibarıyla tesis edilmeye başlanacak. Banka böylece mevcut verilere göre piyasadan yaklaşık 9.8 milyar lira likidite çekmiş olacak.
Beklenti 1 puan civarındaydı
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın, yaptığı açıklamalar, zorunlu karşılık oranlarında bir artış beklentisi oluşturmuştu. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), 20 Ocak’taki toplantısının ardından, faiz indiriminin yanında, zorunlu karşılıklarda da ilave bir artışa gidileceği sinyali vermişti. Bu mesajlarla piyasalar bu artışa hazırlandı, ancak beklentiler artış oranın yüzde 1’lerde olacağı yönündeydi.
Amaç para arzını kısıtlamak
Merkez Bankası, dün yaptığı hamleyle oranları, beklenenden yüksek tutması, kararlılığının bir göstergesi olarak yorumlandı. Sıcak para girişini azaltılması, cari açığın düşürülmesi yönündeki politikalar doğrultusunda, zorunlu karşılık oranları piyasalardaki para miktarını kontrol etmek için kullanan Merkez Bankası, bir anlamda krizden çıkış stratejisini tavizsiz uyguladığını gösterdi.
Kredi kullanmak zorlaşacak
Yapılan bu değişiklikler, bankalar kadar tüketiciye de yansıyacak. Zorunlu karşılıklardaki artış, kredi hacminin ve piyasadaki para arzının azaltılması anlamına geliyor. Bu durumda bankaların elindeki nakit miktarı kısılırken, bu durum mevduat kadar kredi uygulamalarıyla da tüketiciye yansıyacak. Kısa vadeli mevduatta oranın yükselmesiyle, maliyetleri artan bankalar kredi kullandırmakta eskisi kadar cömert olmayacak.

Vadesiz mevduatta 4 puan arttı

Zorunlu karşılık oranları, vadesiz, ihbarlı mevduatlar ve özel cari hesaplarda yüzde 8’den yüzde 12’ye,
Bir aya kadar vadeli mevduatlar/katılma hesapları (1 ay dahil) için yüzde 8’den 10’a,
Üç aya kadar vadeli mevduatlar/katılma hesapları ve özel fon havuzları (3 ay dahil) için yüzde 7’den yüzde 9’a,
Mevduat/katılım fonu dışındaki diğer yükümlülükler için yüzde 8’den yüzde 9’a yükseltildi.
6 aya kadar vadeli hesaplarda yüzde 7, 1 yıla kadar vadeli mevduatlar/katılma hesapları için yüzde 6,
Bir yıl ve bir yıldan uzun vadeli mevduatlar/katılma hesapları ile birikimli mevduatlar/katılma hesapları için yüzde 5,
Altı ay ve daha uzun vadeli özel fon havuzları için vadesine karşılık gelen oranlarda sabit tutuldu.

Kârlar azalacak beklentisi banka hisselerini düşürdü

ZORUNLU karşılıkta beklentinin üzerinde gerçekleşan artış, İMKB’de işlem gören bankacılık hisselerini olumsuz etkiledi. Açıklamanın hemen ardından gelen satışlarla birlikte, bankacılık endeksinde yüzde 1.98’lik bir değer kaybı yaşandı. Bunun nedeni ise zorunlu karşılık oranı arttıkça, bankaların elindeki likiditenin azalıyor olması. Bu nedenle bankaların, 2011 yılı kârlarında bir miktar düşüş olacağı yorumları yapılıyor.

Kriz öncesindeki oranı katladı

KRİZ ve krizden çıkış sürecinde zorunlu karşılık oranını etkin bir yöntem olarak kullanan Merkez Bankası, bugüne kadar şunları yaptı:
 5 Aralık 2008’de yabancı para yükümlülükler 2 puan düşülerek yüzde 9’a çekildi. 16 Ekim 2009’da da Türk parası yükümlülükler 1 puan düşüşle yüzde 5 olarak belirlendi.
30 Nisan 2010 ve 6 Ağustos 2010 dönemlerinde, yabancı parada oran  0.5 puan artırarak yüzde 10’a  çıkarıldı. Böylece likidite 1.4 milyar dolar azaldı.
24 Eylül 2010’da açıklanan ve 1 Ekim 2010’da yürürlüğü giren kararla, yabancı parada 1 puanlık artışla oran yüzde 11’e, Türk parası yükümlülükler de 0.5 puanlık artışla yüzde 5.5’e yükseltildi. Böylece piyasadan yaklaşık 1.5 milyar dolar, Türk parası yükümlülüklerde yapılan artışla da yaklaşık 2.1 milyar Türk Lirası çekildi.
17 Aralık’ta Türk parası yükümlülüklerde vadeye göre yüzde 5 ile 8 arasında değişen bir düzenleme yapıldı. 7 Ocak’ta yürürlüğe giren bu düzenlemeyle Merkez Bankası, piyasadan 7.6 milyar TL ve 200 milyon dolar çekti.

Bu kez kısa ve orta vade keskin hatlarla ayrıldı

DÜN yaptığı işlemle oranları kısa vadede yükselterek, mevduattaki paranın uzun vadeye kaymasını amaçlayan Merkez Bankası’nın yeni düzenlemesinde en dikkat çekici nokta, kısa vade ile orta ve uzun vadenin keskin hatlarla birbirinden ayrılması oldu. Daha önce 3 ve 6 ay vadelerin her ikisine de yüzde 7 olarak uygulanan oran, 6 ayda sabit tutulurken, 3 ay vadede 2 puan artırıldı.
Bundan sonra böyle
ING Bank Başekonomisti Sengül Dağdeviren, Merkez Bankası’nın kısa vadeyi kalıcı ciddi anlamda caydırıcı kılmaya çalıştığını söylerken, “Önümüzdeki dönemde munzamlarda iyileştirme olsa da, herhalde 6 ay altı mevduatların ciddi pahalı tutulması gibi bir plan var. Aksi halde bu kadar agresif bir hareket olmazdı” dedi.
Gözler raporda
Fortis Ekonomisti Erkin Işık, zorunlu karşılıkta beklentilerin üzerinde yapılan artışın, faiz indirimi ile birlikte değerlendirildiğinde, ‘sıkılaştırıcı bir etki olacak’ beklentilerinin arttığına dikkat çekerken, bugün açıklanacak Enflasyon Raporu’ndan alınacak sinyallerin de önemini vurguladı.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı