GeriİK/Yeni Ekonomi Amerika’da pazarlamacı oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Amerika’da pazarlamacı oldu

Amerika’da pazarlamacı oldu

1999 depremi hayatını değiştirdi, Amerika’ya dil öğrenmek için gitti, garsonluk yaptı, azmetti girişimci oldu. Pazarlama şirketi sahibi Begüm Öder yakında İstanbul’da kadınlara ürettirdiği organik bebekleri Amerika’da satacak.

Amerika’da pazarlamacı olduNasıl başlıyor sizin öykünüz?
Malatya’da 1986’da doğmuşum. Çocukluğum da orada geçti. Babam bankacı, muhasebe sorumlusuydu. Annem ilkokul mezunu bir evhanımı. İlkokulu Malatya’da okurken ortaokulu babam İmam Hatip Lisesi’nde okumamı istiyor. O sırada İzmir’de yaşayan halam İstanbul’a gidince babam tayinini istiyor. Annem de babama “Anadolu Lisesi” eğitimi konusunda baskı kuruyor. Biz apar topar İstanbul’a taşınıyoruz. Ben Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlanırken 1999 depremi oluyor. O dönemde babam elinde ne varsa, ailenin tüm birikimleriyle bir ev almış, o ev depremde büyük hasar görüyor. Babam Malatya’ya yeni düzen kurmaya gidiyor ve bize de “Sizi çağırınca gelin” diyor.

ERSİN ÖZİNCE HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Sizin okul ne oluyor?
Ben Anadolu Lisesi’nde okumak istiyorum ama yaşayacağımız evimiz bile yok. Annemle İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’ye mektup yazıyoruz. Adresi filan bilmiyoruz, Genel Müdürlük diye gönderiyoruz. Babam İş Bankası çalışanı. Ben o mektupta İstanbul’da iyi bir eğitim almak istediğimi anlatıyorum. Tam bir hafta sonra babama ulaşıyor Ersin Özince’nin asistanı ve bana eğitim bursu verdiklerini söylüyor. Böyle olunca babam da bizi Malatya’ya geri çağıramadı.

Anadolu Lisesi’ni de kazandınız…
Evet. İstanbul’da kaldık. Üniversite’de Marmara Almanca İşletme Bölümüne girdim ve 3. sınıfta Erasmus programıyla 1 dönem Almanya’da okuma fırsatı buldum. 2009-2010 yıllarında daha Türkiye’de literature girmekte zorlanan bir kavram olan “Gerilla Marketing” ve bunun dijitale uygulanışı ile ilgili bir tez konusu seçtim. Tez hocam bunu kabul etmedi. “Bununla ilgili kitap bile yok çok yeni bir şey teorisi yok, almak istiyorsan al ama geçemezsin” dedi. Evet bu konuyla ilgili kitaplar çok azdı, ama kavramı bulan kisi bir Alman idi, Almanya’dan o kişinin kitaplarını getirttim, kafamdaki şey bunu uygulayarak canlı yaşatmaktı. 100neden.com ismiyle bir site kurduk, “Begüm tezinden neden 100 alsın?” diye soru sorduk insanlara buraya cevaplarını girmelerini istedik. Sunumdan bir hafta önce bütün işletme hocalarının evrak dolaplarına isimsiz gazeteden kesilen harflerle yazılmış “tehdit” mektupları attık. Kağıtta sadece “Nedenini Söyle” yazıyordu. Olay beklediğimizden daha fazla etki yarattı, hocalar gerçekten bir öğrencinin onları tehdit ettiğine inanıyordu, hatta kuşkulandıkları bir çocuğu sorguya çektiler. Ben 2 sunum hazırladım. Birisi hocaların tam da istediği buram buram sıkıcı teori cümleleri. Sonra sınıfa yüzünde kar maskesi elinde afiş olan arkadaşım girdi pat diye. Herkesin ödü patladı, sonra slogan atarak afişi yapıştırdı. “Nedenini söylemeyen bu odadan çıkamayacak!” Hocalar tam ayağa kalktı kendilerini korumak için sonra altta markamız olan siteyi gördü. 100neden.com. Ve ben kendi stilimizdeki sunumu yapmaya başladım. Dedim ki bu kadar az maliyetle, adımı ömür boyu hafızanıza kazıdım. Bu gerilla pazarlamadır. O bölümde o güne kadar pazarlama tezinden ilk 100 alan öğrenci oldum.

SON PARAMLA NEW YORK’A GİTTİM
Etkileyici olmuş çok. İşe nasıl başladınız?
Ben bu arada Bilgi Üniversitesi’nde dijital pazarlama masterı yaptım, onun da diplomasını alıp İngilizce öğrenmeye UCLA’ya gittim. Tam Türkiye’ye dönecekken bir arkadaşım beni ikna etti, cebimde 700 Dolar ile New York’a gittim. Saati 8 Dolar’a Christmas Dükkanı’nda çalıştım. Sonra garsonluğa başladım, O arada haftada bir kaç gün dil okuluna gittim. Eşim, benim orada tanıştığım ilk kişilerden, dedi ki “neden kendine şirket kurmuyorsun, tamam çalışma iznin yok ama şirket kurabilirsin, danışmanlık yap, pazarlama senin işin. En azından hayalin için bir şey yap” dedi.

Pazarlama şirketi mi kurdunuz?
Garsonluğu 2 güne indirdim, şirketi kurdum. Şu andaki ekibimdeki Yürek’le tanıştım. O videographer, onunla işlere koşturmaya başladık. İş almak hiç kolay olmadı. Şirket 3. yılına giriyor, Spotify, Protiviti, Puma, SMCP gibi bir çok sirkete iş yaptık. Daha önce bize iş paslayan iş ortağımız Didem Ayturk, bana şirketleri birleştirmeyi önerdi. İki mücadeleci kadın, bir araya geldik ve “thisis212” adında 360 derece pazarlama hizmeti veren bir ajans ve wecreatelab.com isminde de bir video ajansı kurduk.

Geçen sene Chobani’nin girişimcilik programına mentor olarak davet ettiler, 6 ay boyunca deneyimlerimi önerilerimi aktardım. Şuan da organik bebek oyuncakları markamız yaratılıyor. İstanbul’da halk eğitim merkezinde ev hanımlarından bir atölye kuruldu ve hayallerini bizim gibi o oyuncak bebeklere tutturup örüyorlar.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle