GeriİK/Yeni Ekonomi Geçmişten geleceğe bir uçuş veya yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Geçmişten geleceğe bir uçuş veya yolculuk

Geçmişten geleceğe bir uçuş veya yolculuk

Geçen haftaki yolculuğumuz “aydınlatma ihtiyacımızı” karşılamak içindi. Şimdiki önemli durağımız ise, gereksinimlerimizi karşılamak ve sevdiklerimize kavuşmak için “ulaşım ihtiyacımız”...

Geçmişten geleceğe bir uçuş veya yolculuk
Yıl 1485 Leonardo da Vinci kuşlardan ilham alarak ilk uçan aracı tasarlıyor. Problemleri çözmek için doğadan esinlenmek eskiden beri çok kullanılan bir yöntem. “Biyomimikri” adı verilen bu teknik ile ilgili de paylaşımlarda bulunuyor olacağım.

Hazerfen Çelebi, Leonardo’nun tasarladığı bu aracı duyuyor ve onun fikirleri üzerine yeni fikirler geliştirerek kendine kuş kanadına benzer bir araç tasarlayıp inşaa ediyor. 1632’de Hazerfen Çelebi’nin tasarladığı bu kuş kanadına benzer aracı ile Galata Kulesi’nden 3558m uçtuğu ve Üsküdar’a indiği söyleniyor... Ve kendisi bu başarısına rağmen “eski köye yeni adet getiren” olarak isimlendiriliyor ve kabul görmüyor. Ya fikrine şans verilse ve kucak açılsaydı neler farklı olurdu? Belki de Wright kardeşler yerine bir Türk ilk uçağı bulup göklerde uçurmuştu. Belki de Boeing ve Airbus firmalarından biri Türk markası olarak dünya lideri olurdu.... Belki de Türkiye Dünya’nın uçak ve yan sanayisinin kalbi olurdu...

Hazerfen Çelebi’nin karşı karşıya kaldığı bu tavır aslında çok da şaşırtıcı değil. Günlük hayatımızda ve çalıştığımız şirketlerde de sıklıkla bunları duymuyor muyuz? Nasıl değişebileceğimiz, birlikte başarabileceğimizi değil de nasıl yapamayacağımızı konuşuyoruz: Daha önce denedik olmadı; bu fikiri daha önce deneyen hiç olmadı, bu çok riskli; eski köye yeni adet mi getireceksin ve türevleri...
Onun yerine aslında “neden olmasın” diyebilsek... Farklılıklara fırsat verip kucaklayabilsek, kendi oluşturduğumuz varsayım ve kalıplarımızı yıkabilsek eminim ki çok daha büyük etkili inovasyonları tüketiciler ile buluştururduk ve Türkiye’nin adını da altın harflerle global indekslerde üst sıralara yazdırabilirdik.

Yıl 1980’lere geldiğinde Profesör Emmett ekranlarda bizi uçan arabasıyla buluşturdu ve zamanda seyahat ettirdi. Henry Ford 1940 yılında gelecekteki bu ihtiyacı görmüş “Söylediğimi not edin; motorlu araç ile uçak karışımı ulaşım araçları geliyor. Gülebilirsiniz; ama hayatımıza girecekler” demiş. İlk uçan arabaları gördüğümüzde tepkimiz ne oldu? Şaşırdık, olur mu dedik... Bunlar sadece çizgi film ve filmlerde olur; sadece hayal dünyasında... Aslında anladık ki hayal etmediğimiz hiç bir şeye ulaşamayız. Hayal edelim ki dile gelsin, hayal edelim ki can ve ses verelim ve gerçek olsun.

Slovakya’da kurulan bir startup şirketi olan Aeromobil 25 yıldan uzun süredir uçan arabalar üzerine çalışıyor. Bu araçlar, mevcut kara ve hava yollarını, otoparkları, benzin istasyonlarını kullanarak daha hızlı ulaşım sağlıyor. Ekim 2014’de yaptıkları denemeye göre de iki kişi ile 200 km/saate kadar hız yapabiliyorlar ve bir depo benzin ile 692 km yol gidebiliyorlar. Hamit Hamutçu’nun geçen haftaki Oyunbozan köşesinde bahsettiği Jetgiller çizgi filminden esinlenerek hayaller kurduklarını ve bu şirketleri ile de hayallerine hayat verdiklerini anlatıyorlar. Aslında hayaller kurduracak ilham her yerde ama önemli olan onları görebilmek. Siz nelerden veya kimlerden ilham alarak hayal kuruyorsunuz?

Düşünsenize büyük şehirlerde özellikle İstanbul trafiğinde hem karada hem de havada giden Aeromobil gibi araçlarımız olsaydı hayatımız ne kadar kolaylaşırdı... ahh bir de denizde de gitse... İşte o zaman keyfimize diyecek yok... Trafikten arta kalan bol enerji ve zaman ile ne kadar çok ihtiyacı giderecek yeni fikirler türetip hayata geçirirdik.... Siz bu enerji ve zamanınız ile neler yapmak isterdiniz; ne gibi inovasyonları hayata geçirmek isterdiniz?

İhtiyacı görerek başladığımız yolculuklarımızda doğadan, başka bir bilim adamı veya firmadan da esinlenebiliriz; fikir geliştirebiliriz. Birbirimizin fikirlerinin üzerine koyarak zenginleştirebiliriz. Önemli olan ortaya çıkan fikirleri yeşertecek ortamlar sağlayarak ilhamların hayallere, hayalleri de gerçeklere dönüştürülmesini sağlamak gerek. Sanırım bu kendimize, ailemize ve ülkemize verebileceğimiz en değerli hediyelerden biri.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle