Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İkea’ya giren neden çıkamıyor

Babamla İkea’ya gittiğim ilk günü hatırlıyorum. Zaten unutulacak bir gün değildi; kendisi bir daha hiç İkea’ya gitmedi. Labirentvari sergi alanında dolaşmaya başladıktan 10 dakika sonra ilk panik belirtileri baş göstermişti. Sonra söylenmeye başladı. O sırada tıpkı kendisi gibi söylenen, kendi yaşlarında başka bir ziyaretçiye rastladı ve birlikte söylenmeye başladılar. Gördükleri her kapıya, çıkış kapısıdır ümidiyle yöneliyor; “2 metrekarelik banyoda pratik çözümler” konseptiyle karşılaşıp geri dönüyorlardı. Bir ara akıntının tersine yürümeyi denedilerse de mümkün olmadı. Giderek kabaran öfkesini gören bir görevli, kestirme çıkışı gösterdi de, babam labirentten kurtuldu. Hatta o hızla bizi de mağazada bırakıp çekti gitti.
Benim durumum farklı; onca oyuncaklı şeyin arasında saatler geçirmeyi seviyorum. Onlar için ideal müşteri olmalıyım: Her seferinde en az iki saatimi harcıyorum, saçma sapan şeyler satın alıyorum, çıkışta markete de uğruyorum. Fakat bugüne kadar belirli bir ihtiyaçla gidip de ona dair bir çözüm bulduğum olmadı. Ya ölçü tutmuyor, ya renk, ya da fiyat. Hepsi uysa, ürün depoda kalmamış oluyor.
Ben de kütüphane almaya gitmişken, kokulu mumlardan alıp çıkıyorum. O kokulu mumların bardaklarından 12’lik takım yaptım, artık yemekte kullanıyorum. Gerçekten...
Bundan 4-5 sene evvel babamla yaşadığım deneyim, İngiliz Daily Mail gazetesinde yayınlanan bir haberi okuyunca aklıma geldi. Mağaza tasarımı konusunda uzman olan akademisyen Alan Penn, İkea’nın bilerek labirent benzeri mağazalar düzenlediğini, amacının müşteriyi mümkün olduğunca uzun süre içeride tutmak olduğunu söylemiş. İkea yetkilileri bunu inkar etmişler ama kim yutar. Ayrıca hepimiz bunu bilerek gitmiyor muyuz mağazalarına? Model oturma odasındaki kanepeye oturup, prize bile takılı olmayan televizyonun karşısına geçip örgü ören teyzenin de bir şikayeti var gibi görünmüyor.


VİTRİNDE GÖRDÜM
Tabletler dörtledi

Tablet bilgisayar dünyası yavaş yavaş renklenmeye başladı. ipad, Samsung ve Mobee’den sonra, daha çok mp3 çalarları ile tanıdığımız Creative de bir tablet çıkardı. Adı ZiiO 7. İnsansı robot ismi gibi değil mi? Android işletim sistemi kullanan ZiiO, aptX destekli bluetooth teknolojisine de sahipmiş ki, bu bilgi benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Ayrıca ön tarafta dahili kamerası, mikrofonu ve dahili hoparlörü de varmış.

ORADA NELER OLUYOR
Ünlü ayakkabıya Fin dopingi

Gençlerin kar yağarken bile ayağından çıkarmadığı ayakkabı markası Converse ile Finlandiya’nın ünlü tekstil markası Marimekko işbirliği yaptı. Converse’in ikonik All Star ayakkabılarında Marimekko’nun desenleri kullanıldı. 2011 ilkbahar koleksiyonunda bu yeni işbirliğinin sonuçlarını görebilirsiniz. Marimekko desenli Converse’lerin isimleri şöyle: Tarha, Pikkusuomu ve Kirppu. Ayakkabılar tüm dünyada bu ay satışa çıktı.

AVM’LERDE NELER OLUYOR
Antika meraklıları Ataköy’de

İstanbul Ataköy’de bulunan Airport Outlet Center, yarından itibaren her cumartesi, açık otopark alanında bit pazarı kuruyor. Kapalıçarşı, Bakırçılar Çarşısı, Ankara Ayrancı Bit Pazarı gibi yerlerde antika dükkanı olan esnaf ve koleksiyonerler katılacak.10:00-18.00 saatleri arasında
gidebilirsiniz.

Lego ve astroloji

Nişantaşı City’s’in haftasonu programında bugün saat 14.00’te çocuklar için Lego etkinliği var. Yarın aynı saatte Filiz Özkol ile Astroloji Yorumları adlı etkinliğe katılabilir, kendisinden astrolojik gündeminizi öğrenebilirsiniz.

80’lerde çocuk olmak

İstanbul’daki Deposite Outlet Merkezi, “80’lerde Çocuk Olmak” kitabının tanıtım ve imza gününe ev sahipliği yapıyor. Bülent Çolak ve 89 yazarın kaleme aldığı kitabın imza ve tanıtım günü 20 Şubat Pazar 14.30’da, AVM’nin etkinlik alanında gerçekleşecek.

 


 

X