Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İğneyi kendimize...

<B>BUNDAN </B>birkaç gün önce Rus televizyonunun <B>‘‘Doğudan Gelen Ajan’’ </B>belgeselinde ilginç bir haber yayınlanıyor:

‘‘Rusya'da 1996 yılında Vicdan Şanslı isimli bir Türk casusu yakalandı. Türkler bu casusa çok önem veriyordu. Dönemin MİT Müsteşarı Sönmez Köksal özel uçakla Rusya'ya geldi, gizli pazarlıklar yapıldı ve Türk casusu yanına alıp Türkiye'ye götürdü.’’

İlginç bir haberdi. Bunu önceki gün bizim gazete manşetten verdi. Peki kimdi bu Vicdan Şanslı? Demek çok önemliydi ki, MİT Müsteşarı bizzat Rusya'ya gidip onu Türkiye'ye getiriyor, belki de bizde yakalanmış bir Rus casusla takas ediyordu.

Ama benim açımdan olay, dün başladı... Çünkü konunun devamı dün Türkiye'nin en büyük gazetesi Hürriyet ve büyük gazetelerinden Sabah'ta yeniden gündemdeydi... Ve her iki gazete de, bu olayı dün birinci sayfada manşetten, ama çok farklı içerikle veriyordu.

Her iki gazete de, casus olduğu iddia edilen Vicdan Şanslı'yı bulup konuşmuştu.

Fakat verilen haberlerde bazı ‘‘küçük’’ farklar vardı ve insan ister istemez şaşkınlığa düşüyordu.

***

Önce Hürriyet'in dünkü haberine bakalım. Vicdan Hanım, kendisiyle Bursa'da konuşan DHA muhabiri Fuat Kars'a şöyle diyordu:

‘‘Ben ajan değil, turizm rehberiyim. Aynı zamanda yeminli tercümanlık yapıyorum. Mesleğim gereği Rusya'ya gittim. Ama gözaltına alınmadım, tutuklanmadım.’’

Vicdan Şanslı
1989 yılında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçmüş. İki çocuğu var. Bulgaristan'da Rus dili ve edebiyatı öğrenimi gördüğü için çok iyi Rusça biliyormuş. Yaz aylarında Antalya'ya gidip turist rehberi olarak çalışıyormuş. Bunları kendisi anlatıyor ve daha sonra şöyle konuşuyor:

‘‘Rus televizyonundaki yayına çok şaşırdım. Benim casuslukla bir ilgim yok. Şimdi korkudan sokağa çıkamıyorum. Çocuklarım panikte. Bu olayın nereden çıktığını bilmiyorum. Rehberlik yaptığım için Rusya ve diğer ülkelere turistler götürdüm. Beni çekemeyenler vardı. Komplo olabilir. Ajan değilim. MİT adına da çalışmadım.’’

En çarpıcı cümlesi ise şuydu:

‘‘Rusya'da gözaltına alınmadım, cezaevine konulmadım.’’

Olayın bizim gazetede dün aktarılan boyutu aynen böyle.

Vicdan Şanslı önceki gün Bursa'da ama Antalya'da yaşadığını söylüyor. Muhabirimiz Fuat Kars'la birlikte resim çektiriyor. Kendi sözlerine göre casuslukla hiçbir ilgisi yok, Rusya'da gözaltına falan da alınmamış.

***

Şimdi gelelim dünkü Sabah Gazetesi'nde bu konuda yazılanlara. Sabah Haber Ajansı Samsun muhabiri Yener Cabbar yine önceki gün Vicdan Hanım'a cep telefonundan ulaşıyor.

Bu kez hadise tamamen farklı bir boyutla kamuoyuna yansıtılıyor. Vicdan Hanım Sabah Gazetesi'ne bambaşka şeyler anlatıyor. Ortaya 180 derece zıt bir tablo çıkıyor.

İşte söyledikleri:

‘‘Anadilim gibi Rusça bildiğim için emniyet birimlerinde tercüman olarak çalıştım. Bu arada abilerimin (MİT'çilerin) isteklerini geri çevirmeyip Rusya'ya gidiyor, bazı evraklar götürüyordum. Kime götürdüğümü bilirdim ama ne götürdüğümü bilmezdim. Bu işler için para alıyordum. En son 1996 yılında İvanov isimli Rus ajanıyla görüştüm ama onu MİT'e gelmesi için ikna edemedim. Havaalanında takip edildiğimi anladım...’’

Sonra Rusya'da yakalanıyor, içeri atılıyor.

‘‘6 ay gözaltında kaldım, her gün çapraz sorgu yaptılar. Konuşursam öleceğimi biliyordum. Rus gizli servisi benim görüntülerimi çekmiş. Bu yüzden hem yazdım hem oynadım. Her gün farklı şeyler söyledim. Hatta deli rolü bile yaptım. Sürekli değişik isimler verdim. Şaşkına döndüler. Türkiye'deki bağlantılarımı sordular. Rusya'da nerede olduğumu bir tek ‘‘abilerim’’ biliyordu... Türkiye'ye iade edileceğimi anladım. Yaptığım işin ne kadar önemli olduğunu da, beni (Rusya'ya) almaya gelen MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'ı görünce anladım. Sonra (onunla beraber) uçağa bindik ve Rusya'dan ayrıldık.’’

***

Tabloyu gördünüz. Casus olduğu iddia edilen bir kadınla, iki gazeteci önceki gün konuşuyor. Biri evine gidiyor, resimlerini çekiyor, diğeri cep telefonuyla görüşüyor.

Ortaya çok farklı bir tablo çıkıyor.

Birinde ‘‘Benim bu işlerle ilgim yok. Ne casusluk yaptım, ne gözaltına alındım’’ diyen masum ev kadını kılıklı Vicdan Şanslı, diğerinde ise ‘‘Bunları yaptım, yakalandım, beni MİT Müsteşarı Rusya'dan gelip aldı’’ diyen profesyonel ajan kılıklı Vicdan Şanslı!

Biz bu çelişkili sözleri dün Türkiye'nin iki büyük gazetesinin manşetlerinde okuyoruz. Bu durumda, ortaya iki olasılık çıkıyor:

1- Kadın, gazetecilere farklı şeyler anlatmış. Birine doğru söylerken, öbürüne yalan söylemiş. Hangisine inanalım?

2- Gazetecilerden biri, olayı bilerek veya bilmeyerek, 180 derece çarpıtmış.

3. Veya Vicdan Şanslı gerçekten MİT görevlisi ve bunu geçmişte bir gazeteci arkadaşına anlattı. O da dün bu olay ortaya çıkınca, Sabah Gazetesi'nde sanki dün konuşmuş gibi yazdı.

Ben bir gazeteci olarak bunu hiç anlamadım. Biri ya casusluk yapıp yakalanmıştır, ya da böyle bir şey olmamıştır. Bu olayda hangisi doğru?

Kafam karıştı. Şimdi insanlar hangi habere güvenecek?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI