İhanetler hep vardı

MUSTAFA Kemal Güney Cephesi’nden 37 yaşında bir general olarak İstanbul’a ayak bastığı gün işgal devletlerinin 55 gemiden oluşan donanması da Boğaz’a giriyordu.

Tarih 13 Kasım 1918...

Boğaz kapatılmıştı. Mustafa Kemal Haydarpaşa’dan İstanbul’a geçmek için saatlerce beklemek zorunda kaldı.

Askeri motorla karşıya çelik zırhlıların arasından geçerken ruhunda duyduğu isyanı şöyle dile getirdi: "Geldikleri gibi giderler."

Ve dediği gibi tam 5 yıl sonra 6 Ekim 1923’te, geldikleri gibi defolup gittiler.

İstanbul 5 yıl işgalcilerin yönetiminde kaldı. Bu dönem "Mütareke İstanbul’u" olarak adlandırılır.

Mustafa Kemal bu dönemin ilk 6 ayında İstanbul’da kalmış 16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru ile Samsun’a hareket etmiştir.

Alev Coşkun’un "Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay -İşgal, Hüzün, Hazırlık" adlı kitabı, Türk tarihinin yazgısının çizildiği bu çok kritik dönemi anlatır.

* * *

Mütareke İstanbul’unda büyük, rezil ihanetlerle, inanılmaz yurtseverlikler yan yana yaşanmıştır.

Mustafa Kemal, ülkenin parçalanacağını İstanbul’a ayak basar basmaz karşılaştığı manzarayı görünce anlamış, bunu önlemek için büyük çaba harcamıştır.

Yeni kurulan hükümette savaş bakanlığının kendisine verilmesini istemiş, ama bütün çabalarına karşın bunu elde edememiştir.

Yıllar sonra Gazeteci Yunus Nadi’ye bunun nedenini şöyle açıklar:

"Eğer ben o hükümette olsaydım işi daha İstanbul’un eşiğinde çözerdim. Karaya itilaf devletleri askerlerini çıkarmamak için kesin önlemler alırdım. Ne olacaksa olurdu. Karaya işgalci askerleri çıkamayabilirdi. Hükümet, padişahın arzu ve iradesiyle ve yaptıkları gibi defolup gitmezdi. Gerekirse tahtını padişahın başına geçirirdim, fakat hükümet yerinde kalırdı."

Yusuf Hikmet Bayur’un "Hükümete girebilseydiniz ne yapabilirdiniz?" sorusuna da şu yanıtı verir:

"Padişahı ve hükümeti alıp Anadolu’ya çekilir, mütareke ve barış görüşmelerini oradan idare ederdim."

* * *

"Mütareke İstanbul’u" denen utanç döneminin en rezil sayfası ise "mütareke basını"dır.

İstanbul’daki Peyam-i Sabah, Alemdar, Türkçe İstanbul zaman zaman da Vakit ve İkdam adlı gazeteler işgalcilere şakşakçılık yapıyor, Mustafa Kemal önderliğinde Anadolu’da başlatılan başkaldırı hareketini haydutluk olarak tanımlıyorlardı.

Bu gazetelerin işbirlikçi kalemleri Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Rumlar’dan, Ermeniler’den daha tehlikeli düşmanlar olarak tanımlıyorlardı.

Onlar İngiliz yönetimi veya Amerikan mandası istiyorlar, onun için halkı Mustafa Kemal ve çevresindekilere karşı kışkırtıyorlardı.

Ancak sonunda Anadolu’da verilen ölüm kalım savaşı başarıya ulaşmış, zafer kazanılmış ve ülke düşman işgalinden kurtarılmıştı.

Türkiye’yi parçalamak isteyen işgalciler Atatürk’ün dediği gibi tanklarıyla, toplarıyla, gemileriyle geldikleri gibi gittiler.

O günlerden bugünlere gelirsek hep aynı ihanetlerin sürüp gittiğini görürüz.

Bugün Atatürk’e, laik cumhuriyete karşı bir anlayışı iktidara getirdik.

Bugün kara çarşafı bile kabullenir olduk.

Bugün Mustafa Kemal’i karalayanlara, cumhuriyete ve değerlerine dudak bükenlere, Türkiye karşıtlarıyla birlikte hareket edenlere sessiz kaldık...

Atatürk hepimizi affetsin.
Yazarın Tüm Yazıları