GeriİK/Yeni Ekonomi Zor olan erkek egemen zihniyeti değiştirmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zor olan erkek egemen zihniyeti değiştirmek

Zor olan erkek egemen zihniyeti değiştirmek

Prof. Yeşim Darıcı bilim insanı, fizikçi. 31 yılı aşkın süredir Amerika’da yaşıyor. Florida Üniversitesi’nin ilk kadın fizik profesörü. Bilimsel başarılarının yanı sıra Yeşim Darıcı kadın hakları savunucusu ve aktivist olarak tanınıyor. Kısa süreliğine Türkiye’ye gelen Prof. Darıcı ile konuştuk.

Zor olan erkek egemen zihniyeti değiştirmekNasıl başladı sizin hikayeniz?
İstanbul 1955 doğumluyum. Banka müdürü olan babam ben ilkokuldayken sürekli tayin oldu. Mersin, Adana, Ordu, Giresun’a gittik. İlkokulu gezerek okudum. Fizikçi olmamı ilkokul eğitimim sağladı. Giresun ve Ordu’da çok iyi eğitim aldım. Ailem için iyi bir eğitim çok önemliydi. Bu yüzden de küçük yaşta ailemden ayrıldım. Ankara Koleji’nde yatılı okudum. Zor dönemdi. Hatta o dönemde trafik kazası geçirdik ailece. Ben de yaralandım. Annem çok zor günler geçirdi. Beni yine yatılı okula gönderdiler. Ailemin bakış açısında eğitim hep çok ön plandaydı.

Yatılı öğrenci hayatı size ne kattı?
Yatılı okumak sonradan düşündüğümde evet bana çok şey kattı. Ailem bana okumanın, ayaklarım üzerinde durmamın önemli olduğunu söylemişti. Çok güzel dostluklar kurdum, disiplinli olmayı, ayaklarım üzerinde durmayı yatılı hayatında öğrendim.

Fizikçi olmaya nasıl karar verdiniz?
Matematik ve fiziği severdim. Üniversiteye girerken fizikçi ne yapar bilmiyordum ama ODTÜ Fizik Bölümü’ne isteyerek girdim. 150 kişiydik. Kız öğrenci azdı. İlk yıl herkes sınıfta kalmıştı. ODTÜ’yü daha sonra dereceyle bitirdim. Hemen evlendim. O dönemde ODTÜ’de bir hocam vardı. O bana hep “Sen Amerika’ya git” derdi. Balayından döndükten hemen sonra kapımda bir mektup buldum, Amerika’da üniversiteden davet almıştım. Ve doktora için gittik. 1980’de Amerika’daydım. Dönmek için gittim ama dönemedim. Karşıma hep iyi fırsatlar çıktı. Şikago’da doktoramı bitirdim.

Akademik kariyere devam kararı aldınız… Karşınıza engeller çıktı mı?
Aynen. Florida’da Üniversite’ye geldiğimde fizik alanında kariyer yapan bir kadına tahammülü olmayan erkek profesörler vardı. Hepsi engel olmaya çalıştı kariyerime ama ben hep çalışkanlığımla aştım engelleri. Fizik alanında kadın yok denecek kadar azdı.

ZENCİ ÇOCUKLARA EĞİTİM VERDİ
Bilim dünyasında da ayrımcılık çok var…
Kesinlikle. Amerika’da kadın akademisyen oranı Türkiye’den düşük. Benim orada ilk dikkatimi çeken kadınların az olmasıydı. Ayrıca beyaz erkek egemenliği vardı fizik alanında. Kadın yoktu, zenci yoktu, diğer ırklardan yoktu. İşimi yaparken bir yandan da bunun mücadelesini vermeye çalıştım. Ayrıca liselerde de fizik öğretmenlerine eğitim verdim. Miami’de eğitim kalitesi özellikle zenci mahallelerinde çok düşüktü. Onlarla çalıştım gönüllü olarak. Hükümete proje yazdım, hükümetten destek aldım. Babaları, aileleri olmayan çocuklarla çalıştım. Uzun bir yolculuk oldu, onları hep takip ettim. Üniversiteye girdi çoğu.

Kadın hakları üzerine neler yaptınız?
İlk önce akademi dünyasında neler yapabilirim diye baktım. Fizik bölümünde olan biri olarak toplumsal cinsiyet ayrımcılığı üzerine çalıştım. Üniversitede kadın yok denecek kadar azdı. Doktora yapan kadınlar da devam etmiyordu.

TAVŞAN KIZDAN EJDERHA KADINA
Siz nasıl mücadele ettiniz?
Bana karşı çok ayrımcı davranışlar oldu. Bir profesör odasına çağırdı, “Bizim için önemli olan üniversiteye para getirmek” dedi. Bana “Sen yapabilecek misin?” diye sordu. “Siz getiriyor musunuz?” dedim, “evet” dedi, “o zaman ben de getiririm” dedim. Çok çalıştım. O dönemde Playboy Dergileri’nde tavşan kızlar vardı. Arkamdan öyle laf ediyorlarmış “physicist bunny” diye onu duydum. Yaşlı adam profesörler benim arkamdan bunu söylüyor, ben de profesörüm. Bir de jeoloji bölümünde bir kadın profesör vardı, ona da bir ad takmışlar. O kadın bunu öğrendiğinde ağladı. Ben sinirlendim, üzülmedim. Bildiğim yoldan gittim. Bir yıl sonra arkamdan “Dragon lady” demeye başladılar. Taşlar zamanla yerine oturdu. Şunu gördüm, kadınlar erkeklerle aynı eğitimi alıyorlar ancak sonradan yıldırılıyorlar. Fizikçi olmaktan çok daha zoru erkek egemen zihniyetle mücadele etmekti. Çalışma hayatında bu engeller yüzünden kadınlar yükselemiyorlar. Beni de engellemeye çalıştılar. Başaramadılar.

Yıldırmaya çalışmışlar çok sizi… Ve de Amerika’da.
Kadınlara karşı bilinçli bilinçsiz çok önyargı ve ayrımcılık her yerde var. Amerika’da da profesör denildiğinde akla ilk gelen beyaz yaşlı bir adam. Aralarına kadın istemiyorlar. Ben bana kötülük yapanlara karşı hiçbir şey yapmadım. Çünkü kötü yalnızca bana kötülük yapmaz. Birçok kişiye kötülük yapar. O yüzden işime baktım, hep çok çalıştım.

Kadın hakları mücadelesi vermek için üniversitede neler yaptınız?
Üniversitede böyle bir problem olduğunu ortaya koydum. Uzun süre tek kadın profesördüm. Sorun ortadaydı. Çok uzun süre benden başka kadın yoktu, ilk kadın fizik profesörü de bendim. Hükümete, ilgili kurumlara yazılar yazdım. Ayrımcılığa dikkat çektim. Fon ayırdılar. Fizik alanında kadınların azlığından yola çıktım ama yalnızca bu konuyla sınırlı kalmadım. Toplumsal cinsiyet eğitimleri verdik. Kız öğrencilere yönelik çalıştık. Florida’da Kadına Şiddete Karşı ofis kurdum. Şiddet gören kadınlara danışmanlık veriyoruz. Öğrencilere çok eğitim verdik. Bir erkek öğrenci bir kız öğrenciye ayrımcılık yapıyorsa onu kınamaları gerektiğini, şiddet uygulayan birini şikayet etmeleri gerektiğini anlattım. Florida Üniversitesi’nde Kadın Ofisi kurduk. Ayrıca eşcinsel örgütleriyle de çalışıyorum. Nerede ayrımcılık varsa ben oradayım. İnanın Florida’da da çocuk yaşta evlilikler var. Yasal düzenlemeler kadın aktivistler sayesinde yapıldı, 18 yaş öncesi evlilik yasak.

Türkiye’ye geldiğinizde konuşmalar yapıyorsunuz. Size en çok ne soruluyor?
“Türk olarak nelerle karşılaştınız?” Bu soru çok geliyor. “Önce iyi ve çalışkan bir insan olun” diyorum. “Hintli, Çinli çok var” diye anlatıyorum. Buradan da söylemek gerekirse, gençler ve kadınlar tutkulu olsunlar, azimle, yılmadan çalışsınlar. Başarı öyle geliyor.

Kadınlara ne söylemek istersiniz...
Kendi yollarından gitsinler. Kafalarına koydukları işi inançla ve çok çalışarak yapmaya devam etsinler. İşini tutkuyla yapmak çok önemli. Ve de anneler erkek çocuklarını düzgün yetiştirsinler. Ben de bir erkek çocuk annesiyim. Oğluma bebek de aldım. Anneler oğullarına kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini, kadınların da her işi yapabileceğini göstermeli, anlatmalı. Ben Amerika’da yaptığım çalışmalarla Türkiye arasında bağlantı kurmayı da planlıyorum.

EVRENDE SADECE YÜZDE 5’İ BİLİYORUZ
Bu evrende ancak yüzde 5’i biliyoruz. “Ben biliyorum” demekten ve kibirden uzak durun. Yüzde 95 evrende karanlık. Hayatta en önemli şey tutkulu olmak, doğru peşinde koşmak. Zeki olmaya gerek yok ama çalışkan ve azimliyseniz bu karşılık buluyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle