İhracatta yol haritasına ihtiyaç var

ANKA
22.04.2009 - 15:25 | Son Güncelleme:

Türkiye ihracatta 2023 yol haritasını ünlü danışman Robert Kaplan ile çizecek.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için yeni bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu ve şu ana kadar hiçbir kurumun bu konuda bir hazırlık ve çalışma içinde olmadığını ifade ederek, yeni yol haritası için tüm dünyada ülkelere ve kurumlara danışmanlık hizmeti veren ve dünyaca ünlü danışmanlar Robert Kaplan ile Michael Porter’ın da içinde bulunduğu Palladium isimli şirketle bir anlaşma yaptıklarını bildirdi. Büyükekşi Palladium şirketine ödenecek rakamı ise açıklamadı.

İstanbul’da ekonomi basını yöneticileriyle bir sohbet toplantısı düzenleyen TİM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracat rakamlarını değerlendirerek, “İhracatta rekordan rekora koştuğumuz her ay yeni rekorlar açıkladığımız dönemler geride kaldı. İhracatta 2010 yılının ilk veya ikinci çeyreğinden önce artış beklememek lazım. 2009’da ise bütçede belirlenen 104 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmayı öncelikle amaçlıyoruz ve bunun için var gücümüzle çalışıyoruz. Şimdi ihracatta yeni pazarlar bulma dönemidir. AB’ye ihracatta düşüş sürüyor. O yüzden şimdi Afrika’ya yönelim zamanıdır. İlk üç ayda Afrika’ya ihracat 2.4 milyar dolar AB’ye ise 9.9 milyar dolar oldu. Afrika’ya ihracat, kişi başına gelirin 30 bin doların üzerinde olduğu AB’nin nerdeyse dörtte birine yaklaştı” diye konuştu.

Büyükekşi, ihracat için sektörel ve bölgesel teşviklerin gerekli hale geldiğini ve ihracata yönelik olarak pozitif ayrımcılık yapılmasından yana olduklarını savunarak, “Küresel krizle birlikte sanal ortamda para hareketleri ve kazançları sona eriyor. Artık gerçek olan üretim ve ihracattır. Türkiye'de bundan sonra sıcak paranın, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının azalacağını, en büyük döviz kalemlerinin ihracat ile turizm olacağını söylüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

“O GÜNLER GÜZEL GÜNLERDİ”

Büyükekşi, "O günler çok güzel ve hoş günlerdi” diye nostaljik bir yaklaşımı dile getirerek, “2001 ile 2008 arasındaki dönemde ihracatta gerçekten büyük rekorlara imza attık. Bu sürede ihracat 31.2 milyar dolardan 132 milyar dolara ulaştı. Artış oranı ise yüzde 321 gibi çok yüksek bir rakam oldu. Güzel günlerdi. Maalesef benim başkanlığım sıkıntılı bir döneme, küresel krizin yarattığı olumsuz ortama ve ihracatta düşüşlerin yaşandığı bir döneme denk geldi” diye konuştu.

Büyükekşi, ihracatta artık rekorlar beklemekten ziyade yeni bir bilinç oluşturma zamanının geldiğini ve bu amaçla bir dizi bilimsel algı ve beklenti yönetimi çalışmaları başlattıklarını, düzenleyecekleri çalıştaylarla sadece büyük illerde değil ihracatın 1 milyar doların altında olduğu illerde de yaygın bir bilinçlendirme kampanyası yürüteceklerini söyledi.

“ABD’Lİ KAPLAN ANADOLU KAPLANLARINA DANIŞMANLIK YAPACAK”

Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için yeni bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu ve şu ana kadar hiçbir kurumun bu konuda bir hazırlık ve çalışma içinde olmadığını ifade eden Büyükekşi, yeni yol haritası için tüm dünyada ülkelere ve kurumlara danışmanlık hizmeti veren ve dünyaca ünlü danışmanlar Robert Kaplan ile Michael Porter’ın da içinde bulunduğu Palladium isimli şirketle bir anlaşma yaptıklarını açıkladı. Bu konuda Büyükekşi şu bilgileri verdi:

“Palladium ülkeler ve kurumlar için gelecek stratejileri oluşturuyor. Brezilya için 2007-2013 yıllarını kapsayan bir ihracat modeli üzerinde çalıştı. ABD Hazinesine danışmanlık yaptı. Son alarak da Dubai için çalışmalar yapıyor. Biz de Cumhuriyetimizin 100. yılına denk gelen 2023’te 500 milyar dolarlık ihracat hedefi için Palladium’un danışmanlığı altında yeni bir yol haritası çıkaracağız. Yeni stratejik modeller oluşturacağız. Her sektör için 5-10 ve 15 yıllık hedefler koyacağız.Bu konuda 7-8 ay sürecek teknik çalışmaları da başlattık.”

Palladium şirketine ödenecek rakam konusunda açıklama yapmayan ve büyük bir pazarlık sonucunda bir rakam üzerinde anlaştıklarını söyleyen Büyükekşi, bir gazetecinin "yani şimdi ihracatta ABD’li Robert Kaplan Anadolu kaplanlarına mı danışmanlık yapacak" şeklindeki yorumuna “bekleyelim görelim” yanıtını verdi.

“HER SEKTÖR İÇİN AYRI BİR ŞABLON ÇIKARACAĞIZ”

Büyükekşi bu çalışmalar sonunda her bir sektör için ayrı bir şablon çıkaracaklarını ve her sektörün de bu ana yol haritasına göre kendi kararını oluşturacağını kaydederek, “Bu çalışmalar sonunda 23 sektör için 23 kitap hazırlayacağız. Ancak bu kitaplar sadece kütüphanede dursun diye hazırlanmıyor. Bu çalışmaların her ay performansını da değerlendirip ihracattaki gelişme ve eğilimleri değerlendireceğiz, hedeflere ne oranda ulaşılıp ulaşılmadığına bakacağız” şeklinde konuştu.

Büyükekşi, ayrıca bilinçlendirme çalışmaları kapsamında 150 milyon ile 1 milyar dolar arasında ihracat yapan ve en az 50 ihracatçı firmanın olduğu illerde Ortak Akıl toplantıları düzenleyeceklerini, ilk toplantının Mardin’de olacağını, diğer illerin de Malatya, Şırnak, Zonguldak, Afyon, Kahraman Maraş, Ordu, Şırnak, Muğla, Karaman olduğunu kaydetti.

“EMEK YOĞUN İHRACAT YAPANLARIN SERMAYESİ ERİDİ”

İhracatın 2001-2008 arasındaki performansını değerlendiren TİM Başkanı Büyükekşi, 2001 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan sektör sayısının 2008'de 19'a yükseldiğini, 2001'de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısının 5'ten 2008'de 28'e ulaştığını belirtti. Büyükekşi,2001’de sadece 4 ilin 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini 2008’de bu rakamın 11’e çıktığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Biz eğer geçmişte bu performansı göstermişsek de gelecekte de gösterebiliriz.Bunu yapabileceğimize hem kendimiz inanıyoruz hem de 46 bin ihracatçı üyemiz var onlara da moral, motivasyon verebilmek için gerekli çalışmaları yapıyoruz.”

Son yıllarda ihracatta rekorlar kırılmasına karşın, özellikle tekstil, konfeksiyon gibi emek yoğun sektörlerde karsız ihracat yapıldığını belirten Büyükekşi, “Rekorlar oldu ama kar yaratamadık. Rekabet için karsız ihracat yaptık. Özkaynakları erittik, Arge için kaynak bulamadık. Gerekli yatırımları yapamadık” dedi.

"OTOMOTİVDE İÇ TALEP TEŞVİK EDİLMELİ, HURDA İNİDİRİMİ GETİRİLMELİ"

Büyükekşi, konuşmasında otomotiv sektörünün de durumunu değerlendirerek, “ÖTV indirimi kuşkusuz olumlu bir etki yaptı. Ancak İlk üç ayda satılan otomobillerin yüzde 74’ü ithal yüzde 26’sı da yerli otomobil satışlarından oluşuyor. Otomotivde ilk üç ayda yüzde 50’in üzerinde düşüş var. Üretimin yüzde 80’i de ihracata yönelikti. İhracatta önemli bir yere sahip otomotiv sektörünün ayakta kalabilmesi için şimdi geçici bir önlem olarak iç tüketimin canlandırılması gerekiyor. Bu konuda biz hurda indiriminin önemli olacağını düşünüyoruz. Almanya ve Fransa'da otomotivdeki hurda indiriminin sektörü son derece hızlı harekete geçirdiğini biliyoruz” diye konuştu.

OBAMA'NIN ZİYARETİ

Toplantıda ABD Başkanı Obama'nın Türkiye'ye ziyaretine de değinen Büyükekşi, 2001-2008 arasındaki dönemde toplam ihracatın yüzde 321 artış göstermesine karşın ABD’ye ihracatın sadece yüzde 37 gibi sınırlı bir oranda arttığına dikkat çekerek, “Sanki görünmeyen bir el bizim ihracatımızı engelliyor. Sayın Obama’nın da ziyareti sırasında da bu rakamlara çok şaşırdığını ve ticaretin artırılması için bir komisyonun kurulması talimatı verdiğini öğrendik. Bu konuda karşılıklı olarak her iki ülke tarafında da bir çalışma yapılacak” dedi.

“İSTİHDAMIN KORUNMASI İÇİN GEÇİŞ DÖNEMİNE İHTİYAÇ VAR”

Büyükekşi, kriz ortamında istihdamın korunmasının önemine işaret ederek, “Bir geçiş dönemine ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç da istihdam için önemli. Önemli bölümü sanayi ürünü olan ve AB ülkelerine yapılan ihracatımızı insan kaynağımızla yapmışız. İnsan kaynağımız her şeyden, makineden de sermayeden de önemli. Onun için ben diyorum ki, eğer iç tüketim canlandırılabilirse Türkiye bu geçiş döneminde insan kaynağına sahip çıkar, işler düzeldiğinde de kaldığımız yerden devam ederiz” dedi.

Büyükekşi, kısa çalışma ödeneği uygulamasında bazı sıkıntılar yaşandığını ve başvuruların sonuçlanması için sürenin 1.5 aya kadar uzadığını belirterek, “Bu süre 10-15 güne indirilmeli. Ayrıca çok işçi çalıştıran şirketer değil 10-15 kişi çalıştıranlar da başvurabilmeli” dedi.

İhracatçılarla aylık ve 3 aylık eğilim anketleri yapacaklarını söyleyen Büyükekşi, ilk anketi Mart ayında yaptıklarını belirterek, ankette katılımcıların en büyük sorun olarak bankaların kriz ortamında kredileri kısması ve mali piyasanın daralmasının ortaya çıktığını söyledi.

“BANKALAR İHTİYACI OLANA KREDİ VERMİYOR, TEMİNATI OLAN DA BU FAİZLE KREDİ ALMIYOR”

Konuşmasında bankaların kredi musluklarını daralttığından yakınan Büyükekşi, “Fonlama maliyeti ne kadar düşük olursa olsun, Türkiye'de kredinin maliyeti pahalı kalmaya devam ediyor. Daha da ötesi, bankaların kredi/sermaye kaldıraç oranını giderek küçülttükleri de gözden kaçmıyor. 2008 Eylül ayından bu yana bankaların elindeki fonlar ve mevduat 40 Milyar TL'nin üzerinde büyürken, kredilerin sadece 5 Milyar TL'nin üzerinde artış göstermesi, kredi ilişkisinin her iki tarafında da iştah olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

Bankaların, kredi vermede seçici davrandığını ve ciddi teminat sahibi olanlara ya da şirketlerinin nakit akışında problem olmayanlara olumlu yaklaştıklarını belirten TİM Başkanı şu değerlendirmeyi yaptı:

“Tabii, bu bir paradoks. Çünkü ciddi teminata sahip veya nakit akışı gayet iyi seyreden şirketler bu faizlerle kredi almaya yanaşmıyorlar. Çünkü Merkez Bankası faizleriyle piyasa faizleri arasındaki makas oldukça açık. Diğer yandan, krediye ihtiyacı olan firmaların büyük çoğunluğu borç-alacak vade uyuşmazlığı nedeniyle nakit akışı sıkıntıya düşmüş, yeterli teminat gösteremeyen firmalar. Doğal olarak bankalar, bu tip firmaların uzağında durmayı tercih ediyorlar. Dolayısıyla kredi piyasası sıkışmaya devam ediyor.”

“KREDİ GARANTİ FONU KURULMALI”

Tim Başkanı bankaların reel sektöre ve ihracatçıya kredi açması için yaptığı çalışmaları da aktararak ikinci bir Kredi Garanti Fonu oluşturulması gereğine vurgu yaptı. Büyükekşi oluşturulacak ikinci KGF sayesinde riskin yüzde 70’inin fon tarafından yüzde 30’unun da bankalar tarafından üstlenileceğini belirterek, “Bankaların elinde para var ama vermiyorlar, çünkü riskli buluyorlar. Bu şekilde bankalar da rahatlıkla kredi açabilecekler. Böylece hem faizler düşebileceği gibi hem de kredi bollaşacaktır. Türkiye Bankalar Birliği böyle bir fonun oluşmasını dört gözle bekliyor” dedi.

Büyükekşi, bankaların piyasadan kredi alacakları rakamının 280 milyar TL’den son verilerle 260 milyar TL’ye düştüğünü ifade ederek, “Şimdi burada 20 milyar TL’lik yeni bir kaynak oluştu. Bu kaynak yeniden sisteme verilirse ekonomi oldukça rahatlar” yorumunu yaptı.

“KUR HEDEFİ 1.7 TL İÇİN LOBİ YAPIYORUZ”

Merkez Bankası ile geçmiş dönemde TİM’in ters düştüğünün ve hatta gazetelere ilanlar verdiğinin altını çizen Büyükekşi, faiz indirimlerini memnuniyetle karşıladıklarını kaydederek, “Merkez Bankası ile aramızda çok iyi bir işbirliği var. Merkez Bankası’nın sonuna kadar arkasındayız. İzlediği politika çok doğru. Artık dünyada en yüksek reel faiz veren ülke değiliz. Faizler de ilk kez tek haneye indi. Biz bir miktar daha indirim bekliyoruz faizlerde. Döviz kuru olarak da dolar için ise 1.7 TL için lobi yapıyoruz. Rekabet ortamının bir gereği olarak doların kurunun 1.7 olması yerindedir” diye konuştu.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı