GeriİK/Yeni Ekonomi Çalışanı mutsuz olan şirketin itibarlı olma şansı yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çalışanı mutsuz olan şirketin itibarlı olma şansı yok

Çalışanı mutsuz olan şirketin itibarlı olma şansı yok
refid:28199753-spot ilişkili resim dosyası

İtibar, şirketler için 10 yıl öncesine oranla daha önemli bir konuma geldi. Bu konuda araştırma yaptıran şirketlerin sayısı arttı. İş Dünyası Temsilcilerinin Gözünden Türkiye’de İtibar Yönetimi Araştırması’na göre, katılımcıların büyük bir kısmı, itibar konusunun şirketin yönetim kurulunda öncelikli konuların başında geldiğini ve itibar yönetiminin şirketin finansal değerlerine önemli ölçüde etki ettiğini belirtiyor.

Çalışanı mutsuz olan şirketin itibarlı olma şansı yok
6 Mart’ta Barbaros Point Oteli İstanbul’da düzenlenecek olan RepMan (Reputation Management) Forum 2015’te şirketlerin marka değeri ve itibar riskleri tartışılacak. RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü yapılan foruma merkezin danışma kurulu üyelerinden Nuran Aksu, Prof. Markus Renner, Prof. Pekka Aula ve Jouni Heinonen ve Allianz Kurumsal İletişim Başkanı Fatmanur Erdoğan konuşmacı olarak katılacak. Forum başkanlığını RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi kurucusu Salim Kadıbeşegil yapacak. Foruma katılım ücretsiz. Ancak kayıt yaptırmak için bir sivil toplum kuruluşuna katkı yapmak gerekiyor. Forum öncesi Salim Kadıbeşegil ve GfK Türkiye Genel Müdürü Fulya Durmuş ile şirketlerde itibar konusunu konuştuk.

7 kriterleri var
10 yıl önce itibar araştırması yaptıran şirketlerin sayısının 5-6 olduğunu, bugün 100’den fazla şirketin itibar araştırması yaptırdığını belirten Kadıbeşegil, “Şirketler itibarın önemini, para kazanmaktan ve buna benzer finansal sonuçlardan çok daha önemli olduğunu gördüler. İtibarı önemsemezlerse gelecekte yok olacaklarını anladılar” diyor. İtibarı ‘bugüne kadar oluşturulan kuruma olan güven’ diye yorumlayan Durmuş ise, şirketlere yaptıkları itibar araştırmasında tanınma, yönetim kalitesi, ürün-hizmet kalitesi, çalışan markası, finansal sağlamlık, kurumsal (sosyal) sorumluluk ve duygusal bağlılığı kapsayan 7 kriter üzerinden geliştirdikleri modelle ölçtüklerini ve itibar endeksi oluşturduklarını söylüyor.

Sonuncusu Eylül - Kasım 2014 arasında 320 orta ve üst düzey iş dünyası temsilcisi ile yapılan İş Dünyası Temsilcilerinin Gözünden Türkiye’de İtibar Yönetimi Araştırması’na üretim, inşaat, perakende, hizmet, finans, gıda alanlarındaki şirketler katıldı.

Araştırmada “Şirketinizin CEO ve yönetim kurulu seviyesinde itibar yönetimi öncelikli konuların başında gelmektedir“ ifadesine tamamen katılıyorum diyenlerin oranı yüzde 45 iken,
“Önümüzdeki 2-3 sene içerisinde şirketinizin CEO ve yönetim kurulu seviyesinde itibar yönetimi konusunun bugün ile karşılaştırdığınızda ne derece önem kazanacağını düşünüyorsunuz?” sorusuna daha öncelikli olacak diyenlerin oranı yüzde 51 oldu.

“İtibar yönetimi, şirketlerin finansal değerlerine önemli ölçüde etki eder” ifadesine katılım seviyesi ise tamamen katılıyorum yüzde 47, katılıyorum yüzde 42 şeklinde oldu.

İlk 5 dakika önemli
İtibar çok zor kazanılan ama kolay kaybedilen bir şey. Yıllarca zar zor inşa edilen itibar, küçük bir krizde yok olabiliyor. Sosyal medyanın da bunda etkisi var. “Eskiden krizlerde ilk 24 saatin çok önemli olduğunu söylerdim” diyen Kadıbeşegil, şimdi bu sürenin 5 dakikaya düştüğünü belirtiyor: “İtibarın 3 kavramla ilişkisi vardır, biri kendisi olmakla birlikte, saygı ve güven. Sosyal medyada yaşanan krizlerde ilk 5-10 dakikada bir şey yaptın, yaptın. Yapamadın, itibar gider. Bu nedenle daha ortada kriz yokken buna hazırlanılmalı. Kriz yönetiminin değişmeyen kuralı, açık olacaksın şeffaf olacaksın ve sorumluluğu üstüne alacaksın, konu ne olursa olsun. İlk yapılması gereken şey, süreci olabildiğince şeffaf bir şekilde aktarmaktır. Hesap verilebilir olunmalı. İşin kritik kısmı da budur, genelde bu kısımda sınıfta kalınır. İlk aşamada sorumluluk üstlenmezler, şeffaf olmamışlardır böyle olunca da kimse hesap vermek istemez. Ayrıca zamanında müşterilerini, hedef kitleni doğru bilgilendirmek, güven kurmak da önemli. Bunu yap ki sosyal medyada hakkında asılsız bir iddia olduğunda senin cevap vermene gerek kalmadan sana sahip çıkan bir kitlen oluşsun.”
Türk şirketlerinin sosyal medya konusunda kafasının karışık olduğunu düşünen Kadıbeşegil, hâlâ Facebook’a girmenin, tweet atmanın yasak olduğu şirketlerden bahsediyor: “Bu kültür, şirketin başındaki insanla alakalı. Facebook’a, Twitter’a, LinkedIn’e girmeyen yöneticiler var. Buralarda olmazlarsa, bu konular konuşulduğunda neden bahsedildiğini nasıl anlayacaklar? Kaç yöneticinin şahsi blogu var? Kendine ait bir blogu olsa, şirket çalışanlarıyla resmi iletişimin dışında iletişim kurabileceği bir alan olur. Ne kadar açık, şeffaf olursa o
kadar itibarlı olur.”

İtibar içeride başlar
Şirketlerle ilgili sosyal medyada konuşulan şeylerin takip analizlerine bakıldığında eskiden çok detaylı araştırma yapılmadığını belirten Durmuş, daha verimli bir takip için içeriğin iyi analiz edilmesi gerekiyor. Bununla ilgili ölçümleme modelleri geliştirilmeye başlanmış. Burada araştırmacıların rolü önemli oluyor. Teknik ölçmenin yanı sıra içerik ve gündem nedir konularına yönelim başlıyor. Bununla birlikte de sosyal medya takibi daha gelişecek.

İtibarlı bir kurum olmak için marka veya ürünün iyi olmasının yetmediğini belirten Kadıbeşegil, “İçinde bulunduğun ortamın değerlerine saygılı değilsen, istediğin kadar sosyal sorumluluk faaliyetinde bulun, çalışanlarına yüksek ücret öde yine de itibar kazanamazsın. Çalışanı mutlu olmayan şirketin itibarlı olma şansı yok. İtibar değerler üzerine inşa edilir diyoruz ama o değerler de çalışanlar için. Dolayısıyla itibar içeride başlar” diyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle