GeriİK/Yeni Ekonomi ‘Deri’n sessizlik
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Deri’n sessizlik

‘Deri’n sessizlik

Zeytinburnu’nda, ‘ata mesleği’ deri sektörünün kalbindeyiz. Bir zamanlar boş dükkanın bulunamadığı sokaklarda bugün durum tam tersi bir vaziyette. Hangi esnafla konuşsak bize dert yanıyor. Bir zamanlar 100 kişi beraber çalıştıkları işyerlerinde artık 10-15 kişilik kadrolar halinde çalışıyorlar. Dükkanını kapatmayıp direnmeye çalışanlar ile deri sektörünün içinde bulunduğu durumu konuştuk.

‘Deri’n sessizlik
ÇOK değil yaklaşık 1 yıl önce, 2015’in Nisan ayında, İstanbul Sanayi Odası (İSO) deri sektörünü değerlendiren bir rapor açıkladı. ‘Deri ve Deri Ürünleri İmalatı Sektör Raporu’na göre sektördeki hava gayet olumluydu. 2005-2013 dönemi deri sanayi ihracatı 2 kat artışla 1.90 milyar dolara yükselmiş, sektörün Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı yüzde 1.25 olmuştu. Sektörde ücretli çalışan sayısı 70 bini aşmıştı. Geleceğe yönelik hedefler de yüksek tutulmuştu. İhracatın 2023 itibariyle 10 milyar dolara yükselmesi bekleniyordu. Ancak, o dönemde henüz Rusya’da ekonomik kriz başlamamış, Türkiye ile Rusya’nın arasını bozan uçak krizi yaşanmamıştı.

Deri sektörünün bugünkü vaziyeti ise raporun kapsadığı dönemden çok farklı. Sektörün kalbinde, yani İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinin sokaklarında yürürken bu değişiklik hemen fark ediliyor. Bir zamanlar boş bir dükkânın bile bulunamadığı bölgede artık dericiler ya kepenk kapatıyor ya da küçülmeye gidiyorlar. Foto muhabiri arkadaşım Selçuk Şamiloğlu ile bu sokakları fotoğraflarken bizi gören sektör çalışanları, gazeteci olduğumuzu öğrendiklerinde hemen bize dert yanmaya başlıyorlar. Onlardan biri olan A.G., önce Rusya’daki ekonomik krizin kendilerini çok etkilediğini ve ihracatın düşmeye başladığını belirtiyor. Ardından yaşanan uçak krizi ise işleri neredeyse tamamen durma noktasına getirmiş. Tabii, bu durum istihdamı da çok olumsuz etkilemiş. A.G., deri sektöründeki firmaların çoğunda 100’ün üzerinde kişi çalışırken şu anda bu rakamın onlara yirmilere düştüğünü belirtiyor. İşten çıkarılanların bir kısmı güvenlikçi, otoparkçı, kargo elemanı, şoförlük gibi mesleklere yönelmişler. Henüz iş bulamayanların sayısı da çok fazla. Zeytinburnu’nda buna benzer pek çok hikâye ile karşılaşıyoruz. Hepsinin durumu aynı ancak rakamlar farklı. Kimi 125 kişiydik 8 kişi kaldık diyor, kimi 200 kişiydik 20 kişi kaldık diyor.

FARKLI ETKENLER DE VAR
Aynı bölgede İSO Deri Komitesi Başkanı Hüseyin Demirci ile buluşuyoruz. Demirci, ‘ata mesleği’ dediği dericiliğin olumsuz durumunda siyasi olayların çok etkili olduğunu ancak krizin tamamen siyasi sorunlara bağlanamayacağını düşünüyor. Krizin ortaya çıkmasındaki etkenlerden biri eğitim eksikliği. Deri meslek yüksek okullarına gidenlerin çoğu, bu mesleğe devam etmek yerine üniversitede başka bir bölüme gitmeyi hedefliyor. Yani sektörde kalifiye eleman yetişmiyor. Çalışanlarda belli bir eğitim düzeyi olmadığında ürünlerin hatalı üretilme ihtimali de yükseliyor. Bu, Türkiye’nin itibarını zedeleyerek bir dünya markası olmasını engelliyor.

Türk firmalarının kendi müşterilerine rakip olması da krizi tetiklemiş. Türklerin, Rusya’da müşterilerinin bulunduğu bölgelerde mağazalar açması Rus firmaları zor duruma sokmuş. Türk firmalar kendi müşterilerini kaybetmişler. Kıdem tazminatı bir diğer etken.Kriz nedeniyle işçi sayısını azaltma yoluna giden firmalar, kendilerine karşı açılan pek çok dava ile karşı kaşıya kalmış. Bu davalarda kaybettiklerinde ise yüklü miktarlarda ödeme yapmak zorunda kalmışlar. Sektördeki pek çok firmanın davaları devam ediyormuş.

YÜZDE 80’i İŞİNİ KAYBETTİ
İSTANBUL Ticaret Odası Deri, Kürk ve Saraciye Meslek Komitesi Başkanı Nurettin Aydın, sektörün başta direndiğini ancak umutların tükenmesiyle her gün işçi çıkarmaya başladıklarını söylüyor. Kriz nedeniyle yaklaşık 1 milyarlık ihracat kaybı olmuş ve çalışanların yüzde 80’i işini kaybetmiş. Aydın, istihdam yükünün hafifletilmesi için işçi ve işveren SSK yüklerinin 6 ay-1 yıl gibi bir süre ile sıfırlanmasını ve bunun işten çıkarma halinde zaten kullanılacak olan fon kaynağından karşılanmasının uygun olacağını düşünüyor. Böylece, kamu ek maliyete katlanmayacak, işçiler işini kaybetmeyecek. İşveren ise üretim kapasitesini ileride canlanacak talebe karşı hazır tutacak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle